Bu yazıyı seçim sonuçları belli oldugu saatlerde yazdım.Sandıktan cıkan sonuclara göre herkes aklına geln bir takım düşünceleri söyleyebilir yazabilir , ama benim düşüncem cok farklı ..Benim düşüncem bir referandum niteliğindedir.
2009 yılı seçimlere giderken nelerin yaşandığını hepimiz Gördük!
Hele parti liderlerinin aylar önce meydana çıkıp halkın gözünde kendilerini birer melek olarak göstermeleri insanın aklını karıştırıyor.
Ama gün geç tikçe sertleşen imajları insanları tereddüt içinde bıraktı.
Ama dikkatimi bir şey çekti.
Ergenekon Avukatlığına soyunana (evet Ergenekonun E.T.Ö) Avukatıyım diyen bir parti liderinin partisi % 6 civarında oyunu artırıyor. Milliyetçi kimliğini ön plana koyan partilerde oy oranlarını artırıyor.Peki kimin oyunu olarak oylarını artırdılar tabi ki iktidar partisinin.
Bizim iktidar partilerimiz 4 yıl boyunca istedikleri gibi politika yürütmüyorlar ama seçim
yılına girildiğinde politikalarını yumuşatıyorlar ama halkımız buna pekte inanmadığı için gereken cevabı veriyor.
Hiçte düşünmüyorlar Süleyman Demirellin partisi nerde ?
Rahmetli Turgut ÖZAL’IN partisi nerde ?
Tansu ÇİLLER Mehmet AĞAR’IN nerde bu liderler partileri ne kadar iktidara yakın .Bir yıl önce %47 oy alan iktidar partisi % 40 altına düşürülüyor.
Ama bir şey daha dikkatimi çekti bu kadar seçim meydanlarında hiçbir parti sosyal devletle ilgili İşçi sınıfıyla ilgili ,Sendikal yasasıyla ilgili Sendikal örgütlenmelerin önündeki engelleri kaldıracaklarıyla ilgili tek bir kelime etmediler.
İşsizlikle Mücadele konusunda Somut bir öneri ortaya koymadılar. ÖTV ve KDV – 5 puan indirmek piyasayı az da olsa canlandırır ama işsizlik sorununu çözmez taşeronlaşmayı önlemez fabrikaların kapanmasını önlemez.
Sosyal devlet !
Demokratikleşmeyle gelişir yoksa vatan millet Sakarya deyip oylarımız 3 puan artıra bilirsiniz ama sorunu çözmüyorsunuz 3 ay boyunca alanlara çıktınız mitingler düzenlediniz
Sonuç 0- ve alınan oylara bakalım AKP iktidar partisi aldığı oy % 39.1. Yani her yüz kişiden 61 kişi karşı CHP tarih boyunca muhalefette kalmış 60 yıldır iktidar olamamış sürekli ana muhalefet partisi aldığı oy % 23 halkın, pardon seçmenin % 77 si karşı .
Diğer taraftan milliyetçi kimliği öne çıkararak politika yapan MHP % 16.2 oy alıyor seçmenin % 84 ü karşı birde DTP var bu kadar soruna rağmen bu kadar çabaya rağmen bir türlü Türkiye partisi olamıyor, yaklaşık 40 ilde seçime direniyor ve aldığı oy % 5.4 diğer bir sürü % sıfır almış parti var.
Gelin benimde size bir önerim olsun seçimleri iki türlü yapalım ikinci tura kalan iki parti yarışsın ve oyların % 51 ini alan parti o ilde Belediye Başkanı veya Milletvekili çıksın. İşte o zaman belediye başkanı göğsünü kabarta , kabarta derki ben Ankara’nın belediye başkanıyım … yoksa yukarıda verdiğim rakamlara göre %25 ile vatandaş belediye başkanı seçiliyor ve % 75 Ret’ e karşı belediye başkanı seçiliyor.
Gelin Mecliste temsil edilen dört tane partilerimiz bir araya gelin bu yasayı çıkarın ve demokrasi için bunu yapın. Ve halkın iradesine kulak verelim.
Abdulrahimkaplan@hotmail.com
30 Mart 2009 Pazartesi
26 Mart 2009 Perşembe
Sendikal Yapı ve İşleyişi
Sendikalar canlı yapılardır. Sendikanın içinde var oldukları ortam önemli değişimlere uğrayınca, sendikalarda bir süreç içinde bir dönüşüm yaşar.
Örneğin; İngiltere’de işçi Aristokratlarının meslek sendikacılığı bunalıma girince vasıfsız işçileri de üyeliği kabul etti ve yeni sendikacılık adı verildi. Böylece hem üye sayıları artırdılar.
Sendikalar kapitalizmin evrimi sürecinde yoğunlaşan sorunlarla daha başarılı bir şekilde baş edebilme için politikaların da stratejileri de iç yapılarında işleyişlerinde gözden geçirmek zorunda kaldılar.
Aksi taktirde sendikalar işleyişlerini devam ettirmezler gönümüzde işçi sınıfına dayatılan özelleştirme taşeronlaştırma gibi dayatmalarla sendikaları işlevsiz hale getirilmektedir.
Bakınız özelleştirmenin getirdiği sonuçlara bir göz atalım nelere zarar vermektedir;
• Milli parkların, ormanların özelleştirilmesi doğal zenginliklerin yağmalanması ve yok edilmesine yol açacaktır.
• Limanların özelleştirilmesi kaçakçılığın artmasına yol açacaktır.
• Ceza evlerinin özelleştirilmesi güvenliğimizi mafyaya teslim edilmesi demektir.
• Enerji, telefon, petrol rafinerilerimizi özelleştirilmesi ülkemizin Ekonomisi ve Savunmasını büyük tehlikelere karşı karşıya getirecektir.
• Özelleştirmenin bir biçimi taşeronlaştırmadır. Kaçak işçiliğin yaygınlaşmasıdır.
• Özelleştirmenin amacı sosyal devleti yok etmektir.
T.iş sözleşmelerine konulan ikinci yevmiye skalası, zorunlu emeklilik, esnek çalışma, atipik veya standart dışı çalışma biçimleri işçi kiralama kısmi süreli işçilik kamuoyuna sendikalar ve sendika işçiler aleyhine şartlandırmalar toplu iş sözleşmenin uygulanmaması daha vb. sayılabilecek bir sürü problemler ama yinede bizim yol-iş tutturmuş ben olağanüstü genel kurula gitmeyeceğim. Gerçekten bunu işçi sınıfı için mi? yoksa 4 tane miyadı dolmuş yani son bulunma tarihleri geçmiş Mersin 1 nolu şube yöneticileri için mi taa Mersin Avukat yolladın demezler mi? Amacın 4 tane yöneticini savunmak mı? yoksa işçi sınıfının sorunu çözmek mi dürüstsen taraf olmasın taraf olmak suca ortak olmaktır. Eğer Mersin olağanüstü kongre talep ediyorsa Mersin’de işler iyi gitmiyor demektir. İşleri rayına oturtmaksa genel merkezin görevidir. Sizi görevinizi yapmaya davet ediyorum.
AbdulrahimKaplan@hotmail.com
Örneğin; İngiltere’de işçi Aristokratlarının meslek sendikacılığı bunalıma girince vasıfsız işçileri de üyeliği kabul etti ve yeni sendikacılık adı verildi. Böylece hem üye sayıları artırdılar.
Sendikalar kapitalizmin evrimi sürecinde yoğunlaşan sorunlarla daha başarılı bir şekilde baş edebilme için politikaların da stratejileri de iç yapılarında işleyişlerinde gözden geçirmek zorunda kaldılar.
Aksi taktirde sendikalar işleyişlerini devam ettirmezler gönümüzde işçi sınıfına dayatılan özelleştirme taşeronlaştırma gibi dayatmalarla sendikaları işlevsiz hale getirilmektedir.
Bakınız özelleştirmenin getirdiği sonuçlara bir göz atalım nelere zarar vermektedir;
• Milli parkların, ormanların özelleştirilmesi doğal zenginliklerin yağmalanması ve yok edilmesine yol açacaktır.
• Limanların özelleştirilmesi kaçakçılığın artmasına yol açacaktır.
• Ceza evlerinin özelleştirilmesi güvenliğimizi mafyaya teslim edilmesi demektir.
• Enerji, telefon, petrol rafinerilerimizi özelleştirilmesi ülkemizin Ekonomisi ve Savunmasını büyük tehlikelere karşı karşıya getirecektir.
• Özelleştirmenin bir biçimi taşeronlaştırmadır. Kaçak işçiliğin yaygınlaşmasıdır.
• Özelleştirmenin amacı sosyal devleti yok etmektir.
