İşçi sınıfını konuşacaksak temel teori veya dünya bütünsel görüşü ile herhangi
bir yerde izlenen politik çizgi farklı şeylerdir.Birincisi daha kalıcı deyim yerindeyse strüktüreldir.
Belirli bir felsefi bakış (materyalizm) geçmişte ve bugün devlete sınıflığı açısından
yaklaşım artı ürün veya artı değerin emekçilerden çekilip alınma biçimlerine ilişkin
bir kavrayış; ırkçılık ve milliyetçiliğin reddi enternasyonalist bir duyarlılık gibi köşe
taşlarını içerir. İkincisi kısa süreli ve geçicidir.
İdeal olarak akımların teori çizgi ve ayaklarını diyaletik bir ilişki içinde
götürebilmeleri için her ikisindende hakları vermeleri gerekir.Bazen temel teori
politik çizgiyi tamamen yutabilir.Göreceli özerkik alanını bütünüyle ortadan kaldırabilir.
Faraza kapitaldeki üretim şekli analizi cereyan ettiği soyutluk düzleminde iki temel
sınıftan söz ediliyor.Gerçek haytta burjuvizeye karşı proleterya yalınlığı içinde kavrar
ve siyasi talepleri işçilerin ekonomik çıkarları etrafında önerirseniz bu teorinin politikayı
yumuşatmasına örnek olabilirsiniz.
Ne yazık ki günümüzde sendikalar sınıfsal bağlamında ne bir talepleri,ne de
öyle girişimleri mevcut işçi sınıfı 1980 yılından bu yana taşeronlaşma ve sendikalaşmaya
doğru gidiyor.Türkiye'de özelleştirme ve taşeronlaştırmanın getirdiği işsizliğin,dolayısıyla
arkasından sendikalsızlaşmayı doğuruyor.Fakat günümüzde sendikalar sanki hallerinden
memnunlarmış gibi davranıyor.Mantıklı düşündüğünüz zaman tabiki de memnun olacaklar.
Çünkü,ekonomik bağlamda sorunları yok.Artık sendikacılar sınıf sendikacılığı yapmıyor,
yavaş yavaş mafyalaşmaya doğru gidiyor.Çünkü,artık özel sektör de örgütlenme yapamıyor.
Kamu sektöründeki işçileride her şubeye 1000 civarında üye bağlıyor,bu şekilde şubede
profesyonellik anlamında 3 ten daha fazla yönetici olmuyor.Böylece şubeler genel merkezlerin
rahatını bozamıyor.
Genel merkezlerin şu anki durumunu inceleyecek olursak kimi Ergenekon finansmanlığına
soyunuyor.
kimileride 300.000.000 TL'si hava olup uçuyor.Gerçi bu olaylar mahkeme sürecinde olduğu
için fazla irdelemek istemiyorum.
Fakat şu anda aklımı kurcalayan tek düşünce artık işçiler ve işverenler arasındaki
iletişimi sağlayamamaktadır.Bu durum aynı şekilde devam ederse 3 sene sonra Türkiye'deki
tüm sendika şubelerinin kapatılacağı kuşkusunu taşımıyor değilim.Bu kuşkularımı
yanılmıyorsam emeğiyle geçinen tüm insanlar taşıyor...NE DERSİNİZ???
abdulrahimkaplan@hotmail.com

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder