31 Ağustos 2009 Pazartesi

DEMOKRATİK AÇILIM

DEMOKRATİK AÇILIM

Demokratik açılım nereye varılacağını bilmiyorum ama bildiğim tek şey artık klişenin kırıldığı cinin şişeden çıktığı ne yaparsak yapalım artık cinin geri şişeye giremeyeceğidir. Adına ne denirse densin ister demokratik açılım ister Kürt açılımı
Artık iyi şeyler olacağı kesin umarım ki bu işi yürüten halklar arasındaki farklılıkları tespit edilirse sorunlar mağduriyetler giderilirse inanıyorum ki savunmaya ayırdığımız paraları ülke kalkınmasın kullandığımız takdirde ham ülke kalkınır hem bugün % 16 olan işsizlik oranı kısa süre içinde sıfıra iner.
Kimli taleplerinin yol açtığı bu değişim dalgasına kayıtsız kalmak mümkün değildir.
Kapitalist toplumlarda değişimin dinamiği gelirin dağılımı özerinde yaşanan adaletsizliğidir. Diyerek kimlik adaletsizliğine sırt çevirmek mümkün mü?
Diğer yandan işçi sınıfının verdiği ekmek ve demokrasi mücadelesine sırt çevirmek mümkün mü? Ebetteki hayır her iki konu da da hiç kimse kayıtsız kalamaz.
Kimliklerin bu günün toplumlarında değiştirici bir potansiyel taşıması içinde yaşadığımız piyasa ekonomisinin dağılım adaletsizliklerinin ima ettiği siyasetleri terk etmemiz gerektirmiyor.
Gerektirmiyor çünkü bu günün dünyasında kimliklere ilişkin adaletsizlikler dağılım adaletsizliğini zaten içeriyor.
Bu çerçevede baktığımızda bütün ülkede kimliklerin yol açtığı demokrasi talebi zaten var olan sisteminde değişmesi talebidir.
Açılımın amacı n e olursa olsun bence ülkenin demokratikleşmesinde ve modernleşmesinde sürükleyici bir rol oynamaya başlamasıdır bu rolü de işçi sınıfı üstlenmelidir. www.Abdurrahimkaplan.com

YENİ WEB SİTEM YAYIN HAYATINA BAŞLAMIŞTIR

MAKALELERİMİN ÇOĞALMASI VE DEĞİŞİKLİKLER GEREKTİĞİ İÇİN YENİ BİR SİTE AÇMIŞ BULUNMAKTAYIM...
YENİ WEB SİTEM :

www.abdurrahimkaplan.com

27 Ağustos 2009 Perşembe

KÜRESEL KRİZ VE SENDİKALAR

KÜRESEL KRİZ VE SENDİKALAR

Türk-iş in yaptırdığı araştırmaya göre ekim 2008 den 2009 temmuz ayına kadar konfederasyonlara bağlı sendika üyesi 40 bin 755 işçi işten çıkarıldı.
44 bin 340 işçi ücretsiz izne gönderildi.
Krizin işçilere yansınmaları izlemek amacıyla kurulan emek masası verilerine göre METAL işe bağlı işyerlerinde 53 üye işten atıldı 1314 üye ücretsiz izne gönderildi.
100 sendika üyesi de yarım gündelikle çalıştırıldı.
Sendikanın bu 10 aylık dönemde ücretsiz izne çıkarılan üye sayısı 23 bin 42 yi buldu.
TEKSİF İŞ sendikasına bağlı iş yerlerinde 4bin 405 işçinin işine son verildi.
7 bin 568 üye ücretsiz izne çıkarıldı ÇİMSE İŞ sendikası üye işçilerden 8 bin 610 işçi işsiz kaldı 12 bin536 işçi ücretsiz izne çıkarıldı.
TEK GIDA İŞ sendikası işçilerden bu 10 aylık dönemde 85 işçinin işine son verildi.
447 işçi ücretsiz izne çıkarıldı.
PETROL İŞ sendikasına bağlı işyerlerin dede durum farklı değil bu kriz döneminde726 işçinin işine son verildi, 707 işçi ücretsiz izne çıkarıldı.
Genel maden iş sendikası üyesi krizle birlikte işten çıkarılan işçi sayısı bin 716 dır.
DOK GEMİ İŞ sendikası üyesi 300 işçi işsiz kaldı.
DERİ İŞ sendikasına üye 266 işçi, BASIN İŞ sendikası üyesi 160 üye, SELÜLOZ İŞ üyesi 132 işçi, T.G.S üyesi 52 işçi bu 10 aylık kriz döneminde işten çıkarıldı.
Peki soruyorum işçileri işsiz bırakarak mı krizleri yeneceksiniz? Yoksa üretim yaparak mı? Hükümetten çeşitli destekler alan özel sektör üretim yapmadan zararsız bir şekilde krizi atlatmayı düşündü! Ülke batmış, işçi aç kalmış sermayedarların umurunda mı?
TÜRK-İŞ ve diğer sendikalara da sormadan geçemeyeceğim yukarıdaki veriler genel grev nedeni değimli? Ne zaman tavır alacaksınız yaksa üyesiz kaldıktan sonramı?
abdulrahimkaplan@hotmail.com