T.iş sözleşmelerine konulan ikinci yevmiye skalası, zorunlu emeklilik, esnek çalışma, atipik veya standart dışı çalışma biçimleri işçi kiralama kısmi süreli işçilik kamuoyuna sendikalar ve sendika işçiler aleyhine şartlandırmalar toplu iş sözleşmenin uygulanmaması daha vb. sayılabilecek bir sürü problemler ama yinede bizim yol-iş tutturmuş ben olağanüstü genel kurula gitmeyeceğim. Gerçekten bunu işçi sınıfı için mi? yoksa 4 tane miyadı dolmuş yani son bulunma tarihleri geçmiş Mersin 1 nolu şube yöneticileri için mi taa Mersin Avukat yolladın demezler mi? Amacın 4 tane yöneticini savunmak mı? yoksa işçi sınıfının sorunu çözmek mi dürüstsen taraf olmasın taraf olmak suca ortak olmaktır. Eğer Mersin olağanüstü kongre talep ediyorsa Mersin’de işler iyi gitmiyor demektir. İşleri rayına oturtmaksa genel merkezin görevidir. Sizi görevinizi yapmaya davet ediyorum.
AbdulrahimKaplan@hotmail.com
23 Mart 2009 Pazartesi
İŞÇİNİN AİDATLARINA BAK NERELERE GİDİYOR
Tanrı aşkına olacak şeymidir bunlar?
Bazıları artık vatan millet Sakarya din elden gidiyor vatan elden gidiyor laiklik elden gidiyor.
İnsanların ekmeklerini ellerinden almış oluyorsunuz. Kim neden nasıl niçin takip edecek bu kurumlar.sendikalaşmanın önündeki anki demokratik yasal engellerin kaldırılsın.
Sendikalar demokratik ve şeffaf yönetimlerle yönetilsin artık sendika ağalığı olmasın.
Sendika işadamı siyasetçi ve çete işbirlikçiliği olmasın diyoruz ama gelin görünkü perde arkasında geçen diyaloga bakın aşağıdaki konuşmanın tamamı (taraf gazetesi) 23.03.2009 tarih10 sayfasından alınmıştır aynen yazıyorum özelleştirme başarısızlığı aslında iyi bir başarısızlıktır.
Tekel’ i ne kadar geç satsalar o kadar iyidir.Çalışmayı Yıldırım Koç (konuşmayı yapılan tarihte ) Türk-iş Genel Başkan danışmanı ve yol iş sendikası genel başkan baş danışmanı idi.)aracılığıyla kamuoyuyla paylaşabilirsiniz. Ben onu güvenilir buluyorum sendikal faaliyetlerde önemli bir kişi. Ulusal duyarlılıkları olan bir kişi yönlendirebilir. Yararlanılabilir. Yol-iş ten Fikret bey o dönem (yol-iş genel başkanı) ulusal duyarlılığı olan biri güvenililirliği sizde test edin. Yol-iş ve Yıldırım Koç’u kullanabilir sendikalarla ilgili çizelgeyi e.posta ile gönderirseniz sevinirim.
Jandarma ile yapılacak faaliyetler.....
Yıldırım Koç ile mevcut irtibatımızın devam etmesi Yol-iş sendikasından Fikret Bey’in Yol-iş ile mevcut ilişkilerimiz kapsamında yönlendirilmesi , sendikaların eylemlilik sürecine çekilmesi ve hükümetin acil eylem planına ilişkin çalışmalarımızın kamuoyuna intikal edilmesi konularında uygun değerlendirmektedir. Bu kadar bu konuda hiç yorum yazmayacağım yorum ve değerlendirmeyi siz sevgili karayolculara bırakıyorum.Sevgilerimle
Abdulrahimkaplan@hotmail.com
Abdulrahimkaplan Blogspot.com
Tanrı aşkına olacak şeymidir bunlar?
Bazıları artık vatan millet Sakarya din elden gidiyor vatan elden gidiyor laiklik elden gidiyor.
İnsanların ekmeklerini ellerinden almış oluyorsunuz. Kim neden nasıl niçin takip edecek bu kurumlar.sendikalaşmanın önündeki anki demokratik yasal engellerin kaldırılsın.
Sendikalar demokratik ve şeffaf yönetimlerle yönetilsin artık sendika ağalığı olmasın.
Sendika işadamı siyasetçi ve çete işbirlikçiliği olmasın diyoruz ama gelin görünkü perde arkasında geçen diyaloga bakın aşağıdaki konuşmanın tamamı (taraf gazetesi) 23.03.2009 tarih10 sayfasından alınmıştır aynen yazıyorum özelleştirme başarısızlığı aslında iyi bir başarısızlıktır.
Tekel’ i ne kadar geç satsalar o kadar iyidir.Çalışmayı Yıldırım Koç (konuşmayı yapılan tarihte ) Türk-iş Genel Başkan danışmanı ve yol iş sendikası genel başkan baş danışmanı idi.)aracılığıyla kamuoyuyla paylaşabilirsiniz. Ben onu güvenilir buluyorum sendikal faaliyetlerde önemli bir kişi. Ulusal duyarlılıkları olan bir kişi yönlendirebilir. Yararlanılabilir. Yol-iş ten Fikret bey o dönem (yol-iş genel başkanı) ulusal duyarlılığı olan biri güvenililirliği sizde test edin. Yol-iş ve Yıldırım Koç’u kullanabilir sendikalarla ilgili çizelgeyi e.posta ile gönderirseniz sevinirim.
Jandarma ile yapılacak faaliyetler.....
Yıldırım Koç ile mevcut irtibatımızın devam etmesi Yol-iş sendikasından Fikret Bey’in Yol-iş ile mevcut ilişkilerimiz kapsamında yönlendirilmesi , sendikaların eylemlilik sürecine çekilmesi ve hükümetin acil eylem planına ilişkin çalışmalarımızın kamuoyuna intikal edilmesi konularında uygun değerlendirmektedir. Bu kadar bu konuda hiç yorum yazmayacağım yorum ve değerlendirmeyi siz sevgili karayolculara bırakıyorum.Sevgilerimle
Abdulrahimkaplan@hotmail.com
Abdulrahimkaplan Blogspot.com
21 Mart 2009 Cumartesi
SENDİKACI OLMAK AYRI SENDİKACILIK YAPMAK AYRI BİRŞEY
Bugün mahkemeden yazıma başlamak istiyorum.Sendika üyeleri arasında ayrım yapmamak hele ki şube ile üyeler arasında problem var ise şube yöneticilerine değilde üyelere taraf olmalıydı aksi takdir de bu işler yürümez gerçi pekte yürüdüğü soylenemez ama ben yinede soyleyeyim.Ama bir nokta daha var sayın sendika genel merkez yöneticileri unutmamalısınız ki yürüttüğünüz bu hanedanlık yaşadığınız saltanatın parasını biz işçiler ödüyoruz yani sizin işvereniniz konumundayız nasıl ki avukatlarınıza ödediğiniz paralrla harcırahlarla buraya kadar gönderiyorsanız bizlerde ne dersek sizler yapmak zorundasınız. Çünkü senin işverenin biz işçileriz.
Değerli sendikacılarımız yanılmıyorsam T.Yol-İş sendikasının tüzüğünü ben yazmadım o tüzüğü hazırlayan delegelerdir.Tüzükte ne diyor ; 1/5 lik delege imzası ile olağanüstü genel kurul toplanır diyor bakın dikkatinizi çekerim demiyor sukadar imza ile olağanüstü toplanmaz ..Lütfen patronlarınızın sesine kulak verin.Mahkemeye deyinki işçi üyelerimiz haklı bizim Mersin 1 nolu şubede problemler var . İşler rayında gitmiyor: Artık şube yöneticilerimizin son kullanma tarihi geçmiş , daha fazla kullanılması halinde sağlığa zararlı oldugunu beyan edin ve olağan üstü kararını mahkemeden sizde talep edin.yarın kayyum atanma durumu olursa sizlerde giderseniz işçiler zarar görecek siz zarar göreceksiniz .Türkiye sendikacılık hareketi zarar görecek yani iki tane vadesi geçmiş sözüm ona sendikacı için aklı selim düşünen bir insan işçi sınıfını feda etmez tabi yinede karar sizin... Ama ta Ankaralardan Mersine Avukat göndermek kadar abes olan bir olay olamaz ve verdiği dilekçede şube yöneticilerimiz taraflı davranmamışlardır baskı uygulanmamıştır diyorsunuz.
1 Mayıstaki şikayet dilekçesinde ne gibi işlem yaptınız.? Benim işyerimdeki olayla ilgili siz ne yaptınız ? Aynı zamanda Şb. Yönetim kurulunuz beni işverene ispiyon etti. Bugun onunla ilgili ihraç istemiyle disiplin kuruluna verilmesi talep eden bir dilekçe hem subenize hem size yolladım bekleyip göreceğiz ne gibi işlem yapacaksınız ..
Ama unutmayın bir işçiyi işverene ispiyon etmek sendikal suçtur.Sendikal suç işlemek ceza gerektirir.İspiyonculuk ihanettir ihanette ihraç gerektirir.
Abdulrahimkaplan@hotmail.com
Değerli sendikacılarımız yanılmıyorsam T.Yol-İş sendikasının tüzüğünü ben yazmadım o tüzüğü hazırlayan delegelerdir.Tüzükte ne diyor ; 1/5 lik delege imzası ile olağanüstü genel kurul toplanır diyor bakın dikkatinizi çekerim demiyor sukadar imza ile olağanüstü toplanmaz ..Lütfen patronlarınızın sesine kulak verin.Mahkemeye deyinki işçi üyelerimiz haklı bizim Mersin 1 nolu şubede problemler var . İşler rayında gitmiyor: Artık şube yöneticilerimizin son kullanma tarihi geçmiş , daha fazla kullanılması halinde sağlığa zararlı oldugunu beyan edin ve olağan üstü kararını mahkemeden sizde talep edin.yarın kayyum atanma durumu olursa sizlerde giderseniz işçiler zarar görecek siz zarar göreceksiniz .Türkiye sendikacılık hareketi zarar görecek yani iki tane vadesi geçmiş sözüm ona sendikacı için aklı selim düşünen bir insan işçi sınıfını feda etmez tabi yinede karar sizin... Ama ta Ankaralardan Mersine Avukat göndermek kadar abes olan bir olay olamaz ve verdiği dilekçede şube yöneticilerimiz taraflı davranmamışlardır baskı uygulanmamıştır diyorsunuz.
1 Mayıstaki şikayet dilekçesinde ne gibi işlem yaptınız.? Benim işyerimdeki olayla ilgili siz ne yaptınız ? Aynı zamanda Şb. Yönetim kurulunuz beni işverene ispiyon etti. Bugun onunla ilgili ihraç istemiyle disiplin kuruluna verilmesi talep eden bir dilekçe hem subenize hem size yolladım bekleyip göreceğiz ne gibi işlem yapacaksınız ..
Ama unutmayın bir işçiyi işverene ispiyon etmek sendikal suçtur.Sendikal suç işlemek ceza gerektirir.İspiyonculuk ihanettir ihanette ihraç gerektirir.
Abdulrahimkaplan@hotmail.com
20 Mart 2009 Cuma
28 Şubat Öncesi ve Sonrası
Akşam televizyon haberlerini Rasim Ozan’ın yorumunu dinledim. 28 Şubat ile ilgili yorumları anlatımları çok güzeldi çokta haklıydı ama daha gerilere gitmeliydi! 27 Mayıs’ı 12 Mart ve 12 Eylül’le beraber 285 Şubat’ı ele almalıydı diye düşünüyorum.
28 Mart muhtırası gelişiyle ilgili yaşanan olaylara biraz bakacak olursak bu sürece nasıl geldiğimizi anlayabiliriz.
Müslüm Gündüz’leri, Ali Kalkan’cıyı, Fadime Şahin’lerin bu senaryoda nasıl rol aldıklarını hep birlikte gördük ve yaşadık. 28 Şubat sürecinde yaşanan olaylar ve oynanan senaryolar yeniden oynamaya başlanıyor.
Manisa’da eski meclis başkanı Bülent ARDINÇ’ında katıldığı bir toplantı protokolunda yan yana getirilen Cüppeli Şeyhin bu işin bir tezgah olduğuna inanıyorum.
Diğer yandan İstanbul’un göbeğinde bir pazar yerinde bir tane Malezyalının vaaz vermesi (misyonerlik yapması) oyunun parçası değil de nedir?
Yine bu süreçle ilgili K.K.K eski komutanı Salim Dervişoğlu bir açıklaması vardı ve aynen şunu söylüyor; Genel Kurmay 2 Başkanı Genel Kurmay Başkanı gibidir bazen insiyatif kullanır onun namına kendi imzasını atar. Genel kurmaya başkanının haberi bile olmaz diyor Dervişoğlu böylece 28 Şubat sürecinde genel kurmay 2 başkanı çevik bir insiyatif kullanılmış olabileceğini ima etmiş oldu.
Birinci Askeri Darbe
Geçmişte de aynı olayları yaşamıştık darbeleri muhtarılari bu olaylar zihnimizde öyle derin yer almıştır ki öyle yaralar açmış ki silinmesi imkansız hale gelmiştir.
27 Mayıs 1960 ta başlayan süreç yasada da devam etti. 16 Eylül 1961 tarihinde Fatih Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 17 Eylül 1961 de Adnan Menderes İmralı adasında idam edildi.
1969 yılında yapılan seçimde Süleyman Demirel’in partisi %44.55 oyla aldı. Süleyman Demirel’de başbakan oldu akabinde 15 16 Haziran olayları oldu ve İstanbul’daki kanlı pazar devam etti.
Ve meşhur Cumhuriyet mitingleri gibi o denemde de kominizmle mücadele derneği halka çağrıda bulunarak tepki göstermeye ve karşı çıkmaya çağırıyordu ve ordu 12 Mart tarihinde muhtıra verdi Parlamento Fesih edilmedi partiler sendikalar kapatılmadı. Anayasa askıya alınmadı ama koşullar çok değişti. Askerler teknokrat bir hükümet istiyordu.
Ve Nihat Erim ismi üzerinde anlaşıldı.
26 Mart günü CHP’den istifa eden Nihat Erim Reform hükümetini kurdu ve 3 tane genci idam edilerek 12 Eylül 1980 Sürecinde göz atarsak Çorum olayları Sivas olayları ve Maraş olayları yaşandı. İnsanları sağcı, solcu diye birbirine düşürüldü. Alevi Suni denildi katedildi.
Zemin hazırlandıktan sonra ordu yönetime el koydu parlamento fes edildi parti liderleri tutuklandı partiler kapatıldı sendikalar kapatıldı sendikacılar tutuklandı demokrasi askıya alındı.
Nice insanlar işkence tezgahlarında geçti ve yine idamlar bu sefer 18 yaşındaki Erdal Eren edildi.
Bu muhtıra ve askeri darbe girişimlerine karşı 29 Mart sabahı herkesin ve her kesimin sandık başına giderek oy kullanarak dur diyebiliriz.
Bence en iyisi sizde bunu yapın ve sandığa giderek demokrasi için kendiniz için çocuklarınızın geleceği için Avrupa birliğine girmemiz için ve kendimiz için bir şeyler yapın.
Abdulrahim KAPLAN
Kadep PM. Üyesi
AbdulrahimKaplan@hotmail.com
28 Mart muhtırası gelişiyle ilgili yaşanan olaylara biraz bakacak olursak bu sürece nasıl geldiğimizi anlayabiliriz.
Müslüm Gündüz’leri, Ali Kalkan’cıyı, Fadime Şahin’lerin bu senaryoda nasıl rol aldıklarını hep birlikte gördük ve yaşadık. 28 Şubat sürecinde yaşanan olaylar ve oynanan senaryolar yeniden oynamaya başlanıyor.
Manisa’da eski meclis başkanı Bülent ARDINÇ’ında katıldığı bir toplantı protokolunda yan yana getirilen Cüppeli Şeyhin bu işin bir tezgah olduğuna inanıyorum.
Diğer yandan İstanbul’un göbeğinde bir pazar yerinde bir tane Malezyalının vaaz vermesi (misyonerlik yapması) oyunun parçası değil de nedir?
Yine bu süreçle ilgili K.K.K eski komutanı Salim Dervişoğlu bir açıklaması vardı ve aynen şunu söylüyor; Genel Kurmay 2 Başkanı Genel Kurmay Başkanı gibidir bazen insiyatif kullanır onun namına kendi imzasını atar. Genel kurmaya başkanının haberi bile olmaz diyor Dervişoğlu böylece 28 Şubat sürecinde genel kurmay 2 başkanı çevik bir insiyatif kullanılmış olabileceğini ima etmiş oldu.
Birinci Askeri Darbe
Geçmişte de aynı olayları yaşamıştık darbeleri muhtarılari bu olaylar zihnimizde öyle derin yer almıştır ki öyle yaralar açmış ki silinmesi imkansız hale gelmiştir.
27 Mayıs 1960 ta başlayan süreç yasada da devam etti. 16 Eylül 1961 tarihinde Fatih Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 17 Eylül 1961 de Adnan Menderes İmralı adasında idam edildi.
1969 yılında yapılan seçimde Süleyman Demirel’in partisi %44.55 oyla aldı. Süleyman Demirel’de başbakan oldu akabinde 15 16 Haziran olayları oldu ve İstanbul’daki kanlı pazar devam etti.
Ve meşhur Cumhuriyet mitingleri gibi o denemde de kominizmle mücadele derneği halka çağrıda bulunarak tepki göstermeye ve karşı çıkmaya çağırıyordu ve ordu 12 Mart tarihinde muhtıra verdi Parlamento Fesih edilmedi partiler sendikalar kapatılmadı. Anayasa askıya alınmadı ama koşullar çok değişti. Askerler teknokrat bir hükümet istiyordu.
Ve Nihat Erim ismi üzerinde anlaşıldı.
26 Mart günü CHP’den istifa eden Nihat Erim Reform hükümetini kurdu ve 3 tane genci idam edilerek 12 Eylül 1980 Sürecinde göz atarsak Çorum olayları Sivas olayları ve Maraş olayları yaşandı. İnsanları sağcı, solcu diye birbirine düşürüldü. Alevi Suni denildi katedildi.
Zemin hazırlandıktan sonra ordu yönetime el koydu parlamento fes edildi parti liderleri tutuklandı partiler kapatıldı sendikalar kapatıldı sendikacılar tutuklandı demokrasi askıya alındı.
Nice insanlar işkence tezgahlarında geçti ve yine idamlar bu sefer 18 yaşındaki Erdal Eren edildi.
Bu muhtıra ve askeri darbe girişimlerine karşı 29 Mart sabahı herkesin ve her kesimin sandık başına giderek oy kullanarak dur diyebiliriz.
Bence en iyisi sizde bunu yapın ve sandığa giderek demokrasi için kendiniz için çocuklarınızın geleceği için Avrupa birliğine girmemiz için ve kendimiz için bir şeyler yapın.
Abdulrahim KAPLAN
Kadep PM. Üyesi
AbdulrahimKaplan@hotmail.com
13 Mart 2009 Cuma
BAHAR GELİYOR BAHAR
Düşen cemreler yüreğimizi okşar.
Uyanan börtü böcekler mırıldanan toprağın fısıltısı kenger toplayan eli nasırlı kadınlar, nergiz toplayan minacık genç kızlarımız, süt sağmaya giden berivanlarımız baharda bir başka güzeldir.
Ve şimdi bahar… bahar denince aklıma 1989 bahar eylemleri geldi o bahar eylemlerinde işçiler yalınayak yürüdü sakal bıraktı her gün alanlara koşuyordu. Çünkü o zamanlar bugün ki sendikacılarımızın beyinleri tazeliğini koruyordu. Baharın gelişiyle bir heyecan bir eylemlilik vardı. İşçilerde sendikasını yalnız bırakmadı. İktidarıyla muhalefetiyle. Muhalefet deyince yine eski muhalefetle bugünkü muhalefet geldi aklıma. İktidar muhalefet etmek demokrasinin bir gereğidir. Sendikanın iç işleyişidir sendika içi demokrasidir anlayana?
1986 yılında çok güçlü bir muhalefet vardı şu anki şube başkanı da muhalefetteydi aday gösterilmeyince iktidarda genel sekreter adayı olarak saf değiştirdi. Muhalefetin 105 iktidarın 55 delegesi vardı iktidarda sadece şube başkanıyla şube sekreteri seçimi kazandı listesinin tamamen kaybetti. O zaman ki şube başkanı bu günkü genel merkez sekreteri 1990’lı yıllarda olağanüstü genel kurul talep muhalefetin talebi kabul edildi. Fakat genel sekreterin desteğiyle seçim güde dahi alınmadı tabii genel sekreterin vefa borcu var.
Ve muhalefet çeşitli oyun ve entrikalarla sindirildi ve çıkar ilişkiler, binanın satışı yapıldı. Muhalefete satıldı. Böylece muhalefet bitirildi.
Dedim ya bahar geliyor bahar gelmeden çiçekler açmıyor yeniden bu kronikleşmiş sendikacılara karşı muhalefet oluştu güçlendi sayısal olarak seçimi olacak sayıya ulaştı. Olağanüstü talep eden muhalefet yine genel sekreterin desteğiyle red edildi. Muhalefetin bu işin sonu ne olursa olsun mersin yol-iş’i olağan üstü kongreye götürmeye kararlıydı. Genel sekretere rağmen yargı sürecini başlattı. Şube yöneticileri ne kadar kıvırsalar da davanın redini isteseler de nafile. Bahar geldi baharda bayram var, şenlik var, her taraf günlük gülistanlık baharda nevruz var, 1 Mayıs var, olağanüstü genel kurul var. Vursun davullar çalsın zurnalar çekilsin halaylar tabi halayın başını ben çekerim çokta güzel halay çekerim…
Bahar geliyor baharda bir başka yürüyor kadınlar, bir başka coşuyor erkekler, gençler, afili çığlıklar atıyor serçeler ve doğa uyanıyor. Öyle ya bahar geldi diyorum içimden samimice.
Abdulrahimkaplan@hotmail.com
http://Abdulrahimkaplan.blogspot.com
12 Mart 2009 Perşembe
İŞTE SİZE YOL-İŞ
İki gün önce Mersin yol-iş’in geçmişine biraz değindim ama bazı noktaları kaçırdığımı düşünerek aynı başlığı kullanarak yazmaya karar verdim.
Bilindiği gibi T.yol-iş de federasyonu ameleler birliğinden oluştu. Ameleler birliğinden sendika ve federasyon kurana kadar ne emekler harcadıklarını biliyor musunuz?
İnanın yol-iş sendikasının bu günkü durumunu görselerdi kahrolurlardı iyi ki görmediler. Ama ben şuna inanıyorum Halit Mısırlıoğlu’nun şu anda kemikleri sızlıyor, canı acıyor çünkü Halit Mısırlıoğlu özelleştirmeye ön ayak olmadı taşeronlaşma için idareyle yani şubler bazında bölge müdürlükleriyle anlaşmadı. Akrabasını, yeğenini, kardeşini taşeronda çalıştırmak için idare ile iş birliği yapmadı yani işçi sınıfına ihanet etmedi. Etmedikler içinde bugün ki duruma canları çok acıyor.
Şu andaki genel merkezin ve Mersin yol-iş şubesinin düştüğü duruma işçi olarak üye olarak gerçekten canım çok acıyor içim yanıyor. İşçilerden kesilen aidatlarla kayıp olan 300 Trilyon Lira bu parayla 3 tane öğrenci yurdu yaptırdı Yüz Bin öğrenciye burs verilirdi. Ama sendikacılarımız onu düşünmez. Ne yaparlar? Eski genel başkanlarının oğluna 5000 Lira maaşla danışman olarak çalıştırırlar. Türk-iş eski başkanını danışman olarak görev verir ve 5000 Lira maaş öderler. Gerçi açlar aşa işe ihtiyacı var yada eski genel başkan Trabzon’lu olduğu için Trabzon’da ilköğretim okulu yaptırıyor.
Değerli yol-iş üyeleri okul yapmak sendikanın görevi mi? Okul yapmak Milli Eğitim Bakanlığı (Devletin) işidir. Yukarıda söylediğim gibi sendikaların görevi üyelerinin refahı düşünmek ve gelecekleri ile ilgili çalışmalar yapmak.
Lüks oteller yapmak sendikanın görevi değil. Mersin yol-iş 5 katlı binayı satarak kime ne kazanç sağladı bilemiyorum ama ? eski muhalefetini bu şekilde bitirdiklerini biliyorum. Sen Mersin en merkezi yerinde 5 katlı binayı soğuk hava deposuyla, düğün salonu, idari binası, misafirhanesi ile sat, sattığın paranın 2 katını daha üstüne ekle bir kat al ve özel arabası olmayanın sendikaya gitmeye olanağı olmadığı bir yerde bir kat al. Vidan be kardeşim.
Burası iş hanıymış niye kardeşim sen nohut tucarımısın demezler mi? Yoksa petrol şirketlerin mi var? SEN İŞÇİSİN İŞÇİ KAL…
Ama bu kadar olmaz sosyal demokrat? Sosyalist? 68 kuşağıdırlar sözüm ona. Mersin yol-iş yöneticileri çoğu yol-iş üyesi bilir makam şoförü alkolü bıraktık dan sonra sırf ibatedini yerine getirdiği için görev vermeyerek temizlik ve çaycılık yaptırarak emekliliğe zorlamışladır. Yine sosyal demokrat, devrimci, sosyalist, 68 kuşağı yöneticilerimize bakın çalıştırdıkları avukat MHP’li bu kadar çelişki olabilir mi demek ki oluyor. Ama bu doğaya da haykırı.
Siyasal görüşü sermaye ve emperiyalizmden yana olan bir hukukçu işçi sınıfının haklarını nasıl savunur? Buda bizim Mersin yol-iş’in marifeti! Daha neler var neler?
Yazmaya devam edeceğim.
Abdulrahimkaplan@hotmail.com
http://Abdulrahimkaplan.blogspot.com
11 Mart 2009 Çarşamba
İŞTE SİZE YOL-İŞ
Kötü yönetimler bugün yol-iş i işlevsiz hale getirdiler. Nasıl mı?
