ÜLKE NASIL KALKINIR
Ülkenin kalkınması üretimle başlar,.
Üretim yaparken hem sanayide hem Tarımda Üretim yapılmalı Sanayide fabrikalar kurulmalı ,Atölyeler açmalı.düşük faizli kredilerle desteklenmeli.
Tarımda ise köylerde kooperatifler kurmalı faizsiz kredilerle desteklenmeli,
Entegre tesisleri kurmalı organik tarımı geliştirmeli her ilde üretim çiftlikleri kurulmalı,
Hayvancılığı geliştirmeli yaylalara getirilen yasaklar kaldırılalı.
Yukarda saydıklarım gerçekleştirildiği takdirde Türkiye de işsizlik sorunu tamamen çözülür.
Sendikalar her işkolunda güçlenir. Ülkemizi üreterek kalkındırır ve dışa bağımlılıktan kurtarırız.
PEKİ, BU SAYDIKLARIMIZ GERÇEKLEŞEMEZMİ?
Elbette gerçekleştirile bilir zaten bu saydıklarımızın çoğu 12 Eylül öncesi vardı.
12 Eylül ve sonrası hükümetler ülkemizi tamamen dışa bağımlı hale getirildi.
İthal ettiğimiz mallara baktığımızda hemen hemen hepsini 1980 öncesi kendimiz üretiyorduk.
İthalat ile İhracattı karşılaştırdığımızda ithal etiğimiz ürünler ihracatımızın üç katı durumundadır.
1980 SONRASI İŞVERENLERİMİZ NE YAPTI
İşverenlerimiz yeni Fabrikalar açmadı üretim tesislerini kapattı. Paradan Para kazanma yoluna gitti mevcut Fabrikalar bir bir kapatıldı işçiler sokağa atıldı.
Mevcut Kitler özelleştirildi limanlar satıldı.
Sanayide Pektim, Petlas, petrol ofisi ,poaş, seka,tekel, Sümerbank Etibank, demir çelik,et balık kurumu daha bir çok kit işletmeleri ya kapatıldı yada özelleştirildi.
İşçiler sokağa atıldı. Bu işkollarında örgütlü sendikalar kapanma noktasına geldi.
İŞ KOLUMUZDA DORUM FARKLIMI?
Kesinlikle farklı değil Karayollarında işlerin %60 ı müteahhit ve taşeronlar tarafından yapılmaktadır müteahhit ve taşeronlarda çalışan işçileri Yol-iş sendikası örgütleyemiyor.
Türkiye Yol-iş sendikası üye sayısı 90 binden 40 binlere kadar inmiştir.
Bu özeleştirme furyası devam ederse Şubeler temsilcilik statüsüne düşer (zaten şubelerin tüzel kişiliği yoktu) Genel merkez Türk –iş in şubesi durumuna düşer.
Sendikalarımız bu duruma düşmeden sendika yönetimlerine o iş Kolunda hala çalışan genç işçiler getirilmeli(not sendika yöneticilerimizin çoğu yıllar önce işyerinden emekli oldular
Delegelikler düşmediği için birde onların koruyucu meleği 12 eylül yasaları sayesinde hala başımızdalar)Örgütlenme önündeki yasal engeller kaldırılmalı..
Sendikal örgütlenme her işkolunda başlatılmalı.
Buda demokratik bir ülke ve demokratik sendikada olur. O da bizde yok.
abdulrahimkaplan@hotmail.com
30 Temmuz 2009 Perşembe
28 Temmuz 2009 Salı
2 İNCİ YEVMİYE SKALASI
2 ‘NCİ YEVMİYE SKALASI
Sevgili 2’nci yevmiye skalası mağdurları kardeşlerimiz muhal esef bir kez daha satıldılar
Ama neye karşılık? Gerçi daha öncede yazmıştım bu konuda kuşkularım olduğunu yazmıştım
İnşallah kuşkularım boşa çıkar diye düşünüyordum ama ne yazık ki kuşkularımda haklı çıktım
Tıpkı diğer iddialarım gibi..
Biz işçiler yıllardır ekmek ve demokrasi mücadelesi veriyoruz çocuklarımızın ve yarınlarımızın aydınlık geleceği için eylemler yaptık sakal bıraktık, yalın ayak yürüdük,
İş bıraktık, akla gelebilecek her türlü eylemliliklerimizi ortaya koyduk bir takım hakları elde ettik.ve yine aynı eylemlerle mücadelemizi sürdürmeye hazırdık amacımız kaybolan haklarımızı geri almak ve 2 nci yevmiye skalasını pardon kölelik skalasını kaldırmak ama ne yazık ki kimi eler? daha ilk eylemimizde içimize girerek sözleşmemizi hiçbir kaybımızı telafi etmeden neye karşılık satıldığımızı açıklanmadan sözleşmemizi imzaladılar..
Ama bilinmelidir ki kazanılmış haklarımızla dokunmasına sendikalara rağmen biz işçiler izin vermeyeceğiz.
Türkiye işçi sınıfı son derece sıkıntılı günler yaşıyor bir yandan 2 inci yevmiye skalası sorunu diğer yandan işçi simsarları büroları kuruluş çalışmaları bir yandan kıdem tazminatıyla oynanmak istenen oyunlar,
Diğer yandan miladı dolmuş sendikacıların koltuklarına nasıl yapıştıkları,
Sendikaları birlik, dayanışma ve mücadele kapısı olarak değil de sendikayı rant kapısı
Olarak görmelerinden dolayı artık işverenlerde sendikaları muhatap kabul etmiyor sadece prosedür gereği görüşüyor.
İşte işçi sınıfını bu duruma düşüren sendikacılar biran önce bavullarını toplayıp gitmeleri gerekiyor.ve yerine işçilerin desteğini ve güvenini almış genç çalışan işçileri sendika yönetimlerine getirerek.
Daha güçlü YOL İŞ ,
Daha etkili TÜRK İŞ için hep birlik’te omuz omuza gelecek güzel günlere…
abdulrahimkaplan@hotmail.com
Sevgili 2’nci yevmiye skalası mağdurları kardeşlerimiz muhal esef bir kez daha satıldılar
Ama neye karşılık? Gerçi daha öncede yazmıştım bu konuda kuşkularım olduğunu yazmıştım
İnşallah kuşkularım boşa çıkar diye düşünüyordum ama ne yazık ki kuşkularımda haklı çıktım
Tıpkı diğer iddialarım gibi..
Biz işçiler yıllardır ekmek ve demokrasi mücadelesi veriyoruz çocuklarımızın ve yarınlarımızın aydınlık geleceği için eylemler yaptık sakal bıraktık, yalın ayak yürüdük,
İş bıraktık, akla gelebilecek her türlü eylemliliklerimizi ortaya koyduk bir takım hakları elde ettik.ve yine aynı eylemlerle mücadelemizi sürdürmeye hazırdık amacımız kaybolan haklarımızı geri almak ve 2 nci yevmiye skalasını pardon kölelik skalasını kaldırmak ama ne yazık ki kimi eler? daha ilk eylemimizde içimize girerek sözleşmemizi hiçbir kaybımızı telafi etmeden neye karşılık satıldığımızı açıklanmadan sözleşmemizi imzaladılar..
Ama bilinmelidir ki kazanılmış haklarımızla dokunmasına sendikalara rağmen biz işçiler izin vermeyeceğiz.
Türkiye işçi sınıfı son derece sıkıntılı günler yaşıyor bir yandan 2 inci yevmiye skalası sorunu diğer yandan işçi simsarları büroları kuruluş çalışmaları bir yandan kıdem tazminatıyla oynanmak istenen oyunlar,
Diğer yandan miladı dolmuş sendikacıların koltuklarına nasıl yapıştıkları,
Sendikaları birlik, dayanışma ve mücadele kapısı olarak değil de sendikayı rant kapısı
Olarak görmelerinden dolayı artık işverenlerde sendikaları muhatap kabul etmiyor sadece prosedür gereği görüşüyor.
İşte işçi sınıfını bu duruma düşüren sendikacılar biran önce bavullarını toplayıp gitmeleri gerekiyor.ve yerine işçilerin desteğini ve güvenini almış genç çalışan işçileri sendika yönetimlerine getirerek.
Daha güçlü YOL İŞ ,
Daha etkili TÜRK İŞ için hep birlik’te omuz omuza gelecek güzel günlere…
abdulrahimkaplan@hotmail.com
23 Temmuz 2009 Perşembe
GÜNEŞ TUTULMASI VE TÜRKİYEDEKİ ETKİLERİ
GÜNEŞİN TUTULMASI VE ETKİLERİ
Bilindiği gibi Asrın en uzun Güneş tutulması dün(22 7 2009)güney Asya’da yaşandı
Kıta 9 dakika boyunca adeta geceyi yaşadı insanlar gözlüklerle bu doğa oyununu keyifle izledi. Doğa bir kez daha harikulade oyunlarıyla insanlığı büyüledi. Bu fakir Asya’nın tarih boyunca bundan hariç yaşadığı karanlıklardan biri yoksulluk diğeri darbeler ve işgaller.
Asya bu saydıklarımızla Türkiye yi de içine aldı.
Nüfusun % 75 i Yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşamını devam ettirmeye çalışıyor.
%20 si insanca yaşama standartlarında yaşıyor kalan %5 i de Türkiye ve dünya standartlarının çok üstünde bir yaşam sürdürüyorlar bu % 5 lik mutlu azınlık Türkiye gelirini % 80 nine sahiptir.
Türkiye de resmi rakamlara göre İşsizlik oranı %14 tir . gerçekte ise her 3 kişiden biri işsiz.
Türkiye aynı Asya gibi sürekli darbelerle başı dertte hatırladıklarım 1960, 1970, 1980, 28 şubat, ve sayamadığımız bir sürü Andıç ve girişimler. tabi bu darbelerden etkilenmeyen mutlu azınlık ve militarist kafalılar.