26 Ağustos 2009 Çarşamba

ALİM İLE ABİT

ALİM İLE ABİT

Erenlere sormuşlar!
Âlimle abit arasında ne fark var?
Yani bilenle bilmıyen.
Erenler demiş ki :alimle abidi bir gemiye koymuşlar,gemi battığında abit sadece kendini kurtarmış, alim ise hem kendini hem gemiyi kurtarmış.
İşte bizim sendikacılık anlayışımızda alimin sendikal anlayışıdır.
Muhalefet olarak bizim sendikal anlayışımız kişisel çıkar özerine kurulmadı.
Bizim amacımız üyelerimizin refahı, güvenli bir gelecek ve huzurlu bir çalışma ortamı
Biz üyelerimize bunları sağlaya bilirsek ne mutlu bize.
İnanıyorum ki iktidara geldiğimizde biz bunları yapacağız.
Zaten amacımız işçi sınıfının hak ve özgürlüklerini kurumak kazanımlarına yeni kazanımlar sağlamak bizler kazanılmış haklarımıza dokunulmasını genel grev nedeni görmekteyiz.
Muhalefet olarak bütün çalışmamızı alimane şekillendirdik.
Olağanüstü genel kurul talep ederken dahi bireysel düşünmedik. 2821 sayılı sendikalar yasası ile T.YOL İŞ SENDİKASI tüzüğünü tamamını hukukçu dostlarımızla haftalarca inceledik ve aleyhimize olabilecek hiçbir madde yok ve yasal olarak tamamen lehimize olması gerekirdi. Çünkü biz işçi sınıfını düşündük
İşte bizim mevcut sendika yönetimiyle farkımız bu çünkü biz alimiz.
Peki bugünkü sendika yönetimi ne yapıyor?
Bugünkü sendika yönetimi abittir.
Sadece kendini düşünür günü kurtarmaya çalışıyor.
İşçi sınıfı umurunda değil, çünkü gelecekle bir sorunları yok çocuklarının da gelecekle bir sorunu yok.gemi nereye kadar giderse!
Bir örnek vermek gerekirse SSK hastanelerine el konulduğunda bu sendikacılar ne yaptı?kıdem tazminatı ile ilgili spekülasyonu ile ilgili ne yapıyorlar?
Emekli aylığı bağlanma hesaplaması ile ilgili spekülasyonlara sendikacılarımız ne yapıyorlar?toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde 2 yevmiye skalası mağdurlarının tüm umutlarını yıkarken vicdanları rahatımıydı?
2009 yılı Toplu iş sözleşmesi imzalanırken hangi işçinin görüşü alındı ?
İşte bu sorularımın cevabı kocama bir hiç.
İşte bizim mevcut yönetimle farkımız bu biz alimiz.
abdulrahimkaplan@hotmail.com