Mersin Yol-iş sendikası vardı.Camii şerif mahallesinde 31 sokakta zemin katında yol koop yani Yol-İş sendikası üyeleri tüketim kooperatifi yaklaşık bin üyesi vardı.Piyasaya göre hem ucuz hem vadeli gıda,temizlik,beyaz eşya giyim eşyası ve araba bulunurdu.böyle güçlü bir kooperatiften sadece küçük bir kantin kaldı.Kooperatif yönetimi de 1985 yılından bu yana muhalifti ve muhalefetin liderliğini yapıyordu.Neyse bizim meşhur entrikacı sendikacılarımız çıkar uğruna tecrübeli olduklarından dolayı yol-koop’u da bitirdiler. Pardon sendikayı anlatıyordum. Birinci kat 80li yıllarda Lokal olarak çalıştırılıyordu. İşçiler hafta sonlarını lokalde değerlendiriyordu.Daha sonra Lokal Düğün salonu oldu.Hem işçiler hem işçi yakınları yararlanıyordu hem de çok uygun fiyatla. Düğün salonunun müdürlüğünü daha önce ki makalelerimde bahsettiğim meşhur dolandırıcı teşkilatlandırma sekreteri idi.Hani üyeler adına kredi çekip yurtdışına kaçan vardı ya… Ciğeri kediye teslim etmişlerdi…
2. katta sendika şubesi vardı.Girişte bekleme salonu sırasıyla genel sekreter, mali sekreter , eğitim ve teşkilat sekreterleri odası. Başkan odası ve toplantı salonu. 3 ve 4. Katlar kiraya verilmişti. İki tane üye kira karşılığı oturuyordu.Kiracılar çıkarıldı ve sendika binası komple tadilat yapıldı.Yapıldı ama benim bildiğim tadilat en az 5-10 sene gider.Ne yazık ki çıkar ilişkileri bu tadilata da yansıdı ve yol-iş yapı kooperatif müteahhidine sendikanın tadilatını ihale ettiler.Gerçi o konuya geleceğim ama önce sendikanın konusunu bitirmem lazım. Neyse tadilat bitti 3 ve 4. Katlar misafirhane olarak yapıldı ama
İki sene sonra duyduk ki sendika binası komple satılmış 5 kat sadece arsa parasının yarısı fiyatına. Bahane hazır bina eski .. Alıcı bulundu ama kime ? oda şaibeli… kime mi? 1985 yılından bu yana muhalefet olanlara… yani muhalefetini bitir rüşveti…
O vatandaşlarda emekli oldular muhalefeti bitirdiler. Eski muhalefeti de böylece bitmiş oldu. Sendika binasını alanlar 6 ay sonra 3 kat fiyatla binayı sattılar.İnanın o sokaktan her geçtiğimde içim sızlıyor.Çünkü o bina bizim paramızla alınmıştı. Tıpkı SSK hastane ve mal varlığına el konulduğu gibi. O eski dedikleri bina 6 sene geçmesine rağmen hala dimdik ayakta ve çalışıyor. Düğün salonunun ismi artık Yol-İş düğün salonu değil yakamoz düğün salonu olmuş sayelerinde..
Neyse Yol-İş sendikası yapı kredi kooperatifine gelelim.Kuruşu amacı üyeleri ev sahibi yapmaktı. Ve üyeler yani işçiler ev sahibi olacaktı.Bu şekilde kuruldu…
2 sene sonra aidatları o kadar yükselttiler ki ek geliri olmayan hiçbir işçi üye olarak kalmadı. Tabiki kalmaz çünkü sendika başkanları ile sıradan bir işçinin aynı ortamda oturması caiz değildir (!). Ve sonunda bina bitti. Ev sahibi olanlar genel merkez yöneticileri ve şube başkanları oldu… İşçiler ise 4 ya da 5 kişi oda ek geliri olanlar…
İşte kötü yöneticiler üyelerini değil kendilerini düşünür. Kendilerini düşündükleri için Klas Plazada bir kat aldılar . hiçbir üyenin gitmediği uzak ve tenha bir yerde. Rahatlarıda bozulmuyor rahat rahat at yarışlarını da oynuyorlar birde entrikaları var .
Bu arada yeni muhalefet doğdu çığ gibi büyüyor iktidara yürüyor ve işçilerin rafahı için iş başarısı için , sendikal demokrasi için daha güvenli yarınlar için .. Muhalefete sende destek ver omuz ver güç ver torunlarının geleceği için muhalefeti iktidara taşı… !
Mersin Yol-iş sendikası vardı.Camii şerif mahallesinde 31 sokakta zemin katında yol koop yani Yol-İş sendikası üyeleri tüketim kooperatifi yaklaşık bin üyesi vardı.Piyasaya göre hem ucuz hem vadeli gıda,temizlik,beyaz eşya giyim eşyası ve araba bulunurdu.böyle güçlü bir kooperatiften sadece küçük bir kantin kaldı.Kooperatif yönetimi de 1985 yılından bu yana muhalifti ve muhalefetin liderliğini yapıyordu.Neyse bizim meşhur entrikacı sendikacılarımız çıkar uğruna tecrübeli olduklarından dolayı yol-koop’u da bitirdiler. Pardon sendikayı anlatıyordum. Birinci kat 80li yıllarda Lokal olarak çalıştırılıyordu. İşçiler hafta sonlarını lokalde değerlendiriyordu.Daha sonra Lokal Düğün salonu oldu.Hem işçiler hem işçi yakınları yararlanıyordu hem de çok uygun fiyatla. Düğün salonunun müdürlüğünü daha önce ki makalelerimde bahsettiğim meşhur dolandırıcı teşkilatlandırma sekreteri idi.Hani üyeler adına kredi çekip yurtdışına kaçan vardı ya… Ciğeri kediye teslim etmişlerdi…
2. katta sendika şubesi vardı.Girişte bekleme salonu sırasıyla genel sekreter, mali sekreter , eğitim ve teşkilat sekreterleri odası. Başkan odası ve toplantı salonu. 3 ve 4. Katlar kiraya verilmişti. İki tane üye kira karşılığı oturuyordu.Kiracılar çıkarıldı ve sendika binası komple tadilat yapıldı.Yapıldı ama benim bildiğim tadilat en az 5-10 sene gider.Ne yazık ki çıkar ilişkileri bu tadilata da yansıdı ve yol-iş yapı kooperatif müteahhidine sendikanın tadilatını ihale ettiler.Gerçi o konuya geleceğim ama önce sendikanın konusunu bitirmem lazım. Neyse tadilat bitti 3 ve 4. Katlar misafirhane olarak yapıldı ama
İki sene sonra duyduk ki sendika binası komple satılmış 5 kat sadece arsa parasının yarısı fiyatına. Bahane hazır bina eski .. Alıcı bulundu ama kime ? oda şaibeli… kime mi? 1985 yılından bu yana muhalefet olanlara… yani muhalefetini bitir rüşveti…
O vatandaşlarda emekli oldular muhalefeti bitirdiler. Eski muhalefeti de böylece bitmiş oldu. Sendika binasını alanlar 6 ay sonra 3 kat fiyatla binayı sattılar.İnanın o sokaktan her geçtiğimde içim sızlıyor.Çünkü o bina bizim paramızla alınmıştı. Tıpkı SSK hastane ve mal varlığına el konulduğu gibi. O eski dedikleri bina 6 sene geçmesine rağmen hala dimdik ayakta ve çalışıyor. Düğün salonunun ismi artık Yol-İş düğün salonu değil yakamoz düğün salonu olmuş sayelerinde..
Neyse Yol-İş sendikası yapı kredi kooperatifine gelelim.Kuruşu amacı üyeleri ev sahibi yapmaktı. Ve üyeler yani işçiler ev sahibi olacaktı.Bu şekilde kuruldu…
2 sene sonra aidatları o kadar yükselttiler ki ek geliri olmayan hiçbir işçi üye olarak kalmadı. Tabiki kalmaz çünkü sendika başkanları ile sıradan bir işçinin aynı ortamda oturması caiz değildir (!). Ve sonunda bina bitti. Ev sahibi olanlar genel merkez yöneticileri ve şube başkanları oldu… İşçiler ise 4 ya da 5 kişi oda ek geliri olanlar…
İşte kötü yöneticiler üyelerini değil kendilerini düşünür. Kendilerini düşündükleri için Klas Plazada bir kat aldılar . hiçbir üyenin gitmediği uzak ve tenha bir yerde. Rahatlarıda bozulmuyor rahat rahat at yarışlarını da oynuyorlar birde entrikaları var .
Bu arada yeni muhalefet doğdu çığ gibi büyüyor iktidara yürüyor ve işçilerin rafahı için iş başarısı için , sendikal demokrasi için daha güvenli yarınlar için .. Muhalefete sende destek ver omuz ver güç ver torunlarının geleceği için muhalefeti iktidara taşı… !