Burada amaç ne olmalı biliyor musunuz? Ekonomide ve Siyasette özgür ve eşit yurttaş olmalı farklı kimlikler olsa bile eşit vatandaş statüsünde olmalı bu bütün tartışmaların
Başlangıç noktası olmalı.
Türkiye eşit vatandaşlıktan çok farklı kimliklerden oluşmaktadır bunu da zenginlik olarak kabul etmek lazım. Böyle kabul etmediğimiz için de demokrasimizde hiçbir zaman eşit yurttaş demokrasisi olmamıştır.
Bu ülkenin vatandaşları olarak işçi sınıfının bireyleri olarak bu eşit vatandaşlı siyasetini geliştirelim Gerçekleştirmediğimiz için bir siyasi parti lideri 30 sene koltuğunda oturuyor bir sendika başkanı 35 sene başkanlık koltuğunda oturabiliyor.
Eğer biz açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşayan Türkiye cumhuriyeti vatandaşları olarak siyasete ve sendikaların içine giremesek ki girmemiz lazım çünkü başka çare yok
O zaman ne siyaset yapan lider 30 sene koltukta kalır. Nede 12 Eylül yasalarının arkasına saklanan sendikacılar 35 sene koltuklarında kalır.
Gelin Türkiye cumhuriyet demokrasisi için, ülkemizin geleceği için, çocuklarımızın geleceği için bunu yapalım
Abdulrahimkaplan @hotmail.com
Bilindiği gibi Asrın en uzun Güneş tutulması dün(22 7 2009)güney Asya’da yaşandı
Kıta 9 dakika boyunca adeta geceyi yaşadı insanlar gözlüklerle bu doğa oyununu keyifle izledi. Doğa bir kez daha harikulade oyunlarıyla insanlığı büyüledi. Bu fakir Asya’nın tarih boyunca bundan hariç yaşadığı karanlıklardan biri yoksulluk diğeri darbeler ve işgaller.
Asya bu saydıklarımızla Türkiye yi de içine aldı.
Nüfusun % 75 i Yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşamını devam ettirmeye çalışıyor.
%20 si insanca yaşama standartlarında yaşıyor kalan %5 i de Türkiye ve dünya standartlarının çok üstünde bir yaşam sürdürüyorlar bu % 5 lik mutlu azınlık Türkiye gelirini % 80 nine sahiptir.
Türkiye de resmi rakamlara göre İşsizlik oranı %14 tir . gerçekte ise her 3 kişiden biri işsiz.
Türkiye aynı Asya gibi sürekli darbelerle başı dertte hatırladıklarım 1960, 1970, 1980, 28 şubat, ve sayamadığımız bir sürü Andıç ve girişimler. tabi bu darbelerden etkilenmeyen mutlu azınlık ve militarist kafalılar.
Burada amaç ne olmalı biliyor musunuz? Ekonomide ve Siyasette özgür ve eşit yurttaş olmalı farklı kimlikler olsa bile eşit vatandaş statüsünde olmalı bu bütün tartışmaların
Başlangıç noktası olmalı.
Türkiye eşit vatandaşlıktan çok farklı kimliklerden oluşmaktadır bunu da zenginlik olarak kabul etmek lazım. Böyle kabul etmediğimiz için de demokrasimizde hiçbir zaman eşit yurttaş demokrasisi olmamıştır.
Bu ülkenin vatandaşları olarak işçi sınıfının bireyleri olarak bu eşit vatandaşlı siyasetini geliştirelim Gerçekleştirmediğimiz için bir siyasi parti lideri 30 sene koltuğunda oturuyor bir sendika başkanı 35 sene başkanlık koltuğunda oturabiliyor.
Eğer biz açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşayan Türkiye cumhuriyeti vatandaşları olarak siyasete ve sendikaların içine giremesek ki girmemiz lazım çünkü başka çare yok
O zaman ne siyaset yapan lider 30 sene koltukta kalır. Nede 12 Eylül yasalarının arkasına saklanan sendikacılar 35 sene koltuklarında kalır.
Gelin Türkiye cumhuriyet demokrasisi için, ülkemizin geleceği için, çocuklarımızın geleceği için bunu yapalım
Abdulrahimkaplan @hotmail.com
22 Temmuz 2009 Çarşamba
TÜRKİYE DE SOL VARMI?
TÜRKİYE DE SOL VARMI?
15 Temmuz günkü Roni Margulies ‘in Taraf gazetesindeki köşe yazısını okudum..
Bir işçi olarak sosyalist gelenekten gelen birisi olarak etkilenmemek mümkün değildir.
Yazının bir bölümünde kasabın bıçağını yalayan ineklere değiniyordu.
Yani demokrasiyi savunmak Ak partiyi savunmak anlamına gelmediği anlatıyordu
Darbeye karşı parlamentoyu savunan ufuk Uras’Ak parti yanlısı olarak suçlayanlar bugün
Darbeyi savunmaktadırlar. Darbecilerin avukatlığını yapıyorlar.. yani ulusalcılar sol adına
Politika yapıyorlar darbecilerin elini kolunu salıyarak dolaşması için anayasa mahkemesine başvurması kadar çirkin bir olay olabilirmi?
