25 Haziran 2009 Perşembe

işime dönebilirmiyim?

işe iade davası açabilir miyim?
24 Haziran 2009


Uluğ ilve Yücesoy







BİR bilişim şirketinde uygulama geliştirici olarak çalışırken, projenin sonuna gelindiği gerekçesiyle iş aktim feshedildi. işe iade davası açabilir miyim?



Bir çok şirket çalışanlarını “alınan proje bitti ya da ihalenin kaybedildiği” nedeni ile işten çıkarmaktadır. Bir işverenin en büyük başarısı işten çıkarttığı çalışanını ileri sürdüğü nedende ikna etmesidir. Çalışan ileri sürülen sebepte ikna olduğu için hakkını da arama gereği duymamaktadır.



Sözleşme bile yapılmadan çoğu zaman çalıştırılan beyaz yakalılar, günün birinde projenin bitmesinden dolayı işletmesel karar nedeniyle işsiz kalma durumu yaşamaktadır.



Oysa sözleşme yazılı ise iş aktinde belirli süreli olduğu belirtilmedikçe ister kısmi çalışma süreli olsun ister tam gün çalışma süreli ya da mevsimlik çalışma olsun; iş akdi belirsiz süreli kabul edilir. Ki iş akdi belirli süreli olduğu belirtilse bile belli bir olguya bağlı yapıldığını da işveren kanıtlamak zorundadır.



Sözleşmeniz belirli süreli ya da esaslı bir olgunun varlığına göre yapılmamışsa belirsiz süreli iş akti gibi kabul görülüp, açacağınız işe iade davasında işveren, geçerli bir sebebe dayandığını ispatlamak zorundadır. işe iade davasındaki gözetilen kriterler geçerli olacaktır.



işyerimizle her yıl yenilenen iş sözleşmesi imzalamaktayız. Bu durumda işyerinde sürekli çalışır gibi görünsek de belirli süreli olarak çalıştığımız için iş aktimiz yenilenmediğinde işe iade davası açamayacağımız söylenmektedir. Bu doğru mudur?



Bazı şirketler yıllık sözleşme yapıp, süre bittikçe sözleşmeleri yenilemektedir. Esaslı bir sebep ya da belirli bir olgunun varlığına göre belrili süreli iş akti yapıldığını işveren ispatlayamadıkça üsütüste yapılan belirli süreli iş akitleri başından itibaren belirsiz süreli iş akti olarak kabul edilmektedir. Bu durumda da diğer şartlar da oluştuğu taktirde işe iade davası açma hakkınız vardır.not birgün gzt.alınmıştır

