30 Nisan 2009 Perşembe

TOPLU SÖZLEŞME VE SENDİKAL SORUNLAR

Yalnızca toplu sözleşmeler ile sınırlı bir sendika anlayışı aşılmalıdır.İşçiler toplu pazarlık hakkını kullanarak demokratik yollardan özgürlükleri genişletmelidir.Sendikalar daha iyi bir ücret almak için bile olsa hayatın her alanındaki sorunlarla yakından ilgilenmek zorundadır.Onurlu bir mücadele politikası izlenmelidir.
Hükümetin AB ye girmesi için verilecek mücadeleye ve açılımlara sendikalar sonsuz destek vermelidir.Çünkü işçi sınıfının tek kurtuluşu ve refahı Demokratik ve AB üyesi bir Türkiye’dir.Onun için bütün sendikalar AB ye girmek için mücadele etmelidir.
Anayasada öngörülen İnsan Haklarına saygılı demokratik sosyal hukuk devleti anlayışı hayata geçirilmeli, özelleştirme durdurulmalı ve demokratik örgütlenmelerin ekonomideki ağırlığı arttırılmalıdır.
Yargı Bağımsızlığı Sağlanmalıdır.
Onaylanmış 158 sayılı İLO sözleşmesi ile iş güvencesi sağlanmalıdır.
Sendikal hak ve özgürlükler konusunda onaylanmış İLO sözleşmelerinin gereklerini yerine getirilmelidir.
Grev hakkını kullanabilmelidir.
Asgari ücretin insanca yaşamaya yetecek bir düzeye çıkarılması ve vergiden muaf tutulması ve her altı ayda bir enflasyon oranında arttırılması gerekmektedir.
TRT de işçilerin temsilinin yeniden sağlanması gerekmektedir.
Kaçak işçilikle mücadele edilmelidir.
Küçük esnaf ve sanatkarların meşru mücadeleleri desteklenmelidir.
Sendikalar işçilerin bir bütün olarak halkımızın tüketici olarak gücünü sendikal hareketin çıkarları doğrultusunda etkili biçimde kullanmalıdır.
İşçi sınıfı sendikacılık hareketinin siyasal birlikteliğini ve birliğini sağlanmalıdır.
Sendikal örgütlenme önündeki engeller kaldırılmalı örgütlenme yasal güvence altına alınmalıdır.
Örgütlenme önüne engel koymak suç sayılmalıdır.
2821 ve 2822 sayılı sendikalar kanunu demokratik getirilmelidir.
Sendikalar yasası temelden değişmelidir.
Sendika ve şube yöneticileri her dönemde işyerinde delege seçilerek seçime katılmalıdır.İş yerinde delege seçilmeyen sendika yöneticisi tekrar aday olmamalıdır.
İşyerinden emekli olan sendika yöneticisinin delegeliği düşmeli ve yönetimden de ayrılmalıdır.Emekli olan sendikacılar Türkiye Emekliler sendikasına üye olarak Sendika içinde yönetime gelerek birikimlerini emeklilerin haklarını savunarak harcayabilmelidir.
İşçi sendikalarında çalışan genç ve dinamik insanlar yönetimlere gelmelidir.Yönetime gelen genç işçiler taşeronlaşmaya karşı özelleştirmeye karşı mücadele etmeli örgütlenme önündeki engelleri mücadele ile kaldırmalı , Seyfi Demirsoy , Halit Mısırlıoğlu , Şemsi Denizer ,Atilay Ayçin ve Kemal Türker’lerin mücadele ruhu ile hayata geçirmeli ve bütün enerjisini işçi sınıfına adamalı ve işçi sınıfının refahı için harcamalıdır.
Gelin Bunu birlikte başaralım.

Haydi İşçiler Birliğe…
Haydi İşçiler Mücadeleye…
Haydi İşçiler Dayanışmaya…

Mail :abdulrahimkaplan@hotmail.com
Web: abdulrahimkaplan.blogspot.com

28 Nisan 2009 Salı

KÜRESEL KRİZ VE SENDİKA

küresel kriz girdabında ki ülkeler ve Türkiye işçi sınıfı.
Dünyada ki tüm ekonomik göstergeler krize göre değiştirilmek zorunda kaldı.2009 da dünyada ki ekonomik büyümeyi ilk olarak %3 olarak belirledi ancak yapılan değişikliklerle %1.3 küçülerek değiştirildi.ABD VE AVRO bölgesinde ki büyüme tahminlerini küçülmeye dönüştürdü.Dünya ekonomisinin genel görünümünde ki raporunda Dünya ekonomisinin kriz falına baktı.Bununla İMF 2009 Ekonomik hedeflerini üçüncü kez revize etti.Türkiye’nin de 2009 ve buna bağlı olarakta 2010-2011 yılına ait tüm makro ekonomik hedefi revize edildi.2009 yılında %4 büyüme hedefini %3.6 küçülme olarak değiştirdi ve bütçe açığını 10.3 milyardan 49 milyara yükselmesi öngörüldü.küresel kriz karşısında emekçilerin durumu hiçte parlak görünmediği ortadadır.Emekçilerin %90 ı bugün yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi sürmektedir.hükümetin sunduğu paketlerin hiçbirinin işçilerin derdine deva olmadığı ortaya çıkmaktadır.işsizlerin durumu daha da beter.Türkiye’de bugün %20 lere varan işsizlik sınırı her geçen gün daha da büyümektedir.işsizlerin sağlık giderleri kamu tarafından karşılanmalıdır.işsizlik fonunun süresi ve kapsamı genişletilmelidir.açlık sınırı altında yaşayanlara yurttaşlık ücreti ödenmelidir.
Temel tüketim mallarında ve ilaçta KDV kaldırılmalıdır.ulaşım giderleri,elektrik,doğal gazda KDV ve Özel vergiler kaldırılmalı,yapılan zamlar geri alınmalıdır.ücret kaybı olmaksızın haftalık çalışma süresini 40 saate indirilmelidir.
Bunlar bizim sendikanın taleplerimi diye düşünenler olabilir.ama ben inanıyorum ki ne genel merkezinin nede bizim mersin yol iş 1 nolu şube bu düşünceleri ne taşıyor nede öyle bir dertleri var.Onların tek düşündükleri 5 Mayısta ki mahkeme kararı ne olacak? Merak etmesinler 5 Mayıs ta inanıyorum ki karar çıkacak ve olağanüstü kongreye gideceğiz ve kayyum atanacağından dolayı bugün kü sendika yöneticilerimizin hiç biri aday bile olamayacak.
Mayıs dedim de aklıma 1 Mayıs geldi.1 Mayısa 3 gün var.Daha bizim sendikanın hiçbir iş yerinde en ufak bir çalışması yok.Çünkü öyle bir destekleri yok..