24 Ağustos 2009 Pazartesi

işçi simsarları ve sendika

İŞÇİ SİMSARLARI VE SENDİKALAR


İşçi simsarlığı yasası bilindiği gibi sayın cumhurbaşkanımız tarafından veto edildi.
Veto edildi ama veto edilene kadar bürolar kuruldu ve 2008 ve 2009 yıllarında bu bürolar 100 binlerce elemen çeşitli şirketlere yerleştirdi.
Dikkat ederseniz işe yerleştirilenlerin çoğu mühendis yönetici veya teknik eleman.
Demek oluyor ki yine bizim işçiler işsiz.
Allahtan sn. cumhurbaşkanımız bu yanlışı görüp yasayı veto etti yoksa bizim işçi sınıfının hali perişandı.

SENDİKALAR NE YAPİYOR?

Sendikalar hiç yerinde durmuyorlar sürekli teşkilatları dolaşıyorlar işçileri bilgilendiriyorlar, şaka, şaka
Söylemek gerekiyorsa onlarında pek bir şey bildikleri yok!
Neden biliyor musunuz? Geçen hafta bizim sendika şube yöneticilerimiz teşkilatı dolaştılar?
Gittikleri her işyerinde muhalefeti konuştular. Sevgili yöneticiler siz çalıştınız da muhalefet mi sizi engelledi siz muhalefetin aleyhinde konuşacağınıza sorunları çözün
Siz sorun çözdünüz de muhalefet mi sizi engelledi?
Gittiğiniz her işyerinde toplu iş sözleşme ile ilgili ne anlattınız?
Hangi kayıplarımızı telafi ettiğinizi anlattınız?
Toplu iş sözleşme farkları ile ilgili ne anlattınız?
2 yevmiye skalası mağdurları üyelerimize ne gibi haklar kazandırdığınızı mı anlattınız?
Tabii muhalefet var çünkü muhalefet bu sorduklarımın anlatılmasına,alınmasına engel değil mi? İnanın muhalefet olmasaydı sendikaya bile uğramazdınız.
Sevgili yönetenlerim siz gittiğiniz her işyerlerinde toplu iş sözleşmesi, kıdem tazminatı ile ilgili spekülasyon iddiaları ile ilgili emekli aylığı bağlanma konusunu anlatsaydınız hay hay siz ne yaptınız toplantılar başladı muhalefet toplantı bitti muhalefet.
Değerli karayolcu.com okurları sevgili dostlar işçi sınıf ulusal değil uluslar arası bir sınıftır. Dolayısıyla çıkarları da ulusal değil uluslar ötesidir ne sendikal bürokrasisi nede burjuva sınıfı örgütlü işçi sınıfının karşısında direniş göstere bilir.
Hele ki mersin yol iş şubesi asla.
abdulrahimkaplan@hotmail.com

18 Ağustos 2009 Salı

TOPLANTIDAN İZLENİMLER

TOPLANTIDAN İZLENİMLER!