21 Haziran 2009 Pazar

kuşkularım var

Bendeki kuşku nedir biliyormusunuz?
2009 yılı toplu iş sözleşmesinde neye karşılık pazarlanacağımızdır.
bizim sendikacılarımız ağzını açtılarmıikinci yevmiye skalasını eleştirirler bence çok haksızlar niye
niye biliyormusunuz çünkü ikinci yevmiye skalasının altında kendilerinin imzası var.
benim imza attığım onay verdiğim bir şeyi eleştirme hakım varmı?ama ikinci yevmiye skalası neye karşılık toplu iş sözleşmeye kononulduğu
konusunda kuşkularım var.acaba sendikacıların görev süreleriyle ilgili yasal değişikliğiyle karşılığımı?
ama ne yazıkki işçi sınıfının eylemliliklerle elde ettiği kazanımları masa başında geri veriliyor.
Dünkü medyada sayın genel başkanımız ramazan AĞAR ın bir açıklaması vardı ÇARIKLAR ayağımızı sıktı diyordu!bence genel başkanımız yanılıyor
Çarıklar işçi sınıfının ayağını sıktı kangren etmeye başladı sendikacuıların değil sayın genel başkanımız geldiği yeri unuttu galiba!
düne kadar SN. genel başkanım dediği ve milletvekili adayı olduğu tansu ÇİLER değilmiydi işçiye zam vermem
işçiye verdiğim parayı PKK ye vermiş sayarım.GEnel başkanımda o hanım efendinin milletvekili adayı idi bütün işçi sınıfı biliyor.
Biz işçi sınıfı destan da yazarız ağıta yakarız 1970 15,16 haziran ve 1989 bahar eylemleriyle elde ettiğimiz kazanımları kolay kolay geri vermeye niyetimiz yok.
Geri vermeye veya almaya çalışan hükümetler olsun sendikacılar olsun nasıl iktidara getirdiysek düşürmesinide bi,liriz.
ama sakın kazanılmış haklarımıa krizi bahane ederek dokunmayın işçi sınıfı ne 350 milletvekili ile iktidarınızı düşünür
nede koltuklarına 404 ile yapışmış sendikacıları düşünür.
Şube ve genel merkeze sesleniyorum eğer işçi sınıfını birliğini düşünüyorlarsa olağanüstü genel kurul talep eden şubeler
varsa ki vardır yasayı çiğnemesinler rety kararı vermesinler.aksi takdirde gelecekte işçi sınıfının yüzüne dahi bakamazlar.
örneğin mersin yol iş 1 nolu şubenin verdiği ret kararı gibi. %41 imza ile talep ettiler siz oyun ve entrikalarınızla ret ettiniz.
Ret etsenizde işçi sınıfı mücadelesinde asla vaz geçmez ve vaz geçmeyecektir.
İki gün önce TÜRK İŞ başkanı sn. mustafa KUMLU nun gazetelerde demeci vardı sokakların ısınacağını söylüyordu.
bencede doğru söylüyor ama sayın başkanın önderliğindeki işçi sınıfı eylemlerinde değil
onun döneminde işten atılan işsizler ordusuyla ikinci yevmiye skalsı mağdurlarının ve diğer
demokratik kitle örgütleri ve sendikaların eylemlilikleriyle ısınacak gölge etmeyin
Başka ihsan istemez.
bir zamanlar TÜRK İŞ başkanı Bayram MERAL ı beğenmezdik ama şimdei inanın mumla arıyoruz.
Neyseki milletvekili oldu eleştrilerimizden kurtuldu. meclisteki gerek komisyon çalışmaları olsun genel kurul çalışması olsun izzet
ÇETİN ilke beraber iyi bir ikili, oldular ve işçi sınıfının içinden geldiklerini unutmadılar
bende sayın KUMLU ve sayın AĞASRA sesleniyorum nerden geldiğinizi asla unutmayın.
mücadeleye eylemliliklrle elde ettiğimiz kazınımları masa başında geri vermeyin.
bu konuda kuşkularım var neye karşılık olursa olsun işçi sınıfı güçlüdür işçi sınıfının gücüne karşı hiç
bir güç duramaz yeterki siz masada irade ve kararlığınızı ortaya koyun.

abdulrahimkaplan@hotmail.

15 Haziran 2009 Pazartesi

iş kur ve iş umudu

İŞ UMUDU İŞ-KUR’DA BİLE İSTİHDAM SIKINTISI VAR!
13:51 15 Haziran 2009

Binlerce insanın kapısında iş umuduyla beklediği İş-Kur kendi istihdam sorununu çözmek için adım atmaya hazırlanıyor. Çalışmaların ardından kuruma 500 personel alınacak
Kriz sürecinde uygulayacağı işgücü politikaları ve toplum yararına programları ile işsizlere umut olması gereken Türkiye İş Kurumu (İş-Kur) kendi istihdam sorununu dahi çözemiyor. Bu çerçevede Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İş-Kur’daki istihdam sorununu çözmek üzere harekete geçti. İlk etapta Türkiye genelinde faaliyet gösteren 109 hizmet biriminde çalışmak üzere 500 sözleşmeli personel alınması planlanıyor. Aktif İşgücü Programları'nın güçlendirilmesi için ise İl İstindam ve Mesleki Eğitim Kurulları'nın etkinliğinin artırılması gerekecek.
İşsizlikle mücadele çerçevesinde açıklanan “Aktif İşgücü Programı’nda” etkin bir rol üstlenecek olan İş-Kur’un, öncelikli kendi istihdam sorununu çözmesi gerekecek.
Edinlen bilgiye göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı’nın onay vermesi halinde İş-Kur’a ilk etapta Türkiye genelinde 81 il müdürlüğü ile 28 şube müdürlüğünde çalışmak üzere 500 sözleşmeli personel alacak. Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan İstihdam Paketi’nin yasalaşma süreci içinde personel alımı için duyuruya çıkmayı planlayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ÖSYM tarafından düzenlenen Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda başarılı olma şartı arayacak. Bu arada Aktif İşgücü Programları'nın güçlendirilmesi için İl İstindam ve Mesleki Eğitim Kurulları'nın etkinliğinin artırılması da gerekecek. Geçen yıl çıkarılan İstihdam Paketi çerçevesinde “İl istihdam ve Mesleki Eğitim Kurulları”nı güçlendirme yoluna giden hükümet, yeni açıklanan istihdam paketinde söz konusu kurullara hangi projelerin destekleneceği ve hangi alanda mesleki eğitim verileceği ile ilgili büyük sorumluluk vermesi nedeniyle bu süreci hızlandıracak. Ayrıca özel istihdam bürolarına geçici iş ilişkisi kurma yetkisi verilerek, sistemin tıkanmasının önüne geçilmeye çalışılacak.