27 Nisan 2009 Pazartesi

ROBOTLAR VE SENDİKA

22 Nisan günü televizyonu seyrettiniz mi bilmiyorum ama ben seyrettim.AKP iktidarı %20 lere çıkan işsizliği önlemek için 500 bin işçi alacağını söylüyordu.Flaş haber böyleydi ama haberin detayı indirgendiğinde 500 bin tane köle alacak.sosyal güvence yok sigorta yok,yevmiye 20-25TL..Çalıştığı gün kadar yevmiye alacakmış.Oysa Türkiye Cumhuriyeti anayasasında diyor ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir sosyal ve hukuk devletidir.Sosyal ve hukuk devletinde sosyal güvencesiz işçi çalıştırmak yasak değil mi ? bence cezai muideler uygulanmalıdır.ama bu işi devlet yapıyor devlet yapıncada ceza yok tabi.
Tarih boyunca alışık olduğumuz şekilde fiziksel insan emeğinin,çokta uzun olması beklenmeyen bir tarihten başlayarak robotlara devir edilmesi.emek kavramının ortadan kalkması anlamına geliyor.emek sömürüsünün ortadan kalktığınıda göstermiyor.Denilebilir ki insan emeğinin onurunu koruyor.çünkü son kertede makinanın yani robotun yapabileceği bir işi hayatını,geçimini kazanmak için yapmak zorunda bırakılmış bir insan emeği türünden söz ediyorum.Fiziksel emek yüzyıllarca belkide insan onurunun bir parçasıydı.Çünkü çalışmanın bir değer olduğunu yok sayamayız ama günde bilmem kaç saat aynı yerde aynı vidanın sıkıştırılmasından ibaret..Bu bir kurtuluş sayılırsa özellikle kısa vadede pek çok sorun yaratacak çünkü sanayi devriminin başında makina kırıcılığı koşullarında geniş çaplı işsizliklere sebep olacak belkide bazı robot kırma girişimleri bile görünür.Ama bu insanoğlu için çare değil belki birkaç kişiye biraz daha fazla kazanç sağlayacak ama milyonları mutlu etmeyecek.milyonları işsiz bırakacak binlerce ailenin dağılmasına neden olacak,binlerce çocuğu sokağa bırakacak Ama bizim sendikacıları sendika yöneticilerimiz galiba rahatları yerinde hiçte rahatsız değiller.çünkü kendi çocuklarının gelecekleriyle ilgili bir sıkıntları yok.çünkü hepsinin çocukları paralı üniversitelerde okudu,okulu bitirdikten sonrada sendikada işleride hazır.örgütlenmeyede gerek yok..
Soruyorum son 10 yılda kaç tane iş yerini örgütlediniz ! Cevap mı? -Hiç!
Ama önümüzde ki dönemede ne kadar robot varsa hepsini sendikaya üye yapacaklarmış....
abdulrahimkaplan@hotmail.com
abdulrahimkaplan.blogspot.com

21 Nisan 2009 Salı

GEÇMİŞTEKİ HATIRALAR

Sevgi, dostluk, arkadaşlık, yoldaşlık bilir misiniz? Bence yok kalmadı o gideli çokça zaman oldu. Şimdimi? Para lüks hayat 6’li ganyan kuponları at yarışları.
Yıllardır alındık, gücendik, üzüldük, kızdık belki ama hoş gördük. Afettik, unuttuk, zaaflarınızı anlayışla karşıladık. Hatalarımızı önemsemedik kırgınlıkları büyütmedik. Onca emek verdik. Kişiliğinize halel getirmedik baktık ki Tevazu gösterdikçe görmezden geldiniz. Görmezden geldikçe anlayışsızlıklarınız artıyor başka yollar denemeye çalışıyorsunuz. Hep iyi şeyleri yapmak için çaba sarf ettik ama olmadı olmuyor. Kuruduğunuz işçi sınıfı ve sendikal haklarını büsbütün tükenmesinden korktuk. Sizi kaldırıp atmaktansa geçmişinizdeki bir takim güzellikleri hatıralarımıza leke gelmesini istemedik ama siz ne yaptınız bizleri işverene ispiyon ettiniz bizleri savunamadınız bizleri pazarlık konusu yaptınız ama biz örgütlüydük sizin pazarlıklarınıza alet olmadık.
Birlikte mezarlıklara çelenk bıraktık.
Birlikte servislere binmedik.
Birlikte yalın ayak yürüyüşler yaptık.
Birlikte sakal bıraktık.
Ama 20 sene önceydi o sonra mı ? ne oldu. Sonra sizin hayatınız değişti lüks arabalar yaklaşık 7 bin lira maaş para insanin beynini dahi değiştiriyor. Önümüze çıkan muhalefeti böl parçala yönet taktiğini uyguladınız. Baktınız ki olmuyor en son 5 katlı sendika binasını muhalefeti bitirme karşılığında verdiniz. Tabi bu bir idea. Ama teşhis doğru yeniden muhalefetin başka daldan gelişeceğini hesabini yapmadınız.
Yeni muhalefet çıktıktan sonra adam adama markaj aldınız. Çirkin tekliflerde bulundunuz ama muhalefet eski muhalefet değil kararlı genç ve dinamikti. Sizin çirkin tekliflerinizi redetti. Muhalefet olağanüstü kongre talep etti. Siz red hakkınız olmamasına rağmen hukukuda hiçe sayarak red kararı verdiniz. Muhalefette hukuktan doğan haklarına kullanmak adına mahkemeye başvurdular. Bu sefer de yetkimiz yok dediniz yani siz yetkisiz yetkilisiniz öylemi? Neyse 10 gün sonra mahkeme var tavsiyem hem şube başkanı hem de genel sekreterin mahkemeye katılmaması. İlerlemiş yaşlarına ve sağlık problemlerine rağmen stres yaşamalarını istemiyorum. ALLAH geçinden versin ilerlemiş yaşlarda tansiyon, kalp, beyin kanaması, bu tür hastalıkların %90’nı stresten ve telaştan dolayı ortaya çıkmaktadır. İkisinin de eski arkadaşlarım olmasından dolayı kendilerinin bir sağlık problemi yaşamalarını istemiyorum nasılsa geçmişte birlikte iki lokma ekmek yedik.

abdulrahimkaplan@hotmail.com
abdulrahimkaplan.blogspot.com

20 Nisan 2009 Pazartesi

1 MAYIS RUHU

Bugün konjönktür yumuşamadan yanadır, sörf hareketle yetinirsin. Ama yarın rüzgar döner hepsini birden götürür o zaman vah vahlarda para etmiyor en iyisimi işimizi sağlam tutalım bugünün işini yarına bırakmayalım. O nedenle diyorumki size!! 5 mayısta mahkeme var gelin mahkemeye deyinki sayın yargıç biz ne kadar yalnış yaptıysakta özür diliyoruz hem yüce mahkemeden hem muhalefetten buyrun gitsinler olağanüstü genel kurula ne yapalım biz bir defa hata ettik taleplerine ret cevabı verdik bu nedenle belki işçiler özürlerimizi Kabul eder.
Zaten hem şube başkanımızın sağlığı buzulmuş ameliyat olmuş genel sekreterde anjuyi olmuş bundan sonra sendikacılık yapmaları sağlıkları açısından sakıncalıdır diye düşünüyorum.
Bu arada hem şube başkanımıza hem genel sekretere çok çok geçmiş olsun acil şifalar diliyorum.
Ama daha önceki yazılarımda da ikisini de uyarmıştım ilerki yaşlarda stresin insan sağlığı özerindeki etkilrini sıralamıştım zaten ikisi emekli aslında tüm icra kurulundakilerle beraber sendikacılığı bırakıp çoluk çocuklarıyla dinlenmeleri gerekiyor yoksa yarınlarda seçim stresi yaşasalar bu kadar şanslı olmaya bilirler.
Şimdi diyeceksiniz bunları niye düşünüyorsun? Tabii ki düşüneceğim hem benim yöneticilerim hem maaşlarını ben veriyorum . yaşadıkları saltanatı benim paralarımla sağlaniyor.
Ama hala inat ederlerse bende sorarım 30 senedir kaç tane sendikacı yetiştirdin?
Yıllardır sendika olanaklarını işçiler özerinde baskı aracı olarak kulandın . şimdi işçiler özerinde baskı uygulatamıyorsun . uygulayamadığın içinde ispiyoncululukla işi yürütmeye çalışıyorsun
Değilmi? Ama 50 sene düşünseydim aklıma gelmezdi .bir sendika sendikacı yerine ispıyoncu yetiştidiğini.
Neyse önümüzdeki hafta 1MAYIS var hep beraber kutlıyacağız. 1 MAYISı işçilerin birlik dayanışma ve mücadele günüdür.isterseniz birlikte başlayalım işçilerle birliğiniz varmı? Hayır
Sizde dayanışma varmı? Işçilerle bu güne kadar hiç bir dayanışmanız olmadı bundan sonrada olmaz tek bir şeyde dayanışmanız var oda 6 lı ganyan kopunlarında .
Mücadele varmı? Hayır mücadele ruhu genç dinamik insanlarda olur 60 yaşındaki insanlar için etik olmaz zaten bu günlerde sağlığınız mücadeleye uygun değil.
1MAYIS la ilgili üç tane tez ortaya ortaya kuyduk bu üç tane tez ile uygun olmayan yoliş mersin 1 nolu şube yönetimi işçi sınıfını savuna bilirmi? Bence hayır.
Bir hafta sonra 1 MAYIS ı bütün işçilerle beraber kutlayacağız .
Bu vesileyle bütün dünya işçilerinin BİRLİK DAYANIŞMA VE MÜCADELE günümüz kutlu
Olsun bütün dünya işçileri birleşin





abdulrahimkaplan@hotmail.com
abdulrahimkaplan.blogspot.com

1 MAYISIN KISA TARİHÇESİ

1 mayıs 1886 tarihinde ABD. de 8 saatlik işgünü talebiyle kitlesel bir grev yaşandı. Yapılan gösterilerde yarım milyon işçi katıldı 3 mayıs ta m.cormick fabrika düdüğünü çalarak grev kırıcılarını dışarı çıkartırdı çıkan kargaşada polis işçilere ateş açtı ateş sunucu 4 işçi öldü onlarca işçi de yaralandı.
Bu saldırıyı protesto için 4 mayısta bir miting yapıldı. Miting dağılırken kürsünün önüne bomba atıldı ve bir polis öldü .
Bombayı Kimin tarafından atıldığı beli değildi.
Ancak bu olay nedeniyle yüzlerce işçi tutuklandı tutuklanan işçi önderlerinden 7 tanesi idama mahküm edildi. Bu düzmece yargılamaya protestolar ulusal sınırları aştı. Ve idamdan bir gün önce 3 işçinin idam cezaları ömür boyu hapse çevrildi. 4 işçi önderi ise 11 kasım 1887 tarihinde idam edildi.
13 kasım 1887 tarihinde yapılan cenaze törenine yaklaşık 500 bin insan katıldı.
2 enternasyonal 1889 tarihinde yaptığı toplantıda 1 MAYIS ın bütün işçilerin sermaye sınıfına ve emperyalizme karşı birlik dayanışma ve mücadele günü olarak kutlanmasına karar verildi. O günden bu güne 1 MAYIS bütün emekçileri birli dayanışma ve mücadele günü olarak kulanılmaktadır.
1MAYIS VESİLESİYLE BÜTÜN DÜNYAKİ İŞÇİ SINIFININ VE EZİLEN HALKLARIN 1 MAYIS LARINI KUTLUYORUM. EĞER BUGÜN 8 SAAT ÇALIŞMA GÜNÜ OLARAK ELDE ETMİŞSEK VERİLEN BEDELİN ÜRÜNÜ OLDUĞUNU UNUTULMAMALIDIR.




abdulrahimkaplan@hotmail.com
abdulrahimkaplan.blogspot.com

18 Nisan 2009 Cumartesi

TÜRKİYEDEKİ İŞSİZLİK VE SENDİKALAR

İnsanoğlunun bedeniyle çalışması dönemi bitiyor. beş bin yıldır hayatı bedenimizle çalışma esası özerinden anlayıp yorumluyoruz. Bütün toplumsal analizlerimiz de bunun özerindedir. Köleler vardır.
Efendiler vardır. İşçiler var. Patronlar da vardır. Kölelik bitti şimdi işçilikte bitiyor.
Bu insan oğlu için çok önemli bir gelişme ama?dönüşümün içinde olmak ,büyük bir çalkantı içinde olmak demektir..
Afrikadaki kuralıkta yaşayan ceylan sürüleri gibi kurak bölgelerden sulu ve yağmurlu bölgelere geçmek için için nehri geçmeleri gerekiyor. Nehri atlamak o kadar kolay değil
Kimi atlarken nehre düşüyor timsahlara yem oluyor kimi bataklıkta düşüp ayağını kırıyor nehri geçmeyi başaranlar yaşamlarını olağanüstü güzelliklerle devam ettiriyorlar. Aslında biz işçi sınıfı daha nehrin üstündeyiz işçilik bitiyor fakat yerine ne konulacağı bilinmiyor.
İşsizlik artıyor.işçiler bu yeni dönemde ne yapacaklarını bilmiyorlar sadece işçiler değil işverenlerde bilmiyor. Tam da bu sırada ekonomik kriz patlak verdi. Türkiye de ve dünyada işsizlik artıyor işçi çıkarmalar eğitim, sağlık dahil tüm sektörlerde acımasızca devam ediyor.
Yapılan araştırmaya göre T.Ü.İ.K.göre 2008 ocak ayı itibariyle 6.334 bin kişi işsiz
Olduğu tespit edilmiştir.
Gerçek işsizlik oranı%24.2 dır geçen yıl aynı döneme göre işsiz sayısı 1.165 bin kşi artmıştır. Sendikalar ne yapıyor diyecekseniz ? hiçbir şey.
Geçen hafta bizim sendikanın genel başkanı tarafsız sn. Ramazan AĞAR Konya
da düzenlenen bir seminerde yaptığı konuşmada üye sayısının yüzbin lerden 45 bine düştüğünü açıklıyor.Sayın başkan galiba başka alemde yaşıyor.bilindiği gibi sendikamız inşaat sektöründe örgütlü bir sendika.İnşaat sektörü yükseldikçe bizim üye sayımız düşüyor acaba suçlu kim?
Bakınız Halit Mısırlı oğlu bu sendikayı kurarken üye sayısını yüzbinlere çıkarırken Altında son model Mercedes yoktu.Ankara Kızılay’da lüks binalar yoktu.sırtlarında çantaları aylarca evlerinin yüzünü görmüyorlardı.
Sayın başkan örgütlenme yapın yoksa 2 sene sonra üye sayınız 20bine düşer 4 sene sonrada sadece kene gibi koltuklara yapışmış yöneticilerin dışında yen kalmaz yazık olur işçi sınıfına işçi sınıfının gelişmesi için gecesini gündüzüne katan eski sendikacı ağabeylerimizi üzmeyin canlarını acıtmayın çalışın işçi sınıfının bitirilmesine çanak tutmayın.işçi sınıfının gelişmesine biraz olsun katkınız olsun
abdulrahimkaplan@hotmail.com
abdulrahimkaplan.blogspot.com

İYİ VE KÖTÜ

Neyin iyi neyin kötü olduğunu sıralayalım
Isterseniz iyilikle başlayalım.
Dürüsluk iyidir.
Ikiyüzlülüğe tenezül etmemek iyidir.
Kaypaklığa kaçmamak iyidir.
Kendi halkına sınsfına ihanet etmek kütüdür.
Darbeleri savunmak kötüdür.
Bizim sendikalara bakalım onlar iyi ile kötü arasında hangi taraftalar!
Bu güne kadar sormadık ama sorayım darbeden yanamısın? Değilmisin.
Darbeden yanaysan yani ergenekondan yanaysan o zaman sendikacılık yapamasın
Işçiyi savunamasın bırakında bu işe günül veren insanlar yapsın.
Yapsınlarki işçiler haklarını alabilsinler. Demokrasi mücadelesi ve örgütlenmeyi yapsınlar.
Ne yazıkki mevcut sendikacılarımız ne örgütleme yapıyor ne de bırakıyar başkası yapsın.
Geçen hafta çiçeği burnunda yol iş genel başkanımız sn. Ramazan AĞAR konyada yaptığı bir kunuşmada üye sayımız yüz binlerden 45 binlere düştüğünü söylüyor ne acı değilmi?
Bir sendikanın genel başkanı bunu nasıl söyleye biliyor demezlermi kardeşim sen genel başkansın niye örgütlenme yapmiyorsun? Yoksa Türkiyede inşaat sektörü bittimi?
O zaman şube yönetimlerinle ittifak içinde çalışın gününüzü gün etmeyin işçiler size çalışın haklarımızı savunun diye maaş veriyor .son model mersedesler kızılayda lüks binalar konuk evleri didimde lüks oteller kapızlıda dinlenme tesisleri.işçiler çalışın örgütlenin diye bu kadar olanak sağlıyor size.
Demiyorlarki işçilerin istemediği şube yöneticilrini koru. Taraf olmayınh sayın başkan olağanüstü genel kurula gitmek istiyen şubeler gitsin genel merkez gibi taze kan gelsin genç ve dinamik insanlar gelsinki birlikte çalışabilme olanağın olsun 60 yaşındaki yöneticilerinin neyini savunacaksınız.
Hatırlıyormusunuz şemsi denizer zonguldaktan kar kış demeden işçilerle yürüyüşünü. Eğer işçiler arkasında olmasaydı yola çıkabilirmiydi? Hayır sizde işçinin desteğini arkanıza ALIN VE YOLLA DÜŞÜN yoksa 2 sene sonar 20 bin 4 sene sonrada sadece kene gibi koltuklarına yapışmış şube yöneticilerin dışında üyen kalmaz( çalışan şubeler üstüne almasın) o duruma düşmeden şubelerinizi harekete geçirin örgütlenin bşarabilirsiniz biraz gayret biraz cesaret yeter. Ama yeni şube yönetimleriyle.
abdulrahimkaplan@hotmail.com
abdulrahimkaplan.blogspot.com