Ak parti devrimci bir partimi? Ak parti sosyalist bir partimi? Elbetteki hayır hatta liberal bir parti bile değildir.
Ak partinin işçi sınıfına saldırmayacağını, sınır ötesi harekat yaptırmayacağını,operasyon yapılmasına izin vermeyeceğine AKP nin zam yapmayacağını hiç iddia etmedik saydıklarımızın hepsini yaptı ve yapmaya devam edecek.
Ak parti egemen sınıfın büyük sermayenin TUSİAD’ın has partisidir.
Zam da yapar operasyonda yapar. Konu bu değil Konu AKP nin iktidara geldikten bu güne kadar devletin açık ve gizli kurumları Akp hükümetini gayri meşru yollarla devirmeyi amaçlamaktadır.
Genel kurmay ın içinde bazı kesimler demokratik bir hükümeti devirme girişimlerinde bulunması alışıla gelmiş bir olaydır bunu 1960, 1970 1980, ve 28 şubat’ı yaşadık
Ama merak ediyorum CHP ye ne oluyor CHP derseki ben GKB:nın partisiyim o zaman diyecek lafımız olmaz ama inanıyorum ki CHP ye oy verenlerin vicdanları sızlıyor askerler hariç.
Sosyalist enternasyonal üyesi bir partinin militarizmi savunması kadar çirkin bir şey olabilir mi? Ama bizim gibi sol düşünenlerin gelişmelere karşı geniş emekçi kesimlerinin direnişlerini örgütleyecek güçte olmadığımızı biliyoruz ama direnmek gerek direnmek her zaman hiç bir şey yapmamaktan iyidir.
Ama direnmesek mücadele etmesek meydanlara inmesek miladını doldurmuş sendikacıları devirmesek yerine genç dinamik işçi önderlerini Sendika yönetimlerine getirmesek,
Bir sonraki krizde hepimiz işsiz kalırız.
abdulrahimkaplan@hotmail.com
15 Temmuz günkü Roni Margulies ‘in Taraf gazetesindeki köşe yazısını okudum..
Bir işçi olarak sosyalist gelenekten gelen birisi olarak etkilenmemek mümkün değildir.
Yazının bir bölümünde kasabın bıçağını yalayan ineklere değiniyordu.
Yani demokrasiyi savunmak Ak partiyi savunmak anlamına gelmediği anlatıyordu
Darbeye karşı parlamentoyu savunan ufuk Uras’Ak parti yanlısı olarak suçlayanlar bugün
Darbeyi savunmaktadırlar. Darbecilerin avukatlığını yapıyorlar.. yani ulusalcılar sol adına
Politika yapıyorlar darbecilerin elini kolunu salıyarak dolaşması için anayasa mahkemesine başvurması kadar çirkin bir olay olabilirmi?
Ak parti devrimci bir partimi? Ak parti sosyalist bir partimi? Elbetteki hayır hatta liberal bir parti bile değildir.
Ak partinin işçi sınıfına saldırmayacağını, sınır ötesi harekat yaptırmayacağını,operasyon yapılmasına izin vermeyeceğine AKP nin zam yapmayacağını hiç iddia etmedik saydıklarımızın hepsini yaptı ve yapmaya devam edecek.
Ak parti egemen sınıfın büyük sermayenin TUSİAD’ın has partisidir.
Zam da yapar operasyonda yapar. Konu bu değil Konu AKP nin iktidara geldikten bu güne kadar devletin açık ve gizli kurumları Akp hükümetini gayri meşru yollarla devirmeyi amaçlamaktadır.
Genel kurmay ın içinde bazı kesimler demokratik bir hükümeti devirme girişimlerinde bulunması alışıla gelmiş bir olaydır bunu 1960, 1970 1980, ve 28 şubat’ı yaşadık
Ama merak ediyorum CHP ye ne oluyor CHP derseki ben GKB:nın partisiyim o zaman diyecek lafımız olmaz ama inanıyorum ki CHP ye oy verenlerin vicdanları sızlıyor askerler hariç.
Sosyalist enternasyonal üyesi bir partinin militarizmi savunması kadar çirkin bir şey olabilir mi? Ama bizim gibi sol düşünenlerin gelişmelere karşı geniş emekçi kesimlerinin direnişlerini örgütleyecek güçte olmadığımızı biliyoruz ama direnmek gerek direnmek her zaman hiç bir şey yapmamaktan iyidir.
Ama direnmesek mücadele etmesek meydanlara inmesek miladını doldurmuş sendikacıları devirmesek yerine genç dinamik işçi önderlerini Sendika yönetimlerine getirmesek,
Bir sonraki krizde hepimiz işsiz kalırız.
abdulrahimkaplan@hotmail.com
21 Temmuz 2009 Salı
ADALET TARAFSIZ OLMALI
ADALET TARAFSIZ OLMALI
Turgut uyar üstadın dediği gibi !