9 Mart 2009 Pazartesi
HER GÜN 8 MART OLSA
Dedim ya keşke her gün 8 mart olsa yani dünya emekçi kadınlar günü ama bu günüde genelleştirsek bunun adına dünya kadınlar günü yapsak bunun içinde Ezilenler, yönetenler, yönetilenler, tüm kadınların gününü bu günde çalışan kadınların tatili olsa ne kaybederiz?
Dünyada baskı rejimleri olmasa tüm insanlar özgür olsa ama keşkeler de olsalar da olmuyor. Çünkü; veriler bunu gösteriyor.
Verilere göre ülkemizde çalışabilir yaştaki 25.4 milyon kadın yaklaşık 20 milyonluk kısmı iş gücüne dahil edilmediği İLO verilere göre 2007 yılında küresel kadın istihdam oranı %49 AB. %56 Türkiye’de ise bu oran %25 tir. Son verilere göre Türkiye’de %15.7 milyon erkek istidamına karşın kadın istihdamı 5.6 milyonda kaldığını çalışan kadınların %44’ü tarım sektöründe çalıştığını saptanmıştır.
Ve Türkiye’de bir gerçeği de vurgulamak gerekirse fuhuşa zorlanan ve sokağa terk edilen yada fuhuşa terk edilen kadın sayısı 700 bin ila 4 milyon civarındadır. Cinsel kölelik üzerinden elde edilen kazançların 12 milyar dolar olduğu söylenmektedir.
Her yıl 500 bin kadın gebelik yada doğum sırasında yaşamını yitiriyor. ABD de her 90 saniyede bir kadın tecavüze uğramaktadır. İşgalden bu yana Irak’ta 400 den fazla kadına tecavüze uğradı. Bu rakamlar insan hakları izleme örgütünün raporlarında yer almaktadır.
Dünya genelinde mültecilerin %80’i kadındır. İran’da istisna durumunda haricinde kadının boşanma hakkı yoktur.
Şeriatla yönetilen ülkelerde zina yapan kadının cezası recm’dir. Yani, taşlanarak ölümdür.
Tabi buda CHP’nin çarşaf açılımından sonra kaldırıldı galiba. Ha pardon her mahalleye bir Kuran Kursun açılması açılımından sonra benim açılımda tüm Dünya kadınlarının Kadınlar gününü kutluyorum.
Abdulrahimkaplan@hotmail.com
http://Abdulrahimkaplan.blogspot.com
Dünyada baskı rejimleri olmasa tüm insanlar özgür olsa ama keşkeler de olsalar da olmuyor. Çünkü; veriler bunu gösteriyor.
Verilere göre ülkemizde çalışabilir yaştaki 25.4 milyon kadın yaklaşık 20 milyonluk kısmı iş gücüne dahil edilmediği İLO verilere göre 2007 yılında küresel kadın istihdam oranı %49 AB. %56 Türkiye’de ise bu oran %25 tir. Son verilere göre Türkiye’de %15.7 milyon erkek istidamına karşın kadın istihdamı 5.6 milyonda kaldığını çalışan kadınların %44’ü tarım sektöründe çalıştığını saptanmıştır.
Ve Türkiye’de bir gerçeği de vurgulamak gerekirse fuhuşa zorlanan ve sokağa terk edilen yada fuhuşa terk edilen kadın sayısı 700 bin ila 4 milyon civarındadır. Cinsel kölelik üzerinden elde edilen kazançların 12 milyar dolar olduğu söylenmektedir.
Her yıl 500 bin kadın gebelik yada doğum sırasında yaşamını yitiriyor. ABD de her 90 saniyede bir kadın tecavüze uğramaktadır. İşgalden bu yana Irak’ta 400 den fazla kadına tecavüze uğradı. Bu rakamlar insan hakları izleme örgütünün raporlarında yer almaktadır.
Dünya genelinde mültecilerin %80’i kadındır. İran’da istisna durumunda haricinde kadının boşanma hakkı yoktur.
Şeriatla yönetilen ülkelerde zina yapan kadının cezası recm’dir. Yani, taşlanarak ölümdür.
Tabi buda CHP’nin çarşaf açılımından sonra kaldırıldı galiba. Ha pardon her mahalleye bir Kuran Kursun açılması açılımından sonra benim açılımda tüm Dünya kadınlarının Kadınlar gününü kutluyorum.
Abdulrahimkaplan@hotmail.com
http://Abdulrahimkaplan.blogspot.com
5 Mart 2009 Perşembe
TAKINTI
Başlıkta yazdığım gibi bu ilan tahtası yazısı takıntı oldu.
Duyduğuma göre sendikaya gönderdiğim yazıyı almışlar yorumlarında da yarası olan gocunur demişler.
Bizim öyle bir yaramız yok bizim amacımız işçiler arasında diyalogu sağlamak ve iş yerinde iş barışı sağlamaktır. Biz o kadar aciz insanlar değiliz oturup konuşmayı sorunları birlikte çözmeyi seven ve bu konuda da fedakarlıklarda bulunabilen ekibiz. Bakınız araştırmaya göre çaresizliğin kadında ağlama, erkekte küfür olarak tezahür ettiğini söyleniyor.
Aman inan ben bu konuda çok hassasım kolay kolay küfür etmem ama hak etmeyene asla .. hak edene de gereken cevabi veririm bundan da gocunmuyorum utanmıyorum insanlığın en temel değerleri, hakları, konusunda sonuna kadar polittcally correctim, tavizsizim ve çokta aceleciyim bununda adını ne koyarlarsa koysunlar.
Altı üstü bir kelime yarası olan gocunur.
Kelimede tutunacağı dalda durur bizim yol iş Mersin Şb. Yöneticileri gibi zizekten yolduğun üç beş boncuğu bu memleketin b… üzerine serpiştirip entelektüel salata haline getirdikleri çıkmaları, acizlikleri, zar zor belledikleri dört kelimeyi ilan tahtana astırmaları?
Oysa kendileri hayatları boyunca yaptıkları en iyi iş altılı ganyan oyunu ve işçiler üzerinde oynadıkları oyun ve entrikalardır.
Evet iyi kötü okumuş bir insanım, okuma yazmaya da çok meraklıyım. Her bulduğum kitabı da okurum. Okuduğum kitap, dergi ve makalelerden de notlar alarak makaleler yazıyorum.
Okumakla yazmakta kaybettiğim zamanım hiç olmasa bir işe yarıyor.
Sizlerinde cahilliklerinle çaresizliklerinizle kendinizi de içine katarak ince ince doğrayıp yedirmeye çalıştığınız laf salatasını ağzıma alır almaz kusmaya yarıyor.
Yıllardır beraber çalışıyoruz ama hiçbir zaman iç içe olmadık birlikteliğimiz hep yapay olmuştur.
Yani size takıntım bundandır. Bu kadar istifada ettiğiniz bu sendikadan en sonunda elinize yüzünüze bulaştırdınız işçiyi kendi çıkarınız için bir birine düşürdünüz.
Artik yeter olağanüstü genel kurulu beklemeden istifa etmeyi bilin. Yarın seçimi kaybederken bu sefer kalp, tansiyon, yaşlılık her neyse Allah korusun her zaman şansınız öyle yaver gitmeye bilir.
Bari pişkinliğinizi şişkinliğinizi de alın yanınıza gidin ki helal olsun desinler.
Artık durduğunuz yer demokrasinin filan değil de bal gibi hayatın önünde duruyorsunuz.
Birde arada tutunmak için utanmadan bu yaş da cambazlık yapıyorsunuz.
Ana bu memlekette hayat demokrasi ile eş anlamlıdır. Bu demokraside işçilerde söz ve karar sahibi olacak bununda aklınızın bir köşesine yazın.
Abdulrahimkaplan@hotmail.com
Abdulrahimkaplan.blogspot.com
Duyduğuma göre sendikaya gönderdiğim yazıyı almışlar yorumlarında da yarası olan gocunur demişler.
Bizim öyle bir yaramız yok bizim amacımız işçiler arasında diyalogu sağlamak ve iş yerinde iş barışı sağlamaktır. Biz o kadar aciz insanlar değiliz oturup konuşmayı sorunları birlikte çözmeyi seven ve bu konuda da fedakarlıklarda bulunabilen ekibiz. Bakınız araştırmaya göre çaresizliğin kadında ağlama, erkekte küfür olarak tezahür ettiğini söyleniyor.
Aman inan ben bu konuda çok hassasım kolay kolay küfür etmem ama hak etmeyene asla .. hak edene de gereken cevabi veririm bundan da gocunmuyorum utanmıyorum insanlığın en temel değerleri, hakları, konusunda sonuna kadar polittcally correctim, tavizsizim ve çokta aceleciyim bununda adını ne koyarlarsa koysunlar.