15 Nisan 2009 Çarşamba

RİYAKAR

İnsanoğlu fiziki olarak tek yüzlüdür . gerçekte ise ikiyüzlünün ötesinde çok yüzlüdür . hele hele politikacılar ve sendikacılar daha çok yüzlüdür birde çıkarları söz konusu ise yapamiyacağı riyakarlık yoktur.
Kendi kendime acaba siteye bugün ne yazayım diye düşünürken telefonum çaldı arayan arkadaşımdı ve sendikacılarımızın bugün mersin akdeniz ilçe belediye başkanı sn.M.fazıl
Türk ‘ü tebrik ziyaretine geldiklerini söyledi gerçektende sevindim.ama? keşke seçimden önce bu ziyareti yapsalardı ve desteklerini sunsalardı gerçi bunların üye desteği yok ama yinede seçimde once başkanı ziyaret etselerdi daha iyiydi dedim . ama sendikicilarımız ne yaptı seçimden once gece gündüz rakiplerine çalıştılar yani CHP yi ve Macit özcanı desteklediler sonra desteklemediği ve aleyhinde çaıştığı insanı tebrik ediyorlar bu ne turşu bu ne lahana böyle riyakarlık olurmu?
Bu belirtiğim olaya bakın seçimden once ne yaptılar seçimden once macit Özcan gelip sendikayı ziyaret ediyor destek istiyor bizim sendikacılarda CHP yi yani bugün Ergenekonun avukatıyım diyen partiyi ve ergenekonunda belediye başkanı yaptığı Macit özcanı (ETÖ:iddianamesinde mevcut) destekleme kararı aldılar . soruyorum? 4 tane temsilcin dışında kime danıştın yoksa sendikayı külliye mı sandın.
Sendika bir demokratik kitle örgütü olduğunu unutma sendikalarda sosyalisti, demokratı ,milliyetçisi ,liberali ,komunisti ,anti komunisti olacak sen bütün partilere eşit mesafede olacaksın. Ama yok macit özcan ve kenan yücesoy ‘u destekle ondan sonra fazıl başkanı ziyaret et gerçi fazıl başkan bunları tanıyor ve biliyor. Sayın belediye başkanımızın
bir önceki dönem yaptığı türkiyeye örnek bir Belediye cilik anlayışını ve modelini sergiledi belediyeciliğin halkla birlikte nasıl yönetileceğini ortaya koydu.
Ve bu modelin sendikalarada örnek olmasını diliyorum.
Ama insan oğlu hepsi bir olmuyur kimi bir lokma ekmeğe kanaat getiriyor kimide 3 çevre yolunun tamamını alsa yine doymuyor.
Nasıl olsa yemek pişecek birileri hem pişirecek hem servis yapacak.
Bizim sendikacılarada sadece yemek kalıyor eee bizede afiyet olsun demek düşer.
Abdulrahimkaplan.blogspot.com