DÜNYADA İŞ BULMA KURUMLARININ HALİ
İşsizlik oranı yüzde 8 olan Almanya’nın istihdam kurumunda 100 bin kişi çalışırken, şubat ayı işsizlik rakamı yüzde 16.1’i bulan Türkiye’nin kamu istihdam kurumu olan İş-Kur'da yalnızca 2 bin 520 kişi istihdam ediyor. Mart ayında açıklanan işsizlik verisi yüzde 7.4 olan İngiltere’de istihdam bürosunda 68 bin kişi, işsizlik oranı yüzde 8.8 olan Fransa’da ise 45 bin kişi istihdam ediyor.
İşsizlik rakamları açısından Avrupa’nın lideri olan ve nüfusu 40 milyon civarında bulunan İspanya ise istihdam bürosunda 3 bin 500-4 bin kişiyi istihdam ediyor. Nüfusu İstanbul’dan az olan İsveç’in istihdam bürosunda 10 bin kişi, Bulgaristan’da ise 3 bin 500-4 bin kişi çalışıyor. Kriz nedeniyle artan işsizlik sorunuyla mücadele etmek için işgücü piyasalarına yönelik tedbirler açıklayan bu ülkeler, istihdam bürolarının teknik altyapısını geliştirmekle beraber, çalışan sayısını artırıyor. ANKA

ptt cinin birikimleri gasp edildi

POSTACININ TÜM BİRİKİMİ BİR KANUNLA ELİNDEN ALINDI
13:53 15 Haziran 2009


1953 yılından beri biriktirdikleri paraları alamayan postacılar AİHM'ye başvurarak haklarını arayacaklar. Bağımsız Haber-Sen Genel Sekreteri Yaşar Bayın, kefalet sandığında biriktirdikleri paraları elinden alınan PTT çalışanlarının önümüzdeki günlerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuracağını belirtti.
Bağımsız Haber-Sen Genel Sekreteri Yaşar Bayın yaptığı açıklamada, PTT’de çalışan kefalete tabi personelin 1953 yılından beri maaşlarından yüzde 2 oranında kesinti yapılarak biriktirdikleri 252 milyon TL’lik birikimlerinin 2004 yılında çıkartılan 5189 sayılı Kanun’la ellerinden alındığını ifade ederek, “PTT Personeli Müteselsil Kefalet Sandığı 1953 yılında kuruldu. Bu sandığa PTT’de kefalete tabi görevlerde çalışan personel zorunlu olarak üye oldu. Sandığa giriş aidatı olarak ilk ay maaşlarının yarısını ödeyen personel her ay maaşının yüzde 2’si oranında da katkı yaptı. 2004 yılında çıkartılan 5189 sayılı kanunun 6’ncı maddesi ile 406 sayılı eklenen geçici 8’inci madde ise PTT çalışanların alın teri birikimleri ellerinden alındı” dedi.