Altı üstü bir kelime yarası olan gocunur.
Kelimede tutunacağı dalda durur bizim yol iş Mersin Şb. Yöneticileri gibi zizekten yolduğun üç beş boncuğu bu memleketin b… üzerine serpiştirip entelektüel salata haline getirdikleri çıkmaları, acizlikleri, zar zor belledikleri dört kelimeyi ilan tahtana astırmaları?
Oysa kendileri hayatları boyunca yaptıkları en iyi iş altılı ganyan oyunu ve işçiler üzerinde oynadıkları oyun ve entrikalardır.
Evet iyi kötü okumuş bir insanım, okuma yazmaya da çok meraklıyım. Her bulduğum kitabı da okurum. Okuduğum kitap, dergi ve makalelerden de notlar alarak makaleler yazıyorum.
Okumakla yazmakta kaybettiğim zamanım hiç olmasa bir işe yarıyor.
Sizlerinde cahilliklerinle çaresizliklerinizle kendinizi de içine katarak ince ince doğrayıp yedirmeye çalıştığınız laf salatasını ağzıma alır almaz kusmaya yarıyor.
Yıllardır beraber çalışıyoruz ama hiçbir zaman iç içe olmadık birlikteliğimiz hep yapay olmuştur.
Yani size takıntım bundandır. Bu kadar istifada ettiğiniz bu sendikadan en sonunda elinize yüzünüze bulaştırdınız işçiyi kendi çıkarınız için bir birine düşürdünüz.
Artik yeter olağanüstü genel kurulu beklemeden istifa etmeyi bilin. Yarın seçimi kaybederken bu sefer kalp, tansiyon, yaşlılık her neyse Allah korusun her zaman şansınız öyle yaver gitmeye bilir.
Bari pişkinliğinizi şişkinliğinizi de alın yanınıza gidin ki helal olsun desinler.
Artık durduğunuz yer demokrasinin filan değil de bal gibi hayatın önünde duruyorsunuz.
Birde arada tutunmak için utanmadan bu yaş da cambazlık yapıyorsunuz.
Ana bu memlekette hayat demokrasi ile eş anlamlıdır. Bu demokraside işçilerde söz ve karar sahibi olacak bununda aklınızın bir köşesine yazın.
Abdulrahimkaplan@hotmail.com
Abdulrahimkaplan.blogspot.com
3 Mart 2009 Salı
8 MART
8 Mart dünya emekçi kadınlar günü Birleşmiş milletler kadın yüzyılın en önemli sonuçlarından birisi tüm dünya çapında kadınlar için eşitliğin sağlanması konusunda siyasi bir görüş birliği yaratması olup, bu eşitliğin istihdam alanına da yansıtılması konusunda yasal bir çerçeve çizilmesi önemli bir kazanım teşkil etti.ancak 1980 yılında kopenhag da yapılan birleşmiş milletler toplantısında yasal alanda alınan önlemlerin hayata geçmediği ve kadının istihdamda eşitliğin sağlanması için özel önlemler alınması gerektiği ortaya çıktı. 1985 yılında yapılan Nairobi Konferansı nda da uygulamanın hala yasaların çok garisinde olduğu teyit edildi İLO1985 ve 1991 tarihinde benimsediği iki karar ve 1987 de benimsediği eylem planı da eşit fırsat ve muameleye ilişkin yasaların özel kurum ve araçlarla fiiliyata geçirilmesini ele aliyordu.(İLO 1996.b)
İLO nun 1975 yılında kadın işçiler için eşit muamele fırsatı deklerasyonu ‘nda da cinsler arasında etkin eşitlik sağlanmaya yönelik olarak geçici bir süre için olumlu açıdan özel muamele yapılmasının ayrımcılık sayılmayacağı” belirtilmiştir.
TOPLU SÖZLEŞMELERDE EŞİTLİK KONULARI
Özellikle sanayileşmiş ülkelerde sendikalar ,toplu iş sözleşmelere olumlu eylem programlerı , eşit değerdeki işe eşit ücret , analık izni , cinsel taciz konuları dahil etmeyi başarmıştır .kanada ücret eşitliği , çocuk bakımı Aile sorumlulukları izin hakkı toplu sözleşmelere dahil etmiştir. Hollanda Kadın işçiler sekreteryası her yıl kadın işçilerin konularını içeren bir toplu sözleşme senaryosu hazırlamaktadır. Kadın diliyle hazırlanan bu senaryo üye sendikaların toplu sözleşmelerinde kullanılmaktadır.
AİLE SORUMLULUKLARI
Kadınların çocuk bakımı ve ev işlerini üstlenmeleri onlara, çalışma saatleri dışında sendikal faaliyete ayıracak zaman bırakmamaktadır.kadınlar sendika faaliyete katıldıkları zaman iş ve ev sorumluluklarına bir üçüncü,sendikal sorumluluk eklerler.sendikaların toplantılarını yaparken, kadınların ev işleri ve çocuk bakımı sorumluluklarını göz önüne almamaları sorunu daha da ağırlaştırır.
KADININ SENDİKAL FAALİYETE KATILIMI ÖNÜNDEKİ ENGELLER
Kadınların sendika üyeliklerinde azınlıkta olduğunu üye sayılarının yüksek olduğu hallerde bile yönetimlerde eşit olarak temsil edilmediklerini görülmektedir. Kadınların sendikal faaliyete katılımın düşük olmasının arkasındaki ekonomik ,sosyal ve sendikal nedenlerdendir.Dünya genelinde 1980 liyıllarda 15-65 yaş arası kadınların%41 i ekonomik açıdan aktifti. bu oran 2000 li yıllarda % 60 lara çıkmıştır.Tabii son küresel ekonomik krizi saymasak.çünkü krizden dolayı işsiz kalanların% 65 i kadın yine de dünyanın hiç bir bölgesinde , kadıların işgücü katılımında eşitlik sağlanabilmiş değildirOECD ülkeleri dahil olmak özere dünyanın her yerinde kadının işgücüne katılım oranı erkeklere göre daha düşüktür.
Kadınların sendikal faaliyete katılımını artırmak için sendikal eğitim büyük önem taşır. Eğitim kadının güvenini artırır ve sendikal vasıf kazandırır öte yandan erkek üye ve yöneticiler eşitlik konusunda eğitilmeli . kadınlarla ilgili istatistikler tutulmalı kadın sorunlarıyla ilgili broşür, makale, gazete ve televizyon programları yapmalı nasılsa 21 ‘inci yüzyılda yaşiyoruz. abdulrahimkaplan@hotmail.com
İLO nun 1975 yılında kadın işçiler için eşit muamele fırsatı deklerasyonu ‘nda da cinsler arasında etkin eşitlik sağlanmaya yönelik olarak geçici bir süre için olumlu açıdan özel muamele yapılmasının ayrımcılık sayılmayacağı” belirtilmiştir.
TOPLU SÖZLEŞMELERDE EŞİTLİK KONULARI
Özellikle sanayileşmiş ülkelerde sendikalar ,toplu iş sözleşmelere olumlu eylem programlerı , eşit değerdeki işe eşit ücret , analık izni , cinsel taciz konuları dahil etmeyi başarmıştır .kanada ücret eşitliği , çocuk bakımı Aile sorumlulukları izin hakkı toplu sözleşmelere dahil etmiştir. Hollanda Kadın işçiler sekreteryası her yıl kadın işçilerin konularını içeren bir toplu sözleşme senaryosu hazırlamaktadır. Kadın diliyle hazırlanan bu senaryo üye sendikaların toplu sözleşmelerinde kullanılmaktadır.
AİLE SORUMLULUKLARI
Kadınların çocuk bakımı ve ev işlerini üstlenmeleri onlara, çalışma saatleri dışında sendikal faaliyete ayıracak zaman bırakmamaktadır.kadınlar sendika faaliyete katıldıkları zaman iş ve ev sorumluluklarına bir üçüncü,sendikal sorumluluk eklerler.sendikaların toplantılarını yaparken, kadınların ev işleri ve çocuk bakımı sorumluluklarını göz önüne almamaları sorunu daha da ağırlaştırır.
KADININ SENDİKAL FAALİYETE KATILIMI ÖNÜNDEKİ ENGELLER
Kadınların sendika üyeliklerinde azınlıkta olduğunu üye sayılarının yüksek olduğu hallerde bile yönetimlerde eşit olarak temsil edilmediklerini görülmektedir. Kadınların sendikal faaliyete katılımın düşük olmasının arkasındaki ekonomik ,sosyal ve sendikal nedenlerdendir.Dünya genelinde 1980 liyıllarda 15-65 yaş arası kadınların%41 i ekonomik açıdan aktifti. bu oran 2000 li yıllarda % 60 lara çıkmıştır.Tabii son küresel ekonomik krizi saymasak.çünkü krizden dolayı işsiz kalanların% 65 i kadın yine de dünyanın hiç bir bölgesinde , kadıların işgücü katılımında eşitlik sağlanabilmiş değildirOECD ülkeleri dahil olmak özere dünyanın her yerinde kadının işgücüne katılım oranı erkeklere göre daha düşüktür.