12 Nisan 2009 Pazar

YÜKSEK ÖKÇELER

Hani ömer Seyfettin in yüksek ökçeler isimli çok meşhur hikayesi vardı hatırlar mısınız?
Zengin kadın vardır . köşkünde tek başına yaşar .evinde hizmetçiler aşçılar . bahçıvanlar
Çalışır. Kadın kısa boylu olduğu için hep yüksek ökçeli terliklerle dolaşır.
Bir gün kadın sakatlanır , doktorlar düz tabanlı terlikler giymesini söylerler.
Kadında evde düz tabanlı terlikle dolaşmaya başlar ve bütün düzen bozulur.
Aşçıyı un çalarken ,bahçıvan hizmetçiyle kırıştırırken, kahyayı hırsızlık yaparken yakalar .kadın evde yüksek ökçeli terliklerle dolaşırken herkes onun geldiğini daha uzaktayken topuk sesinden duyar ona göre tedbir alırdı.ve kirli işlerini ertelerlerdi..
Ama kadın düz tabanlı terlikleri giyince bütün suçlular bir bir suçüstü yakalanırdı..
Kadın en son bakıyor evde düzen bozuluyor doktorları ve sakatlığını boş verip tekrar
Evde yüksek ökçeli terlikleri giyer ve eski düzen rayına oturur. Herkes rahat eder.
Ben bunu düşünürken yoliş sendikası mersin1 nolu şube yöneticileri ile muhalefet aklıma geldi muhalefet varken her gün teşkilatı gezer muhalefet yoksa sendikadan çıkmazlar akşama kadar altılı ganyan oynarlar Allah şu muhalefetten razı olsun iyi ki varlar yoksa vay bizim işçilerinin haline?
Bu muhalefetinde hiçmi vicdanı yok diyorlar toplu iş sözleşme görüşmeleri var,1 mayıs var yahu muhalefetin 1 mayıs ada saygısı yok diyorlar? Var var muhalefetin işçiye de sendikaya da 1 mayısa da saygısı var bizi yani sendika şubesini de mahkemeye verdiler insan sendikasını mahkemeye verir mi ? diyorlar. Elbette adam gibi çalışan sendikayı kimse mahkemeye vermez. ki vermemeli. Ama sizin gibi şube yöneticiler olursa yasayı tanımazsa .
İşçi sınıfının haklarını savunamazsa işçiyi ispiyon eden yöneticinizi aklarsanız abanın altında sopayı gösterirseniz olağan üstü talepleri ret ederseniz tabiî ki muhalefette yasadan doğan haklarını yargıda arayacak. Sen önce yöneticilerini uyar bakın bu tür hareketlerden kaçının şu şu hareketler işçi sınıfına zarar verir ondan sonra deki abdurahim bizim geçmişimizle ilgili yazmasan iyi olur ama ben size yeminle söylüyorum sizin yapmadığınız hiçbir olayı yazmadım yazmayacağım da ama şube başkanımızın yediği yumruk gerçi yumruğu şube başkanımız yemedi o yumruğu işçi sınıfı yedi ama şube başkanımız yapacağı en onurlu hareket basın toplantısı düzenleyerek değerli işçi kardeşlerim yediğim dayağın karşılığını veremedim yargıda da başarısız oldum bundan dolayı hepinizden özür diliyorum diyerek istifa etmeliydi ama yapmadı yapmadığı gibi abanın altında sopayı da göstermeyi de ihmal etmiyor sen o sopayı kimden dayak yediysen ona göster .yoksa bu yine genel sekreterin bir oyunumu? Oyuna gelme Sayın başkan bizler işçiyiz bizim sorunlarımız varsa ki vardır kendi aramızda çözmeliyiz işverene ispiyon ederek değil konuşarak çözmeliyiz ispiyon yaptığına dair şahitler var şimdi yöneticin suçsuz ben suçlu değimli? Bakın sayın yöneticiler bir daha yüksek ökçeli terliklerimi hiç ama hiç giymeyeceğim .
abdulrahimkaplan@hotmail.com

7 Nisan 2009 Salı

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ

Gazeteler Türk Telekom da mutlu son başlığıyla toplu iş sözleşmenin bitiğini yazmışlardı . sevgili dostlar kamu da çalışan bütün işçiler yoksulluk sınırının altında ücret alıyor. SENDİKACILAR hariç çünkü onların ücreti başbakanın ücretiyle eşdeğerdir.
Türkiye de yoksulluk sınırı 2450 liradır kamudaki ücret ise 1 nci yevmiye skalası için 1500 ile 2000liradır 2 nci yevmiye skalası için 600 ile 800 lira arasındadır.
Kamudaki işçilerin beklentileri 1 .6.ay %12 diğer 6 aylık dilimler %6 dır ama 2009 yılının ilk imzalanan toplu iş sözleşmesine bakın ne kadar mutlu olacaksınız. 1 6 ay %3…2 6 ay %3.5 3 6 ay % 2.5 4 .6 ay 2.5 ve 50 lira ek ödeme harca harca bitmez değil mi ? değerli sendikacılarımız.
3.4.2009 günü bizim mersin yol iş sendikasının genişletilmiş yönetim kurulu toplantıları vardı. Göndem mi? Tabii ki Olağan üstü genel kurul tabii muhalefete göre strateji belirlemek.sonuç mu ? akşam dalak deresinde efkar dağıtmak nasılsa yol işin kasasında para çok.
Efkar dağıtmaya gideceklerine bence 2009 yılı toplu iş sözleşmeleriyle ilgili alacakları eylemlilik kararlarını tartışmaları gerekmiyor mu?
2 nci yevmiye skalasındaki işçiler açlık sınırının altında yaşiyor sen 17 kişili yönetimini topla dalak deresinde efkar dağıt bravo gerçekten sizi tebrik ediyorum.
Değerli karayolcu bayındırlık ve DLH emekçileri bu yönetimin hiç bir hareketi doğru ve hoş değil gelin muhalefete güç verin omuz verin bu yönetimi emekli edelim yeniden İstanbul şubesi gibi gerçekten çalışan işçileri yönetime getirelim sendikayı biz değil sizler yöneteceksiniz yönetimde karar sahibi işçiler olacak
Yönetende yönetilende sizler olacaksınız..
Sevgili dostlar sitemizde ve blogspot. Adresimde bir anket düzenledik tüm arkadaşların ankete katılmalarını bekliyorum güç verinki muhalefet güçlensin iktidarda güçlü olalım hep beraber.
Abdulrahimkaplan.blogspot.com