Bir toplum ne zaman çürür Adaleti solduğu zaman, peki Adalet ne zaman
solar? pek çok yerden ! lakin Adaletinde kurumu vardır. Adına yargı denir.
Öncellikle ve özellikle ondan solar. Adaletin teceli ve tevdi edildiği yerdir yargı,Adalet yargının varlık nedenidir.halk arasımda bu ikisi çoğu zaman eş anlamlı kullanılır. Nitekim mahkemelerin bulunduğu binalara Adalet sarayı denir. Yani Adalet bu binalardan sağlanır.yada öyle bilinir?
ADALET EN YÜCE DEĞERDİR NERDEYSE KUTSAL BİR HASLETTİR.
Türkiye de Hakimler Peygamber Putsunda oturan insanlar olarak nitelenir.
Yargının bu mertebeye layık görülmesi tarafsızlığına ulan inanca dayanır.
Bu nedenle tarafsızlık yargının birinci görevi olmalı tarafsızlık yargının özü olmalıdır.
Ama tarafsızlığını yitirmiş bir makam yargı değildir.yargı yada Adalet olarak ta Nitelendiremez.
YARGI ÖZERİNDE BASKIMI VAR?
Elbette siyasi ve ekonomik baskı var .
Yargı bağımsız olmalı,hem siyasi hem ekonomik olarak bağımsız olmalı ve hiçbir gücün etkisinde kalmamalı yoksa tarafsızlığına her zaman şüphe ile bakılır.
O HALDE NE YAPMALI
Önce tarafsızlığını tartışabilmek için bağımsızlık sorununu çözmek lazım ama nasıl?
ÖRNEKLERİ VARMI
Elbette var örneğin Şemdinli davasında sivil mahkemenin o iyi çocuklara verdiği 39.5 sene hapis cezasını askeri mahkeme nasıl tahliye edebiliyor.
Örneğin uğur KAYMAZ davası.örneğin mersin yol-iş 1 nolu şube olağanüstü kongre davası gerçi daha temiz aşamasında oysa ilgili yasa belli olağanüstü genel kurulun nasıl yapılacağı açık İŞ yasasının 12 maddesi diyor ki yönetim .denetim kurulu kararıyla yada delegenin veya üyenin 5/1 lik imzasıyla olağan üstü genel kurul toplanır diyor. 53 madde diyorki 12 madde uygulanmadığı takdırde kayyım atanır ve yönetim görevden el çektirilir.Ama %40ı aşan imzayla talep edilen olağanüstü genelkurulu önce şube yönetimi ret etti yasayı hiçe sayarak. Yargıya gidildi mahkeme de talebi ret etti.?
Bunların sonucunda yargıya dair bir çok sorun gündeme taşınıyor. Bunları çözmek için mutlaka adımlar atılmalı. Adalet üstündeki sis perdesini kaldırmalı
Kim ne derse desin normalleşme yoluna gidilmeli radikal adımlar atılmalı.
abdulrahimkaplan@hotmail.com
Turgut uyar üstadın dediği gibi !
Bir toplum ne zaman çürür Adaleti solduğu zaman, peki Adalet ne zaman
solar? pek çok yerden ! lakin Adaletinde kurumu vardır. Adına yargı denir.
Öncellikle ve özellikle ondan solar. Adaletin teceli ve tevdi edildiği yerdir yargı,Adalet yargının varlık nedenidir.halk arasımda bu ikisi çoğu zaman eş anlamlı kullanılır. Nitekim mahkemelerin bulunduğu binalara Adalet sarayı denir. Yani Adalet bu binalardan sağlanır.yada öyle bilinir?
ADALET EN YÜCE DEĞERDİR NERDEYSE KUTSAL BİR HASLETTİR.
Türkiye de Hakimler Peygamber Putsunda oturan insanlar olarak nitelenir.
Yargının bu mertebeye layık görülmesi tarafsızlığına ulan inanca dayanır.
Bu nedenle tarafsızlık yargının birinci görevi olmalı tarafsızlık yargının özü olmalıdır.
Ama tarafsızlığını yitirmiş bir makam yargı değildir.yargı yada Adalet olarak ta Nitelendiremez.
YARGI ÖZERİNDE BASKIMI VAR?
Elbette siyasi ve ekonomik baskı var .
Yargı bağımsız olmalı,hem siyasi hem ekonomik olarak bağımsız olmalı ve hiçbir gücün etkisinde kalmamalı yoksa tarafsızlığına her zaman şüphe ile bakılır.
O HALDE NE YAPMALI
Önce tarafsızlığını tartışabilmek için bağımsızlık sorununu çözmek lazım ama nasıl?
ÖRNEKLERİ VARMI
Elbette var örneğin Şemdinli davasında sivil mahkemenin o iyi çocuklara verdiği 39.5 sene hapis cezasını askeri mahkeme nasıl tahliye edebiliyor.