Nasıl bir ülkede yaşıyoruz?
Yaşadığımız ülkede bir site yönetimi toplantısında dahi birlik ve beraberlik mesajları verilirken, sendikal muhalefeti hazmedemiyoruz. eskiden muhalefet olsun iktidar olsun dilediği her şeyi her türlü eleştiriyi yapardı orda kalırdı beyler unutmayın 21 inci yüzyılda yaşıyoruz yaşadığımız çağ teknoloji çağıdır yoksa siz hala kara kaplı defterlerle mi dolaşıyorsunuz?
Toplumumuzda hayatımıza kastedilmedikçe sokağa çıkmayız rekabet bizi gerer muhalefete her türlü çamuru atarız ama bize gelen eleştiriyi hazmetmeyiz. Sevgili sendika yöneticilerim biliyorsunuz okullarda dahi sınıf başkanını seçerken dahi iki liste ile girilir bilmeniz lazım eğer okul okuduysanız?
Bugün benim işyerimde sendika bilgilendirme toplantısı yapıldı tabi adı bilgilendirme toplantısı idi şube Başkanımız sadece altı aylık zamlar dışında sözleşmeyle ilgili tek bir kelime etmedi toplantının gidişatı tamamen benim sitede yazdığım uyarıcı ve yapıcı eleştirilerim oldu.
Benim sendikal anlayışım toplu iş sözleşme sonrasında sendikalar bütün teşkilatı dolaşarak aldıkları hakları almak isteyipte alamadıkları bazı hakları tek tek sıralarlar bunların hiç biri anlatılmadı toplu iş sözleşme farklarımızın ne zaman ödeneceğini hiç anlatılmadı pardon ‘2 inci yevmiye skalası mağdurları için ne dediler biliyor musunuz? Biraz daha çalışsınlar!!! bumu sendika anlayışları?
Yani sendika yöneticileri ne yaparsa yapsın kimse eleştirmeyecek mi? Her yaptıkları yanlışa ortak olmamızı bekliyorlarsa yanılıyorlar.
Biz muhalefet olarak yanlışlarını gördüğümüz anda gerek teknoloji araçlarla gerekse toplantılarda yüzleri nede söyleriz.
Ama her türlü demokratik mücadelelerinde de yanlarında oluruz. Kendimizi de kullandırmayız.
Bugünkü toplantıda da söyledim yine söylüyorum bir sendikacı sıradan bir birey değildir birey gibi davranamaz attığı adımı ölçülü atmalı her söylediği kelimeden ne anlam çıkarılacağını iyi hesap etmeli aksi takdirde kimse dikkatte almaz. Birde şube başkanı bütün yönetiminden sorumludur.
Yönetimindeki herhangi birinin yaptığı hatayı tüm yönetime mal olur bence bugünlük yeter ya bu deveyi güdersiniz yada bu diyardan gidersiniz..
abdulrahimkaplan@hotmail.com

11 Ağustos 2009 Salı

YOLİŞ SENDİKASININ DÜŞTÜĞÜ DURUMA BAKIN

YOL-İŞ SENDİKASININ GETİRİLEN DURUMUNA BAKIN

T.Yol-iş sendikası 9-10 eylül 1963 tarihinde Ankara, da toplanan temsilciler müşterek kararıyla kurulmuştur.
Kuruluş yılarında küçük bir odada idareten temin edilen masa ve birkaç tane sandalyelerle 579 lira bütçesiyle faaliyete başladı o tarihten sonra yol-iş federasyonu inşaat iş kolunda örgütlenme hamlesi başlattı kısa sürede kamu kesiminin tamamında
Ve özel sektörün birçok iş yerinde örgütlendi.
T.Yol-iş federasyonu kurulduğu sağlam temeller ve ilkeli duruşuyla emin adımlarla gelişmesini sürdürdü.
Yol-iş federasyonu, nun güçlü bir kuruluş haline gelmesinde emeği geçen bütün üye ve yöneticilerden hayatta olanları saygıyla selamlarken aramızdan ebediyen ayrılan büyük önder Halit Mısırlıoğlu ve mücadele arkadaşlarını rahmet ve saygıyla anıyoruz.
İşte sendikacılık bu değerli işçi önderlerimizin azmi ve mücadeleci kişilikleri sayesinde örgütlendik ve çağdaş demokrasinin temel taşı olan sendikalarımıza kavuştuk
Ve bu gün sendikalarımıza kavuştuk.

NE ZAMAN KAN KAYBETMEYE BAŞLADIK

Bilindiği gibi 12EYLÜL ile birlikte 7. 6. 1983 tarihinde çıkarılan 2821 sayılı sendikal yasasıyla yan gelip yatmak için can atan kimi sendika yöneticilerine gün doğdu.?
20.6.1983 tarihinde toplanan T.Yol-iş sendikası yönetim kurulu federasyondan milli tip sendikaya geçme kararı aldı. Genel merkezle beraber şubelerde olağanüstü genel kurula giderek şubelere dönüştüler.
ŞUBELER BUNDAN SONRA EMİR KOLU
Bu tarihten sonra şubeler genel merkezden gelen talimatlara göre hareket etmek zorunda. Genel merkezde bu tarihten sonra yavaş yavaş üye bazında erimeye başladı
Kimi şubeleri üyesi kalmadığından kapandı kalan şubelerde yavaş yavaş amatörlüğe düşmeye başlandı. Dedim ya ne ekersen onu biçersin genel merkez şubeleri bitirip yetki ve karar sahibi ben olacağım dedi ama üyesiz yetki ve karar sahibi olsan ne olur?
Yani kamuda işçi alımı yapılmazsa hiçbir yerde örgütlenme yapmayacaksınız?
Pardon 2 inci yevmiye skalası mağdurlarının durumu ne oldu?
abdulrahimkaplan@hotmail.com