5 Nisan 2009 Pazar

NİÇİN OLAĞANÜSTÜ GENEL KURUL

Bilindiği üzere 2821 sayılı sendikalar yasa diyor ki beşte bir delegenin istemiyle olağan üstü genel kurulun düzenleneceğini belirtmiştir bu konuda çok sayıda Yargıtay kararı mevcut.
Yalnız genel merkez avukatı Sn .Akın Yılmaz diyor ki davacı ramazan ÇAVUŞ 4. 2 2007 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda şube başkanlığına aday olmuş ve seçimi kaybetmiş
Ondan dolayıdır ki olağanüstü genel kurul talep etmektedir. Ve ekliyor efendim 60 kişi olağan üstü genel kurul istemiyor diyor . şimdi sıradan bir insan söylerse doğal karşılarım ama bir hukukçu söylerse işte o zaman gülerim.
Sn. av. Akın bey dilekçesinde diyor ki olağan üstü genel kurul ihtarnamesinde belirtilen iddiaların hepsi gerçeklerden uzak inandırıcı olmayan iddialardır.
Sayın hukukçularımız bir yandan şubenin tüzel kişiliği yoktur diyor diğer yandan
Dilekçelerinin 2 ayfası1.paragrafında diyor ki sendika şube yönetim kurulumuz 26.11 .2008 tarih ve24 sayılı kararıyla oy birliğiyle olağan üstü genel kurul talebi reddedildi çelişki değimli?
Yine dilekçenin 2 .sayfasının 3/A da2821 sendikalar yasası 34 maddesi gereği iş yeri sendika temsilci atamaları genel merkez tarafından atanır diyor. Ama şube karar defterine baksınlar gerçekte öylemidir? Yoksa şube yönetim kurulu kararıyla atanması yapılır onay için sendika genel merkez tarafından onaylandıktan sonra göreve başlarlar.
Ve sayın avukat galiba şube başkanımızla bölge müdürü arasındaki olayı tam incelememiş gerçi dosya mahkemeye intikal ettiği için karıştıramıyorum. Ama sn . avukat şunu iyi bilsin ki
Biz muhalefet eden insanlar sonuna kadar sendikamızın yanında olduk .ama şunu da belirtmek istiyorum . şube başkanımız bölge müdüründen yediği yumruktan sonra onurlu bir şekilde
Bir basın toplantısıyla istifa etmeliydi. Bana verilen görevi yerine getiremedim onun için
İstifa ediyorum işte o zaman şube başkanımız kahraman olurdu . ve beraber refakat eden genel sekreterin gururunu da kurtarırdı yani zan altında bırakmazdı. Ama yapmadı
İşçi sınıfı yediği yumrukla kaldı sn. şube başkanımız o yumruğu Sayim Evren olarak yemedi TÜRKİYE YOL İŞ SENDİKASI MERSİN 1 NOLU ŞUBE BAŞKANI sıfatıyla yedi onun için onurunu kurtarmalıydı diye düşünüyorum. Yinede yorumu siz işçi sınıfına bırakıyorum.
Sn hukukçum diyor ki bu güne kadar sendikaya hiçbir şikayet dilekçesi ulaşmamıştır. Galiba haberi yok son iki ayda iki tane şikayet dilekçem hem şube ye hem de genel merkeze iadeli taahüttlü olarak gitti soruyorum? Ne gibi işlem yapıldı.? Cevap bekliyorum. Tabii zahmet olmazsa . ama ben hukuka inanıyorum ve güveniyorum ve en kısa zamanda işçiler lehine karar vererek olağan üstü genel kurul yapılması için karar verecek ve53 madde gereği kayyum atayarak olağanüstü genel kurulu yaptırır.
Bakınız Türkiye de yoksulluk sınırı 2450 liradır kamuda çalışan işçilerin tamamı yoksul dur .pardon birde ikinci yevmiye SKALASI mağdurları vardı değil mi ? onların durumu içler acısı
Onla açlık sınırındalar Allah yardımcıları olsun ne yapsınlar eylemlilik gösterecek sendika görünmüyor tabiî ki bir sendika eylemlilikleriyle hak alır ama ne yazık ki 1992 yılından bu yana zam almadık hükümet ne verirse onu aldık aldığımız zamlarda sigorta primine gitti. Anlayacağınız gibi kafa üstü geri geri gidiyoruz. İşsizlik % 20 Aynı zaman ses çıkarttığınız an işsizsiniz. Aman işsiz kalmamak için sesinizi çıkartmayın sakın ha yoksa kafanıza balyoz iner ona göre benden söylemesi…..

Abdulrahimkaplan. Blogspot.com
.

4 Nisan 2009 Cumartesi

1989 BAHAR EYLEMLERİ VE BUGÜN YAŞANAN TALİHSİZLİKLER

İsterseniz 1988-1989 eylemlerinden başlayarak yazmak istiyorum.İlk kez 1988 Mart ayında Türkiye de yemek boykotu düzenlendi ve Türkiye de bazı eylemler sistemleştirildi ve yaygınlaştırıldı.
25 Nisan 1989 Günü ülke çapında servise binmeme eylemi gerçekleştirildi.1989 Bahar eylemlerinin çoğunun yürürlülükteki yasalara göre yasadışıydı ama halkın vicdanında meşruydu.
1989 Bahar eylemlerinde işyerinde direniş,iş yavaşlatma ,viziyete toplu olarak çıkma mesaiye kalmama,işe geç başlama,serviş araçlarına binmeyerek yalın ayak yürüme,gösteri ve mitingler düzenleme,açlık grevi yemek boykotu yapma,toplu sözleşme dışı ödemeleri red etme,içverence düzenlenen eğitim ve toplantılara katılmama,alkışlama,sakal bırakma,sosyal yardım fonuna (fak-fuk-fon) a başvurma,toplu olarak dilenme,kurra çekme,kefenli basın toplantısı düzenleme,tüketici boykotu,siyah çelenk bırakma,siyah gömlek giyme,belden yukarı soyunma,saçları usturayla kesme,toplumca fırına gidip ekmek alma,yolu trafiğe kapatma,kimse ile konuşmama,eş ve çocuklara gösteri yapma,eşleri toplu olarak boşama başvurusu yapma,çocukları satışa çıkarma ve daha saymakla bitiremiyeceğim eylemler yayıldı ve bu eylemler 26 mart 1989 yapılan yerel yönetim seçimindede ANAP ın inanılmaz yenilgisiyle sonuçlandı.Ama yıl 2009 tam 20 yıl sonra seçimlere katılan ANAP %0.8 oy aldı o zaman ANAP %34 ile iktidardaydı bugün 2007 yılında AKP%47 oy almıştı.29 MART yerel seçimlerinde %39.2 ye indi.Bu sene toplu iş sözleşmeleri var,umarım ki AKP işçi sınıfının kayıplarını telafi eder.Aksi takdirde ANAP ın durumuna düşecek diyeceğim ama diyemiyorum.Çünkü karşısında sendika ile mücadele edecek sendikacı göremiyorum.Bugünkü sendikacılar gününü gün etmeye çalışıyor.Yol -iş te bir sürü yolsuzluk ve genel merkez olağanüstü kongre yaşadı şubeler sıkıntılı,işçiler ve şube yöneticileri arasında sıkıntılar başladı.2 tane şube olağanüstü kongreye gitti.Mersin 1 Nolu şube mahkemelik.T.metal iş sendikası başkanı ERGENEKON davasından ceza evinde TÜRK-İŞ ten hiç bir ses yok.işçiler kaderleriyle baş başa kaldı.yapılan araştırmalara göre Türkiye de yoksulluk sınırı 2450 lira.bugün kamuda çalışan bütün işçiler yoksulluk sınırının altında yaşıyor.Asgari ücret ise açlık sınırının altında,işsizlik %20 lerin üstünde seyrediyor.Emeklileri hepsi aç! merak ediyorum kayıplarımızı hangi sendikacılarla telafi edeceğiz ? yeniden işçileri bir araya getirecek işçi önderleri bulunabilir mi orasını bilemiyorum ama bugün kü sendikacılarla daha çook şey kaybedeğimiz kesin...
abdulrahimkaplan.blogspot.com