Kadınların sendikal faaliyete katılımını artırmak için sendikal eğitim büyük önem taşır. Eğitim kadının güvenini artırır ve sendikal vasıf kazandırır öte yandan erkek üye ve yöneticiler eşitlik konusunda eğitilmeli . kadınlarla ilgili istatistikler tutulmalı kadın sorunlarıyla ilgili broşür, makale, gazete ve televizyon programları yapmalı nasılsa 21 ‘inci yüzyılda yaşiyoruz. abdulrahimkaplan@hotmail.com
1 Mart 2009 Pazar
TEŞMİR
Teşmir işçilerin sendika üyesi olmadığı bir işyerinde.Bakanlar kurulu kararıyla bir başka toplu iş sözleşmesinin uygulamasıdır.diğer bir değişle Bakanlar kurulu kararıyla belirlenen bir tür asgari ücrettir.ancak ücret dışındaki diğer çalışma kuşullarınıda içerır.
Teşmil iki tarafıda kesebilen bir silahtır . kulananın yeteneklerine göre hakkın kulanımının biçimine bağlı olarak,işçileri sendikasızlaştırmakta da kullanılabilir.sendikalaşmalarına yardımcı olmaktada.
Sendikalar üyelerinin hak ve menfaatlarını kurur ve geliştirirken, bir taraftan toplu iş sözleşmelerini,diğert taraftan yasaları kulanırlar. Sendikaların güçlü olduğu yer ve zamanlarda iseteşmil bakanlar kurulu ile yapılmış ve sendikasız işyerinde uygulanan bir toplu iş sözleşmesi gibi düşünülebilir.
Yasa ile getirilen yeni haklar genelikle tüm işçileri kapsarken ,teşmil ile getirilen haklar yalnızca bir işkolundaki belirli işyerlerini kapsamaktadır.siyasal iktidar üzerindeki etkisini ve gücünü gösteren bir sendika,uzun yetki işlemlerini atlayarak,teşmil aracılığıyla bazı haklarını belirli işyerlerinde uygulamasını sağlayabilir. ....bu uygulamanın bazı yararları olabilir,
Bir işkolunda işyerlerinin yalnızca bir bölümünda sendikalaşma sağlanabilmiş, kaçak işçi çalıştırması önlenmiş ve işçi ücretleri artırabilmiş olabilir.ancak böyle işyerlerinde işçilik maliyetinin yüksek olacağından, bu işyerleri,işçilerin sendikasız ve kaçak çalıştırıldığı işletmelerle rekabet edemeyebilir ,böyle bir durumda bu işletmeler,işçileri sendikadan çıkartabilmek için tüm gücünü kulanma yolunu seçebilir. Eğer iş güvencesi yasayla sağlanmamışsa ,bu işyerlerinde işçilerin örgütlenmeşansı yok gibidir..... güçlü bir sendika
Taşeron işçilerini de teşmil kapsamına aldırarak işyerlerdeki taşeron uygulamasının kısıtlata bilir. İşçilerin sendikasız olduğu büyük işletmeleri teşmil kapsamına aldırarak, işçileri sendikalı olan işverenin iş alamayarak ortadan kalkmasını veya sendikaya karşı düşmanca bir tavır içine girmesini önleyebilir.teşmil kararı ile işkolunda genel işçilik maliyeti yükseleceğinden bir sonraki toplu işsözleşmesinden daha yüksek ve gelişkin haklar almak daha kolay olabilir. Ancak teşmir uygulamasının işçi sınıfı ve sendikalar yararına kulanabilmesi için özel sektör güçlü bir sendikalaşma kampanyasıyla birlikte gelişmesi gerekmektedir.
Sendika hükümetle ilişkileri aracılığıyla , o güne kadar sendikasız kalmış işçilerin haklarını teşmil yoluyla artırdıktan sonra bu işçileri sendikaya üye yapmaya çalışılmalıdır.teşmil uygulamasının olumsuz sonuçlarıda olabilir. Hükümetler ,teşmil uygulaması karşıluığında sendikadan belli konularda taviz isteyebilir. Sendikaya üye kaydetme kampanyasında birlikte işlenmeyen bir teşmil uygulaması,sendikalaşmayı yavaşlatabilir işçiler arasında sendikanın gereksiz olduğu izlenimi gibi bir hava yaratabilir teşmir uygulamasından yararlanan işçilerin sendikaya aidat veya dayanışma aidatı ödemek zorunda olmaması gibi bir hava yaratılabilir.. ancak teşmil edilen toplu iş sözleşmesi ile sağlanan hakların bu sözleşmenin yürürlük tarihinde sona ermesi , teşmilden yararlanan işçiler sendikalaşma eğilimi artar.
abdulrahimkaplan@hotmail.com
abdulrahimkaplan.blogspot.com
Teşmil iki tarafıda kesebilen bir silahtır . kulananın yeteneklerine göre hakkın kulanımının biçimine bağlı olarak,işçileri sendikasızlaştırmakta da kullanılabilir.sendikalaşmalarına yardımcı olmaktada.
Sendikalar üyelerinin hak ve menfaatlarını kurur ve geliştirirken, bir taraftan toplu iş sözleşmelerini,diğert taraftan yasaları kulanırlar. Sendikaların güçlü olduğu yer ve zamanlarda iseteşmil bakanlar kurulu ile yapılmış ve sendikasız işyerinde uygulanan bir toplu iş sözleşmesi gibi düşünülebilir.
Yasa ile getirilen yeni haklar genelikle tüm işçileri kapsarken ,teşmil ile getirilen haklar yalnızca bir işkolundaki belirli işyerlerini kapsamaktadır.siyasal iktidar üzerindeki etkisini ve gücünü gösteren bir sendika,uzun yetki işlemlerini atlayarak,teşmil aracılığıyla bazı haklarını belirli işyerlerinde uygulamasını sağlayabilir. ....bu uygulamanın bazı yararları olabilir,
Bir işkolunda işyerlerinin yalnızca bir bölümünda sendikalaşma sağlanabilmiş, kaçak işçi çalıştırması önlenmiş ve işçi ücretleri artırabilmiş olabilir.ancak böyle işyerlerinde işçilik maliyetinin yüksek olacağından, bu işyerleri,işçilerin sendikasız ve kaçak çalıştırıldığı işletmelerle rekabet edemeyebilir ,böyle bir durumda bu işletmeler,işçileri sendikadan çıkartabilmek için tüm gücünü kulanma yolunu seçebilir. Eğer iş güvencesi yasayla sağlanmamışsa ,bu işyerlerinde işçilerin örgütlenmeşansı yok gibidir..... güçlü bir sendika
Taşeron işçilerini de teşmil kapsamına aldırarak işyerlerdeki taşeron uygulamasının kısıtlata bilir. İşçilerin sendikasız olduğu büyük işletmeleri teşmil kapsamına aldırarak, işçileri sendikalı olan işverenin iş alamayarak ortadan kalkmasını veya sendikaya karşı düşmanca bir tavır içine girmesini önleyebilir.teşmil kararı ile işkolunda genel işçilik maliyeti yükseleceğinden bir sonraki toplu işsözleşmesinden daha yüksek ve gelişkin haklar almak daha kolay olabilir. Ancak teşmir uygulamasının işçi sınıfı ve sendikalar yararına kulanabilmesi için özel sektör güçlü bir sendikalaşma kampanyasıyla birlikte gelişmesi gerekmektedir.
Sendika hükümetle ilişkileri aracılığıyla , o güne kadar sendikasız kalmış işçilerin haklarını teşmil yoluyla artırdıktan sonra bu işçileri sendikaya üye yapmaya çalışılmalıdır.teşmil uygulamasının olumsuz sonuçlarıda olabilir. Hükümetler ,teşmil uygulaması karşıluığında sendikadan belli konularda taviz isteyebilir. Sendikaya üye kaydetme kampanyasında birlikte işlenmeyen bir teşmil uygulaması,sendikalaşmayı yavaşlatabilir işçiler arasında sendikanın gereksiz olduğu izlenimi gibi bir hava yaratabilir teşmir uygulamasından yararlanan işçilerin sendikaya aidat veya dayanışma aidatı ödemek zorunda olmaması gibi bir hava yaratılabilir.. ancak teşmil edilen toplu iş sözleşmesi ile sağlanan hakların bu sözleşmenin yürürlük tarihinde sona ermesi , teşmilden yararlanan işçiler sendikalaşma eğilimi artar.
abdulrahimkaplan@hotmail.com
abdulrahimkaplan.blogspot.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