YOL-İŞ SENDİKASININ DÜŞTÜĞÜ DURUMA BAKIN

YOL-İŞ SENDİKASININ GETİRİLEN DURUMUNA BAKIN

T.Yol-iş sendikası 9-10 eylül 1963 tarihinde Ankara, da toplanan temsilciler müşterek kararıyla kurulmuştur.
Kuruluş yılarında küçük bir odada idareten temin edilen masa ve birkaç tane sandalyelerle 579 lira bütçesiyle faaliyete başladı o tarihten sonra yol-iş federasyonu inşaat iş kolunda örgütlenme hamlesi başlattı kısa sürede kamu kesiminin tamamında
Ve özel sektörün birçok iş yerinde örgütlendi.
T.Yol-iş federasyonu kurulduğu sağlam temeller ve ilkeli duruşuyla emin adımlarla gelişmesini sürdürdü.
Yol-iş federasyonu, nun güçlü bir kuruluş haline gelmesinde emeği geçen bütün üye ve yöneticilerden hayatta olanları saygıyla selamlarken aramızdan ebediyen ayrılan büyük önder Halit Mısırlıoğlu ve mücadele arkadaşlarını rahmet ve saygıyla anıyoruz.
İşte sendikacılık bu değerli işçi önderlerimizin azmi ve mücadeleci kişilikleri sayesinde örgütlendik ve çağdaş demokrasinin temel taşı olan sendikalarımıza kavuştuk
Ve bu gün sendikalarımıza kavuştuk.

NE ZAMAN KAN KAYBETMEYE BAŞLADIK

Bilindiği gibi 12 ile birlikte 7. 6. 1983 tarihinde çıkarılan 2821 sayılı sendikal yasasıyla yan gelip yatmak için can atan kimi sendika yöneticilerine gün doğdu.?
20.6.1983 tarihinde toplanan T.Yol-iş sendikası yönetim kurulu federasyondan milli tip sendikaya geçme kararı aldı. Genel merkezle beraber şubelerde olağanüstü genel kurula giderek şubelere dönüştüler.
ŞUBELER BUNDAN SONRA EMİR KOLU
Bu tarihten sonra şubeler genel merkezden gelen talimatlara göre hareket etmek zorunda. Genel merkezde bu tarihten sonra yavaş yavaş üye bazında erimeye başladı
Kimi şubeleri üyesi kalmadığından kapandı kalan şubelerde yavaş yavaş amatörlüğe düşmeye başlandı. Dedim ya ne ekersen onu biçersin genel merkez şubeleri bitirip yetki ve karar sahibi ben olacağım dedi ama üyesiz yetki ve karar sahibi olsan ne olur?
Yani kamuda işçi alımı yapılmazsa hiçbir yerde örgütlenme yapmayacaksınız?
Pardon 2 inci yevmiye skalası mağdurlarının durumu ne oldu?
abdulrahimkaplan@hotmail.com

10 Ağustos 2009 Pazartesi

YOL-İŞ BU OLMAMALI

YOL-İŞ BU OLMAMALI

Aslında biz yol- işin mücadele tarihiyle onur duyuyoruz. 1990 lı yıllara kadar.
Bu yıllardan sonra değişen ne oldu?
Bu tarihten sonra sendikal mücadele yerini kişisel çıkar rant ve çocuklarının ekmek kapısı durumuna geldi sendikalar. Kimi sendikalar özerinden milletvekili oldu,
Kimi SSK yönetim kurulu üyesi oldu, CHP. nin T:iş bankası ortağı olduğu gibi.
Tabii konumuz siyasi partiler değil konumuz sendikal işleyiştir.