252 MİLYON TL'NİN 25 MİLYONU EMEKÇİYE
Sandıkta biriken 252 milyon TL’nin sadece 25 milyon TL’sinin hak sahiplerine dağıtıldığına dikkat çeken Bayın, geri kalan 227 milyon TL’nin 160 milyon TL’sinin PTT Genel Müdürlüğü’ne, 67 milyon TL’sinin de Hazine’ye gelir kaydedilmek üzere Maliye Bakanlığı’na aktarıldığını ifade etti. İlk önce bu kanunun yasalaşmaması için dönemin Cumhurbaşkanı’na gittiklerini anlatan Bayın, şöyle devam etti:
“Bu kanunun iptali için ana muhalefet partisi aracılığı ile Anayasa Mahkemesi’ne dava açtırdık, olmadı. Seçim çalışmaları esnasında Başbakana çeşitli illerde dosyalar ilettik yine olmadı. En son Danıştay 11’inci Dairesi’nde açtığımız dava da 29 Ocak tarihinde sonuçlandı, yine olmadı.
“Ancak bu davanın sonuçlanmasıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 35’inci maddesi gereğince Türkiye’deki iç hukuku tükettiğimiz için AİHM’ye dava açma hakkını elde etmiş olduk. AİHS gereği AİHM’de altı ay içerisinde dava açmak zorunda olan Bağımsız Haber-Sen Temmuz ayı içerisinde davasını açmış olacak.”

11 Haziran 2009 Perşembe

BAŞKANI VİZYONU

1 Çalışma Yaşamı / Yaşam ve Hukuk / BAŞKANIN VİZYONU : Bugün 20:11:21
Sanırım Başkanın önümüzdeki süreçte yapacakları çalışmalarla ilgili projeleri vardır.
Yani projelerin başında muhalefeti pazarlama. sendika olanaklarını muhalefete baskı aracı olarak kulanma gibi. umarım aklını başlarına alırlar bir daha böyle bir yalnışa düşmezler ama görünen o ki hala entrika çalışmaları devam ediyor.
3 mayısta yapılan duruşmada hakimin verdiği ret kararında siz başkanı görseydiniz sanki kurtuluş savaşı kazanmış bir komutan gibi çığlıklar atıyor çocuk gibi sevince boğuluyor ve çocukça bağırarak yaşasın demokrasi, diyerek bağırması tuhaf değilmi? yani mahkeme ulumlu karar verseydi anti demokratikmi olacaktı? başkana göre öyle bana göre tersi hem iş yasasına göre hem sendika tüzüğüne göre olağan üstü genel kurulun tüm şartlarını yerine gatirdik yasanın 12 madesini ihlal eden şube yönetimine yasanın 53 madesine göre kayyum atanması gerekiyordu ancak sn. mahkeme taktir kararını o yönde kulandı saygı duyarız.
baskan bağırarak yaşasın demokrasi eğer sendika içi demokrasi işleseydi işçiler sizi hiç bir zaman yönetime seçmezdi.
ama şunu unutmayınki süreç devam ediyor mersin mahkemesinin verdiği kararı Adana mahkemesini bağlamiyor biz gereken itirazlarımızı yaptık sunucu ne olursa olsun yargı sürecini sonuna kadar devam ettirmeye kararlıyız.
Bu arada bütün işyerlerimizi dolaşacağız mahkeme sürecini anlatacağız,bu günkü sendika yönetiminin sendikayı yönetemediklerini , anlatacağız işçi sınıfının haklarını savunamadıklarını, 3 aydır devam eden toplu iş sözleşmesindeki gelişmeleriyle ilgili işçileri bilgilendimediklerini toplu iş sözleşme masasında bir bütün olarak yetersiz kalındığını anlatacağız. böyle bir yönetimle toplu iş sözleşme masalarıonda kazanım sağlayamiyacağımızı anlatacağız
bu nedenle yaz kış demeden bu günkü yönetim gidene kadar mücadelemizi artırarak devam edeceğiz.
Hep birlikte omuz omuza vererek ya mahkeme kararıyla yada kendileri olağan üstü genel kurul kararı alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Bakalım sayın şube başkanımız yine bağıracakmı yaşasın demokrasi . uysaki kendilerin demokratlığı tartışılır muhalefeti hazmedemiyen sendikacı demokrat olabilirmi? bizim yürütüğümüz muhalefet çalışması zaten demokrasi mücadelesidir.
ve biz diyoruzki yaşasın demokrasi yaşasın mücadelemiz,
Hep birlikte mücadeleye,
Hep birlikte yeni yönetimlere,
Hep birlikte güzel yarınlara