Örneğin uğur KAYMAZ davası.örneğin mersin yol-iş 1 nolu şube olağanüstü kongre davası gerçi daha temiz aşamasında oysa ilgili yasa belli olağanüstü genel kurulun nasıl yapılacağı açık İŞ yasasının 12 maddesi diyor ki yönetim .denetim kurulu kararıyla yada delegenin veya üyenin 5/1 lik imzasıyla olağan üstü genel kurul toplanır diyor. 53 madde diyorki 12 madde uygulanmadığı takdırde kayyım atanır ve yönetim görevden el çektirilir.Ama %40ı aşan imzayla talep edilen olağanüstü genelkurulu önce şube yönetimi ret etti yasayı hiçe sayarak. Yargıya gidildi mahkeme de talebi ret etti.?
Bunların sonucunda yargıya dair bir çok sorun gündeme taşınıyor. Bunları çözmek için mutlaka adımlar atılmalı. Adalet üstündeki sis perdesini kaldırmalı
Kim ne derse desin normalleşme yoluna gidilmeli radikal adımlar atılmalı.
abdulrahimkaplan@hotmail.com
10 Temmuz 2009 Cuma
türk iş hepimizi kulanıyor
TÜRK-İŞ HEPİMİZİ KULLANDI’
14:10 10 Temmuz 2009
Türk-İş yönetimine toplusözleşme tepkileri sürüyor. Harb-İş Şube Başkanı Kurubacak “Bizi kullandılar. Hayal kırıklığı yaşadık”dedi
Kamuda çalışan 250 bin civarındaki işçi adına Türk-İş ile hükümet arasında imzalanan yeni dönem toplusözleşmesindeki ücret artışları, çalışma dünyasında büyük hayal kırıklığı yarattı. Kamu işçileri, Türk-İş öncülüğünde kararlı eylemlere hazırlanırken, vaad edilenlerin çok altındaki oranların kabul edilmesine, sendikalar da, işçiler de sitem etti.
HARB-İŞ BAŞKANI AÇIK KONUŞTU
Türk-İş'le hükümet arasında imzalanan yeni sözleşme, askeri işyerlerinde çalışan Harb-İş üyesi işçilerini hayal kırıklığına uğrattı. Sözleşme ile birinci yıl ilk altı aylık dönemde ücretlere yüzde 3, ikinci altı aylık dönemde yüzde 5.5 zam yapıldı. İkinci yıl ilk ve ikinci altı aylık dönemlerde ise, ücretler yüzde 2.5 artacak. Harb-İş Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Kurubacak, Türk-İş yöneticilerine sitem etti, “Bundan sonra, ya onlar gidecek, ya bu anlayış değişecek” dedi.
‘İŞÇİ BİZE GÜVENMİŞTİ’
Tersane işçilerinin de üyesi olduğu Harb-İş Sendikasının Kocaeli Şubesi Başkanı Kurubacak sözleşmeyi şöyle değerlendirdi:
“Türk-İş bizi kullandı. Çok büyük hayal kırıklığı yarattı. Salı günü sabahı, Türk-İş’in isteğiyle bir bir saat işe girmedik, eylem yaptık. İşçi, sendikadan gelecek her eylem çağrısına uymaya hazırdı. Ama aynı gün öğleden sonra Türk-İş, sadece yüzde 1’lik artışı kabul edip, imza attı. Tavşana kaç, tazıya tut yöntemi uyguladılar. Kırgınız ve söyleyecek fazla söz bulamıyorum. Türk-İş’in bu tavrı, işçilerin sendikaya yeniden başlayan güvenlerinin de kırılmasına neden olacaktır.”
‘İDARİ MADDELERİ BİZ İMZALAYACAĞIZ’
Harb-İş Kocaeli Şubesi Başkanı Kurubacak, Türk-İş’in toplu sözleşmede sadece parasal konularla ilgili maddelere imza koyduğunu, Harb-İş Sendikasının 26 bin üyesi adına sözleşmedeki idari maddeler üzerinde pazarlığı sürdüreceğini de belirtti, “Şimdiye kadar taslaktaki 147 idari maddeden 89’u üzerinde anlaşma sağlandı. Biz bu süreçte, kendi sözleşmemizde idari maddelerde kazanım sağlamak için çaba harcayacağız” dedi.
14:10 10 Temmuz 2009
Türk-İş yönetimine toplusözleşme tepkileri sürüyor. Harb-İş Şube Başkanı Kurubacak “Bizi kullandılar. Hayal kırıklığı yaşadık”dedi
Kamuda çalışan 250 bin civarındaki işçi adına Türk-İş ile hükümet arasında imzalanan yeni dönem toplusözleşmesindeki ücret artışları, çalışma dünyasında büyük hayal kırıklığı yarattı. Kamu işçileri, Türk-İş öncülüğünde kararlı eylemlere hazırlanırken, vaad edilenlerin çok altındaki oranların kabul edilmesine, sendikalar da, işçiler de sitem etti.