NASIL BİR YOL-İŞ ÖZLEDİK BİLİYORMUSUNUZ?
Unutmamak gerekir ki YOL-İŞ Türk sendikacılık hareketi içinde seçkin bir yer kazanmıştır. Yol-iş birbirinden değerli olaylar ve kazanımlara imza atmıştır. Bu kazanımların gerçek sahibi kitlesel gücü ve demokratik birikimi
Sayesinde başarmıştı.
Bizi 1990 lı yılların ortalarına kadar çabamız örgütsel düzeyde birleştirici olmak ve gücümüzü zaafa uğratmamak doğrultusunda mücadele ettik.
BIÇAK KEMİĞE DAYANDI….
Değerli arkadaşlarım artık bıçak kemiğe dayanmıştır.
Yol-iş geleneği içinde üyelerimizin gücüne güvenerek ve bu gücü harekete geçirerek mücadele edeceğiz mücadele gücümüzü geliştireceğiz bu gücümüzü önce yol-iş te ortaya koyacağız daha sonra 2 yevmiye skalası mağdurları üyelerimizle beraber Türk-iş e taşıyacağız.
NE OLDU O GÜÇLÜ YOL-İŞ SENDİKASINA…
Sene 1992 T.yol-iş sendikasının üye sayısı 110 bin idi. Bu güce sahip Yol-iş beceriksiz ve kişisel çıkar peşinde koşan yöneticiler sayesinde bu gün T. yol-iş sendikasının üye sayısı 42 bin civarındadır.
Sadece genel merkez mi suçlu ? hayır bizimde suçumuz var niye biliyor musunuz? Şubelerin Tüzel kişiliği var bilerek hep şubeleri muhatap aldık.
Meğer yetkisiz yetkililermiş.
Açık söyleyeyim mahkeme gününe kadar şubelerin tüzel kişiliği olmadığını bilmiyordum.
Mahkeme sayesinde öğrendim eminim bir çok şube yöneticisi yetkilerinin elerinden alındığını bilmiyordur.
Bence genel merkezin şubeleri kapatıp yerine iş yeri temsilcilikleri açsın en azından parayı şubelerle paylaşmazlar.
BÖLÜNMÜŞ BİR YOLİŞ DEĞİL YUMRUK GİBİ BİR YOL-İŞ İÇİN…
2 Yevmiye skalası mağdurları bütün emekçiler muhalefete güç verin önce şube yönetimlerine geleceğiz dah yönetimini alarak Türkiye işçi sınıfına yaraşır bir
a sonra hem genel merkezin hem de TÜRK- İŞ in yönetimini alarak Türkiye işçi sınıfına yaraşır bir mücadele birliğini ortaya koyacağız Türkiye nin her yerinde örgütlenerek YOL-İŞ üye sayısını 100 binlere çıkaracağız bunu başarmak için muhalefete omuz verin………..
abdulrahimkaplan@hotmail.com

7 Ağustos 2009 Cuma

Kısa çalışma ödeneğinden yararlananların sayısı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 35 azalarak 82 bin 439 kişiden 53 bin 734 kişiye düştü. Aynı dönemde fondan ödenen miktar da yüzde 35 azalarak 15 milyon 539 bin TL oldu.
İş-Kur Ağustos ayı İşsizlik Sigortası Fonu aylık bültenini yayımladı. Buna göre, işsizlik sigortasının uygulamaya başladığı Mart 2002 tarihinden 31 Temmuz tarihine kadar sisteme 1 milyon 852 bin 427 kişi başvuruda bulunurken, 1 milyon 612 bin 748 kişi de işsizlik ödeneği almaya hak kazandı. Mart 2002 tarihinden Temmuz 2009’a kadar toplam 2 milyar 536 milyon 499 bin TL ödeme yapıldı. Temmuz’da işsizlik ödeneğinden yararlanmak üzere 44 bin 904 kişi başvuruda bulunurken, aynı dönemde 292 bin 947 kişiye 97 milyon 446 bin 276 TL ödeme yapıldı.