abdulrahimkaplan@hotmail.com

8 Haziran 2009 Pazartesi

15.16 haziran

16 Haziran “Genel Direniş”

İşçi sınıfının doğuşundan bu güne kadar hep iki sınıf arasında mücadele olmuştur. Bazen işçi sınıfı bilinçlenip mücadele için harekete geçtiğinde ezen sınıf her an hazırlıklı tuttuğu asker ve polisiyle işçi sınıfına saldırıya geçti. İşçi sınıfı, dünyanın her yerinde ve Türkiye’de çok darbeler yaşadı.

1960’lı yıllardan önce sadece iki parti vardı. CHP ve Demokrat Parti. Demokrat Parti iktidarı döneminde, başbakan Adnan Menderes, cumhurbaşkanı Celal Bayar yönetimi, bugünkü yönetime benzer bir iktidardı. “Ben ne dersem o olur” zihniyetli, gerici, her köye cami yaptırma, herkese namaz kıldırma peşinde, ABD’ye kesin itaat içindeydi. Bu hükümeti yıkan 1960 askeri darbesi oldu. Sivil yönetim sona erdi, cumhurbaşkanı, başbakan ve bazı bakanları yargılandı. Başbakan, iki bakanıyla asıldı, cumhurbaşkanı yaşlı olduğu gerekçesiyle asılmadı. Darbeci generallerin hazırlattığı 1961 Anayasası, Türkiye’nin en demokratik anayasası oldu.

Türk burjuvazisi, bu dönemden sonra 1970’lere kadar sanayiye yöneldi. O zamana kadar biriktirdiği sermaye ile ancak montaj sanayisi oluşturabildi. Sanayinin bu çarpık gelişmesi ve sermayenin bu sanayileşmeye yatırılması, 1970’lere gelinmeden bir ekonomik kriz doğurdu.

Ancak, bu dönemde artan işçi sayısı, işçi sınıfının sayısal ve bilinç olarak güçlenmesine yol açtı. İşçi sınıfı, krize giren burjuvazinin aksine mücadelesini gittikçe arttırmış, grevler ve başka mücadeleler yoluyla ekonomik ve demokratik haklarını arttırmıştı. Tüm bu mücadeleler, işçilerin bilincini de arttırıyordu. Sonuçta 15-16 Haziran’ı doğuracak patlamalar gelişti.

15-16 Haziran’ı yaratan sebepler, örgütlülüğü ve gücü gittikçe artan işçi sınıfını durdurma isteğiydi. Burjuvazi, işçi selini durdurmak ve önüne dalgakıran koymak için 1961 Anayasası’nın özgürlükçü maddelerini değiştirmek ve yerine baskıcı, kısıtlayıcı maddeler koyarak işçi sınıfının kazanılmış haklarını elinden almak istiyordu. Ama bunu başaramadılar. Çünkü karşılarında ilkokul mezunu olmayan dahi olmayan ama hakları için patlamaya hazır bir işçi sınıfı vardı.

İşçi sınıfı, burjuvazinin tanklarına, toplarına, polisine karşı kararlı bir şekilde iki gün direndi. Üç işçi katledildi. Her şeye rağmen 15-16 Haziran zaferle kazanıldı.

Bu sınıf mücadelesinden yenilgiyle çıkan burjuvazi, 12 Mart 1971 muhtırasıyla rövanşı almak istedi. Yapılan askeri darbe ile işçi düşmanı Nihat Erim hükümeti kuruldu. Adım adım işçi sınıfı yok edilmeye, sendikal haklar kısıtlanmaya, örgütler dağıtılmaya başlandı. Baskılar, sıkıyönetim, grev çadırlarına saldırılar 1980’e kadar sürdü.

12 Eylül 1980 askeri darbesi ise işçi sınıfına daha ağır zarar verdi. Fabrikalarda temsilci, delege ne kadar öncü işçi varsa toplandı, aylarca işkence yapıldı.

Her şeye rağmen işçi sınıfı yine ayakta. 15-16 Haziran’dan ders çıkarmak, o dönemin işçi sınıfının yolundan gitmek istiyorsak daha güçlü bir 15-16 Haziran yaratabiliriz.