HARB-İŞ BAŞKANI AÇIK KONUŞTU
Türk-İş'le hükümet arasında imzalanan yeni sözleşme, askeri işyerlerinde çalışan Harb-İş üyesi işçilerini hayal kırıklığına uğrattı. Sözleşme ile birinci yıl ilk altı aylık dönemde ücretlere yüzde 3, ikinci altı aylık dönemde yüzde 5.5 zam yapıldı. İkinci yıl ilk ve ikinci altı aylık dönemlerde ise, ücretler yüzde 2.5 artacak. Harb-İş Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Kurubacak, Türk-İş yöneticilerine sitem etti, “Bundan sonra, ya onlar gidecek, ya bu anlayış değişecek” dedi.
‘İŞÇİ BİZE GÜVENMİŞTİ’
Tersane işçilerinin de üyesi olduğu Harb-İş Sendikasının Kocaeli Şubesi Başkanı Kurubacak sözleşmeyi şöyle değerlendirdi:
“Türk-İş bizi kullandı. Çok büyük hayal kırıklığı yarattı. Salı günü sabahı, Türk-İş’in isteğiyle bir bir saat işe girmedik, eylem yaptık. İşçi, sendikadan gelecek her eylem çağrısına uymaya hazırdı. Ama aynı gün öğleden sonra Türk-İş, sadece yüzde 1’lik artışı kabul edip, imza attı. Tavşana kaç, tazıya tut yöntemi uyguladılar. Kırgınız ve söyleyecek fazla söz bulamıyorum. Türk-İş’in bu tavrı, işçilerin sendikaya yeniden başlayan güvenlerinin de kırılmasına neden olacaktır.”
‘İDARİ MADDELERİ BİZ İMZALAYACAĞIZ’
Harb-İş Kocaeli Şubesi Başkanı Kurubacak, Türk-İş’in toplu sözleşmede sadece parasal konularla ilgili maddelere imza koyduğunu, Harb-İş Sendikasının 26 bin üyesi adına sözleşmedeki idari maddeler üzerinde pazarlığı sürdüreceğini de belirtti, “Şimdiye kadar taslaktaki 147 idari maddeden 89’u üzerinde anlaşma sağlandı. Biz bu süreçte, kendi sözleşmemizde idari maddelerde kazanım sağlamak için çaba harcayacağız” dedi.
9 Temmuz 2009 Perşembe
İŞÇİ SİMSARLARI İŞVEREN OLURSA?
AK RARTİ Tarafından çıkartılan yeni yasaya göre özel istihdam büroları açılacak .
_özel istihdam bürosu geçici iş gücü talebini karşılamak amacıyla iş sözleşmesini düzenlediği işçisini ücret karşılığında başka işverene devredebilmektedir.
Böylece bürolarsözleşme yaptıkları işçileri başka sektörlerdeki diğer şirketlere kiralayabiliyor,
Bir işyeri kısmi çalışanı dahil çalışanların%25 ibu bürolar aracılığıyla kiralık işçiden oluşturabilecek.
Özel istihdam büroları işçi simsarları bürolarına dönüşüyor. Işkolu belirsizliği dolayısıyla kiralık işçiler sendikalaşamiyor. Işçi bir mal gibi kiralanabiliyor. Büro bunun karşılığında komisyon alıyor. Işçi kiralıyan işveren işçiye karşı hiç bir sorumluluk taşımıyor.
Taşeronluk ilişkisigeniş kapsamlı uygulamaya dönüşüyor.
_ Tabi yasaya ister kölelik yasası deyin ne derseniz deyin atı alan üsküdarı geçti misali yasa meclisten geçti SN Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı yasa resmi gazetede yayımlandıktan sonar yürürlüğe girecek.
Ama galiba sendikacılar uzayda yaşiyor hiçbir tepkide bulunmadılar üç tane federasyon başkanı sn. Cumhurbaşkanını ziyaret etmekle yasa geri çekilmez beyler eylemlilikle direnişle ve karşı koymayla yasa geri çekilir.
Zaten ksmide olsa çeşitli kamu kuruluşlarında kiralık işçi mevcut(ihaleyle işçi alımı) galiba
Sendikaların bundan haberleri yok.
_yasa yürürlüğe girdikten sonra tuzla işvereni yaşadı şimdiye kadar günde bir işçi ölüyordu bundan sonra 3, 4, işçi ölse kimin umurunda..
_Bu yasa bence yasalaşmış kölelik düzenine giden yolun sistemin altyapısını uluşturma düzenidir.
_Bu yasa İLO ve AB normlarına aykırı koşuların dayatıldığını işverenin taleplerini dikkate alındığını bu yasa çalışma hayatına zaten kangren olan örgütlenme önündeki engele büyük bir set uluşturacağını başkada bir amacı olmadığını düşünüyorum.
BU YASAYLA İLGİLİ İŞÇİ SINIFI YAPACAĞI İKİ TANE İŞ VAR
Birinci iş : işçi sınıfı örgütlenip işçilerin partisini kurarak meclise taşiyarak işçiler lehine yasalar çıkartacak . örgütlenme önündeki yasal engeleri kaldıracak ve işçinin TBMM.deki sesi kulağı olacak.