ÜCRET, 600 GÜN PRİM ÖDEYENE
Ücret Garanti Fonu İşsizlik Sigortası Fonu’nun varlığı 31 Temmuz tarihi itibariyle, ödemeler toplamı 20 milyon 812 bin 184 TL düşüldükten sonra 101 milyon 373 bin 870 TL oldu.
Temmuz’da Ücret Garanti Fonu’ndan bin 543 kişiye toplam 2 milyon 737 bin 98 TL ödeme yapıldı. İşsizlik Fonu giderlerinin 1 milyar 992 milyon 704 bin TL’si GAP kapsamında Hazine Müsteşarlığı hesaplarına aktarıldı.
Yasaya göre, işsizlik ödeneğinden yararlanabilmek için öncelikle bir işte çalışıyor olmak ve son 3 yıl içinde 600 gün prim ödemesi yapmak gerekmekte. Ancak bu koşul tek başına yeterli değil. Sigortalı işçi, hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün içinde de kesintisiz prim ödeyerek sürekli çalışmış olmalı. Yasadaki şartları taşıyanların işsizlik ödeneğinden yararlanma süresi oldukça sınırlı. Örneğin, son 3 yılın tamamında (toplam 1080 gün) prim ödemiş bir sigortalı ise 300 gün işsizlik ödeneği alabilmekte. Ayrıca net asgari ücretin 527,13 lira olduğu haziran ayında işsiz başına ödenen tutar sadece 335 lira düzeyinde.kaynakça:birgün,işkur

6 Ağustos 2009 Perşembe

ELEŞTİRİ VE ÖZELEŞTRİ

ELEŞTİRİ VE ÖZELEŞTİRİ

Sene 1979 tarihinden bu yana anlayacağınız 30 yıl 361 aydır her zaman üyesi olmaktan gurur duyduğum TÜRKİYE YOL-İŞ sendikasının aktif üyesiyim. yönetim kademeleri dışında uzun süre görev yaptım
1985 yılından bu yana kesintisiz işçi sınıfının güvenini alarak her dönem delege seçiliyorum.
Merak ediyorum hangi yöneticimiz bu kadar uzun süre işçi sınıfının güvenini kazanabilir?
Yöneticileri beğen sekte beğenme sekte benim örgütümdür sonuna kadar örgütümüzün arkasında önünde koşmaya mücadele etmeye devam edeceğiz.
Benim sınıf anlayışım ve işçi sınıfımızdan aldığım terbiye budur.
Başında yazdığım gibi 30 yıldır yani 361 aydır sendikama aidat ödüyorum kaba bir hesapla bu günkü parayla 20.114. TL. aidat ödedim
Herhalde insanın ödediği paranın hesabını sorma hakkı vardır.
Ne dedik benim sendika yöneticilerim üyesine yalan söylememeli, işçinin parasıyla alınan araçları kendi özel işlerinde kullanmamalı,
Sendika yöneticilerim toplum içersinde saygınlık
kazanmalı, beni temsil ederken hata yapmamalı, hatalı olsa dahi üyesini işverene ispiyon etmemeli,
Sonuçta hepimiz bu örgütün birer ferdiyiz. tabiki muhalefet edeceğiz sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Ne bizi yönetenler nede muhalefet edenler işçi sınıfına ihanet etme hakkına sahip değildir.
İçimize ayrım tohumları girmemeli işçi işçidir ama bizi yönetenler kendileri işçi görmüyorsa ayrı bir şey.
İşçi sınıfı barış içinde dayanışma ve mücadele birliği içinde çalışmak istiyor.
Sınıf liyakatini yerine getiremeyen yöneticilerimiz istifa eder birey olarak ne yaparsa yapsın kimse ayıplamaz. Bir sendika yöneticisi bir bakan, başbakan, devlet başkanı konumundadır o makamı işkâl ettiği sürece sorumluluk sahibidir.
Bir örnek vermek gerekirse geçtiğimiz günlerde toprak holdingin sahibi halis Toprak 17 yaşındaki bir kızla evlendi,. Görsel ve yazılı basın haberi günlerce manşetlerine taşıdı sıradan bir vatandaş bu olayı yaşasaydı kimse duymazdı basında yazmazdı.
İnsan Görünen bir kişi olunca sorumlu davranmak zorunda,
Size söylüyorum ya sorumluluğunuzu yerine getirin ya da halis ağa gibi haftalarca manşetten düşmezsiniz.
abdulrahimkaplan@hotmail.com