7 Haziran 2009 Pazar

emekliye zam şakası

Emekli maaşlarına zam haberlerine inanmayın
16 Mayıs 2009
İşçi emeklilerinin maaşlarının asgari 900 liraya yükseltileceğine dair haberlerin doğru olmadığı ortaya çıktı.


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, hazırlanan intibak yasa taslağının Başbakanlığa gönderildiği haberlerinin gerçek olmadığını açıkladı. Bakanlık yetkilileri, böyle bir çalışmanın bugün için söz konusu olmadığını belirttiler. Bir bakanlık yetkilisi, “Bu siyasi iradenin alacağı bir karardır. Bize bir çalışma yapın denirse yaparız. Ancak şu ana kadar bizden İntibak Yasa Taslağı hazırlanmamız istenmedi” dedi.



Bazı basın yayın organlarına yansıyan habere göre, hazırlanan İntibak Yasa Taslağı SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur emeklileri arasında maaş farklılıkların giderilmesini öngörüyor. Buna göre halen 620 lira olan en düşük emekli aylığının 900 liraya çıkarılması planlanıyor.



Türkiye İşçi Emeklileri Derneği ise, yasa taslağının önceki Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in talimatıyla hazırlandığını ancak daha sonra maliyetler göz önüne alınarak taslağın rafa kaldırıldığı bilgisini verdi. Yeni Bakan Dinçer’in ise taslağı Başbakanlığa gönderdiğini belirten dernek yöneticileri, Başbakanlık ve Çalışma Bakanlığı bürokratlarının burada bir çalışma yaptıkları bilgisinin kendilerine ulaştığını söylediler.




Dernekten alınan bilgiye göre, işçi emeklilerinin maaşlarının yasalar gereği asgari bin 200 civarına yükseltilmesi gerekiyor. Ancak bunun maaşlara geçmişe dönük uyarlanması için 3.5 ila 4 milyar lira kaynak gerekiyor. Yeni maaşların bütçeye yıllık yükünün ise 2 ila 3 milyar lira olacağı hesabı yapılıyor.



Ancak hükümetin maaşları 1200 seviyesi yerine 900 liraya yükselterek, işçi emeklilerinin dava açmasını önlemek istediği yorumları yapılıyor. Yasal bir hak olan intibak’ın yapılmaması durumunda işçi emeklilerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceği ve bunun da Türkiye’ye maliyetinin çok daha yüksek olacağı yorumları yapılıyor.



5 milyon işçi emeklisinin yaklaşık 3 milyonu 620 ila 650 lira ortalama maaş alıyor.

5 Haziran 2009 Cuma

işveren atıyor sendika rahatlıyor

Moderatöre Bildir 78.161.112.56



a.kaplan
Genel Moderatör
Üye

Online

Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 110



işveren atıyor sendika rahatlıyor
« Yanıtla #3 : Bugün 19:07:23 » Alıntı Değiştir Sil Konuyu böl

--------------------------------------------------------------------------------

Turnusol kağıdı işlevi gören küresel krizle Türk sendikacılığının içler acısı durumu da ortaya çıktı.

İşçi sendikaları, işverenin bağlı olduğu Oda ve Borsalar gibi aidat toplamaktan başka bir şey yapmazken işçi ve işveren kesiminin neredeyse tek ortak noktası hükümete el açmaları ve çözümü ondan beklemeleri.

Oda ve Borsalar üyelerinden topladıklarının çok cüzi bir kısmını yine üyelerine kredi olarak kullandırmaya başladı.

İşçi sendikaları bunu bile yapmıyor.

Oysa topladıkları aidatları işsiz kalan üyelerine kullandırarak onların geçici olarak hayatlarını idame etmesini sağlayabilirler.

***

Son dönemde sendika yöneticileri hakkındaki iddiaların artması sendikaların itibar kaybının en somut delili.

Bana ulaşan bir olay ve iddia şöyle:

Sanayi şehri Kocaeli'nde iki hafta önce Pirelli Lastik Fabrikası kriz nedeniyle 80 işçiyi çıkartacağını duyurdu.