İKİNCİSİ işçi sınıfı Şubelerden başlayarak sendika AĞAlarını sendikalardan uzaklaştıracak Verimlilğini yitirmiş sendikacıları genelkurullarda alaşağı edecek ve yerine genç dinamik üretken işçi sınıfına önderlik yapacak kapasitedeki işçileri sendika yönetimlerine getirerek bu yasaların çıkmasın engeleyebilecek böyle bir işçi sınıfına karşı hiç bir iktidar durmaz duramaz.
DÜN KAMUDA TOPLU İŞ SÖZLEŞMELERİ BAĞITLANDI
Ilk 6 ay %3 İkinci 6 ay %5.5 vergi ve sigorta primlerdeki artışı ve 2008 yılı enflasyonunu gözönüne alırsak işçilerin kaybı % 6.8 dir bumu sendikacların başarısı?
Yılın ilk eyleminde pes eden sendikacıların sendikacılık yapacak olanağı varmıdır?
Ilk eyleminde teslim olan sendikacılar asker dıpçiğini görürlerse ne yaparlar kimbilir..
abdulrahimkaplan@hotmail.com
_özel istihdam bürosu geçici iş gücü talebini karşılamak amacıyla iş sözleşmesini düzenlediği işçisini ücret karşılığında başka işverene devredebilmektedir.
Böylece bürolarsözleşme yaptıkları işçileri başka sektörlerdeki diğer şirketlere kiralayabiliyor,
Bir işyeri kısmi çalışanı dahil çalışanların%25 ibu bürolar aracılığıyla kiralık işçiden oluşturabilecek.
Özel istihdam büroları işçi simsarları bürolarına dönüşüyor. Işkolu belirsizliği dolayısıyla kiralık işçiler sendikalaşamiyor. Işçi bir mal gibi kiralanabiliyor. Büro bunun karşılığında komisyon alıyor. Işçi kiralıyan işveren işçiye karşı hiç bir sorumluluk taşımıyor.
Taşeronluk ilişkisigeniş kapsamlı uygulamaya dönüşüyor.
_ Tabi yasaya ister kölelik yasası deyin ne derseniz deyin atı alan üsküdarı geçti misali yasa meclisten geçti SN Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı yasa resmi gazetede yayımlandıktan sonar yürürlüğe girecek.
Ama galiba sendikacılar uzayda yaşiyor hiçbir tepkide bulunmadılar üç tane federasyon başkanı sn. Cumhurbaşkanını ziyaret etmekle yasa geri çekilmez beyler eylemlilikle direnişle ve karşı koymayla yasa geri çekilir.
Zaten ksmide olsa çeşitli kamu kuruluşlarında kiralık işçi mevcut(ihaleyle işçi alımı) galiba
Sendikaların bundan haberleri yok.
_yasa yürürlüğe girdikten sonra tuzla işvereni yaşadı şimdiye kadar günde bir işçi ölüyordu bundan sonra 3, 4, işçi ölse kimin umurunda..
_Bu yasa bence yasalaşmış kölelik düzenine giden yolun sistemin altyapısını uluşturma düzenidir.
_Bu yasa İLO ve AB normlarına aykırı koşuların dayatıldığını işverenin taleplerini dikkate alındığını bu yasa çalışma hayatına zaten kangren olan örgütlenme önündeki engele büyük bir set uluşturacağını başkada bir amacı olmadığını düşünüyorum.
BU YASAYLA İLGİLİ İŞÇİ SINIFI YAPACAĞI İKİ TANE İŞ VAR
Birinci iş : işçi sınıfı örgütlenip işçilerin partisini kurarak meclise taşiyarak işçiler lehine yasalar çıkartacak . örgütlenme önündeki yasal engeleri kaldıracak ve işçinin TBMM.deki sesi kulağı olacak.
İKİNCİSİ işçi sınıfı Şubelerden başlayarak sendika AĞAlarını sendikalardan uzaklaştıracak Verimlilğini yitirmiş sendikacıları genelkurullarda alaşağı edecek ve yerine genç dinamik üretken işçi sınıfına önderlik yapacak kapasitedeki işçileri sendika yönetimlerine getirerek bu yasaların çıkmasın engeleyebilecek böyle bir işçi sınıfına karşı hiç bir iktidar durmaz duramaz.
DÜN KAMUDA TOPLU İŞ SÖZLEŞMELERİ BAĞITLANDI
Ilk 6 ay %3 İkinci 6 ay %5.5 vergi ve sigorta primlerdeki artışı ve 2008 yılı enflasyonunu gözönüne alırsak işçilerin kaybı % 6.8 dir bumu sendikacların başarısı?
Yılın ilk eyleminde pes eden sendikacıların sendikacılık yapacak olanağı varmıdır?
Ilk eyleminde teslim olan sendikacılar asker dıpçiğini görürlerse ne yaparlar kimbilir..
abdulrahimkaplan@hotmail.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