4 Ağustos 2009 Salı

HER ŞEY İNSAN HAKKI İÇİN

HER ŞEY İNSAN HAKKI İÇİN!

Durup düşünülmesi gereken bir kavram.
HAK: bunların başında insan hakkı, insanın yaşam hakkı, haber alma hakkı. Bilgi edinme hakkı, düşünme hakkı,seyahat hakkı, doğa ve ekolojik hakkı çalışma hakkı, dinlenme hakkı, eğitim hakkı, barınma hakkı,.
BUNLAR BİREYSEL HAKLAR BİRDE TOPLUMSAL HAKLAR VAR.
Bunlar çocuk hakları, kadın hakları, insan hakları, hayvan hakları,sendika hakları,
Bu hakların hepsi insanların daha özgür daha mutlu bir hayat sürdürebilmesi içindir.
BU HAKLARIN NE KADARINI KULANIYORUZ?
Demokrasinin tam anlamıyla yerleşkesi olan birkaç tane Avrupa ülkesi ile birkaç İskandinav ülkesi dışında hiçbir ülkede kullanılamıyor.
Hele ki bizim gibi demokrasisi her on yılda bir darbelerle kesilen ülkelerin hiç birinde kullanılamıyor. Yada yönetenlerin istediği kadarını kulana biliyor.
Fazla demokraside bazı kesim ve kurumların işine de gelmiyor örneğin sendikaları, örneğin bazı siyasi partilerin.
Örgütlenme hakkı bazı sendikacıların işine gelmiyor niye yeni üyelerin sorunlarıyla uğraşsın kendilerin sorunları olmadığı gibi çocuklarının gelecekle ilgili hiçbir sorunları yok.ama bizim ve bizim çocuklarımızın var.
BURDA BİR EDEBİ KONUYA DEĞİNMEDEN GEÇEMİYECEĞİM.
Patch Adams filmini hatırlıyor musunuz?
İhtiyar eğilimli bir hasta olarak girdiği akıl hastanesinde yaşadıklarından sonra TIP fakültesinde okumaya karar verir.
BU BİR FİLM
Filmin başrolünde Robin Williams oynuyordu.
Tüm sorunların hastalıkların tedavisinin gülümsemeyle başladığını düşünür.
Tüm hastalıkların konumları ne olursa olsun – patolojik bir vaka olarak görmekten
Ziyade insan olarak ele alıp kendine özgü anlayışı ile muhteşem bir reçete sunar.
Başınızı kaldırın, çatık kaşlarınızı düzeltin, gülümseyin.
Bakma gör, hiçbir şeyi sorun etme,(çünkü insan meseleyi anladığında sorun zaten karşısında görünmüş olacak)işte bizim mersin yol-iş i yönetenlerde meseleyi görme problem yapmayın biz hallederiz. Diye diye bizi hep uyuttu ama yetti gayri dedik ve hastaneden çıkıp TIP fakültesinde eğitime başlayan hasta gibi bizde muhalefet çalışmasına başladık işçi hakları bu şekil savunulmaz. İşçileri uyuttuğunuz yeter dedik ve sendikayı yönetmeye aday olduk.
Zaten emekçi kardeşlerimizde önümüzdeki yıl yapılacak olağan genel kurulda hepsini güle güle uğurlayacak.
Bugünkü sendika yöneticilerimizin yeri emekliler sendikasıdır iki şık var ya bunu yaparlar yada gider evde torunlarını severler seçenek hakkı kendilerine veriyoruz.

abdulrahimkaplan@hotmail.com