3 Nisan 2009 Cuma

SEÇİM HİKAYELERİ

Muş’ta yaşanan bir hikayeyle yazıma başlamak istiyorum. Elit bir arkadaş grubunda yaşayan hikaye siyasi bir partinin bulanık ilçe başkanı olan arzuhalci bürosunu aynı zamanda ilçe teşkilatı binası olarak da kullanır.
İşlerin yoğun olduğu bir saatte yoğurtçu bir köylü kapıya geliyor yoğurt isteyip istemediğini sorar. Arzuhalcide yoğurt lazım ama şu an çok işim var al yoğurt parasını bizim eve bırak sana zahmet. Yoğurtçu bir an durur ama abi ben sizin evinizi bilmem ki der. Arzuhalci… sen yukarı mahalleyi biliyor musun? Evet der yoğurtçu işte o mahalleye git ve bu mahallenin en güzel kadını kimdir? de kimi sorarsan sana gösterirler. Tabi akşam arzuhalci eve giderken eşine sorar hanım bu sabah yoğurt gönderdim aldın mı? Eşi de evet der.
Yine böyle böyle bir seçim arefesinde mensup olduğu partinin genel başkanı Bulanık ilçesine gelir ilçe binasında toplantı yapar ve arzuhalcinin çok güzel bir yoğurt hikayesinin olduğunu söyler. Genel başkanın ısrarı üzerine anlatmak zorunda kalır. Ve sonunda genel başkana döner derki? Afına sığınarak sayın genel başkanım siz benim gibi eve yoğurt gönderseydiniz yoğurt sizin eve ulaşır miydi? Tabi o tarih den sonra genel başkan bir daha ilçeye uğramaz.
Asıl konumuza gelelim 2009 yerel seçimleri kazasız belasız bitirdik. Tüm halkımıza hayırlı olsun.
Fakat iki gün önce hükümet sözcüsü Cemil ÇİÇEK’in yaptığı o talihsiz konuşma hariç sağın yaşayan öncülerinden Cemil ÇİÇEK öyle bir pot kırdı ki hem siyaset hem kürt halkı hiç bir zaman affetmiyecek ve unutmayacak. Bir laf insanları ötekileştirmek çok kolay ama insanları kazanmak gerçekten zor. Onlar Iğdır’ıda aldılar. Yeni ermeni kapısını da aldılar. İnsanları ötekileştiren bir zihniyet halen hükümetin iki numaralı adamı ve burada AKP iktidarının kürt sorununu çözmeye ne kadar uzak olduğunu gösteriyor.
Ama bence sayın başkan bir an önce kamera karşısına çıkıp hükümet sözcüsünün sarf ettiği sözlerine katılmadığını açıklasın ki açıklamalıdır. Yoksa ANAP’in iktidara gelişini hepimiz biliyoruz. Şimdi ki durumda %0.8 hayır ben AKP’nin ANAP durumuna düşüceği düşünmüyorum. Düşünmek bile istemiyorum.
Ama yinede Cemil ÇİÇEK, Abdulkadir AKSU, Vecdi GÜNÜL gibi insanların artık köşelerine çekilmeleri gerektiğine inanıyorum.
Evet kürt bölgesinde DTP inanılmaz bir başatı elde etmiştir ve Batıda oy oranlarını artmıştır. Belediye sayılarını da 54’ten yüzlere çıkartmıştır ama en anlamlısı Siirt ve Van’da biri Milli eğitim bakanı Hüseyin ÇELİK’in memleketi diğeri ise daha önemli sayın Recep Tayip ERDOĞAN’a başbakanlık yolunu açan il ve aynı zamanda eşi Emine hanımın memleketi.
Bu belli ki insanlar 2007 sonrası hükümetin politikalarını benimsememiştir.
AKP kürt sorunu çözüm önerilerini çekinmeden açıklamalı ama şu gerçek ki TRT Şeşle iki kelime Kürtçe konuşmakla olmuyor.
İnsanlar tekçi zihniyete karşı çıkıyor demokratikleşmek istiyor ama anayasal güvencesinde demokratikleşme.
Cemil ÇİÇEK DTP’yle ilgili ve DTP ye oy verenleri bu Millet’ten saymıyor yada onları bu Millet’ten sayıyor ama Millet’tin bir parçasını iradesini türlü gerekçelerle tahrik ve tezyif etme hakkı kendinde görüyor oda faşizandır. İlede bu seçimden ders çıkarılacaksa bence AKP 10 yıl sonra ANAP durumuna düşmeden kürt sorununu çözmeli. AB. Kriterleri eksiksiz yerine getirmeli sendika örgütlenme önündeki yasal engelleri kaldırılmalı.
Halkımızı ötekileştirmeden herkesi her kesimi kucaklamalı Aksi takdirde AKP 2012 seçimlerinde %20’nin altına düşücektir.
Sayın Başbakan buna göre kadro değişikliğine gitmeli, yeni bir yüz imajla kendisini halka kabul ettirmeli aksi taktirde sizin evlerinize asla yoğurt ulaşamaz.

Abdulrahimkaplan@hotmail.com
Abdulrahimkaplan.blogspot.com