Karara tepki gösteren çalışanlar vardiyayı terk etmeyerek fabrikada eylem başlattı. Bunun üzerine sendika fabrika yöneticileri ile görüşmelere başladı.

Müzakere sonunda 50 işçi kaldı, 30 işçi fabrikadaki arkadaşlarıyla vedalaşarak gözyaşlarıyla ayrıldılar.

İddialara göre atılan 30 işçi, fabrikadaki sendikanın içinde yer alan muhalifler. Sendika temsilcileri, işten çıkartılacaklar arasında kendine yakın olanları fabrikada tutarken kendine muhalif olanları da işverenin inisiyatifine bıraktı.

Böylece sendika yöneticileri fabrikada kendi muhaliflerini de tasfiye etmiş oldu.

İşten çıkartılanların arasında fabrikadaki işçi baş temsilcisinin de bulunması ve bunun da sendika yöneticilerine muhalif olması iddiaların ciddi olduğu izlenimini veriyor.

***

Sağlık İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu'nun yukarıdaki iddiaların artması ve sendikalar hakkındaki olumsuz fikirlerin önlenmesine yönelik güzel bir önerisi var.

Başoğlu, yoğunlaşan suiistimal söylentilerini yolsuzluk söylentilerini sendikaların mal beyanında bulunmak suretiyle gidermesini istiyor.

Bu konuda öncülüğü üstlenen Başoğlu geçen yıl Cumhurbaşkanlığı'na yazılı başvuruda bulunarak sendikanın Devlet Denetleme Kurulu tarafından denetlenmesini istemişti.

Bugüne kadar talebinin yerine gelmediğini belirten Mustafa Başoğlu, gönderdiği mektupta taşınır taşınmaz bütün mal varlığını da tek tek açıklamış.

Başoğlu mektubunda kısaca şöyle diyor:

1962 yılından beri aktif sendikacı olarak, sendikanın arabalarını veya telefonlarını özel işlerimde kullandığım takdirde, bunun karşılığında sendika kasasına para yatırdım. (Belgeleri ile sabittir.)

Sendikada ücretli yöneticilerin mal varlıklarını açıklamaları ve “Sendikacılar işçinin parasını yiyor” biçimindeki söylentileri ortadan kaldırmaları gerekir.

Hodri meydan.diyormustafa başoğlu düşününki 1962 yılından bu yana bilfiil sendikacı tam 48 yldır profesyonel sendikacı 30 yaşında sendikacı olduğunu varsayarsak sayın başoğlu tam 78 yaşında siz sayın sendikacılar mezarda emekliliğe hayır sakın demeyin çünkü mezarda emeklilik yaşı 65 tir siz ise 80 yaşındasınız
size diyecek sözüm yok siz yemeye devam edin sizi hala seçmeye devam eden işçiler utansın..

abdulrahimkaplan@hotmail.com

işçiye müjdeli haber

Çalışanlara Müjdeli Haber!
05 Haziran 2009 16:35Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, kıdem tazminatının kaldırılmasının söz konusu olmadığını söyledi. İşte ayrıntılar:

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, kıdem tazminatının kaldırılmasının söz konusu olmadığını söyledi.

Dinçer, Sosyal Güvenlik Kurumu Toplantı Salonu'nda ekonomi ve çalışma hayatı muhabirleriyle bir araya geldi.

Sosyal güvenlikte ana felsefesi belirlenmiş, çerçevesi çizilmiş bir alanda çalışmaları sürdüreceklerini anlatan Dinçer, ana stratejinin doğru olması dolayısıyla işlerinin kolay olacağını düşündüğünü söyledi.

Bundan sonraki süreçte temel paradigmayı değiştirmeyeceklerini vurgulayan Dinçer, uygulamada karşılaşılan sorunlarla ilgili olarak sosyal güvenlik reformunda değişiklikler olabileceğini dile getirdi. Dinçer, ''Sosyal güvenlik alanında çok temel bir değişiklik öngörmüyorum'' diye konuştu.

Kayıt dışı konusunda kamu idaresinde temel bir strateji belirleyeceklerini belirten Dinçer, Türkiye'de kamu idaresi ile ekonomik ve sosyal sektörler rasyonel bir zemine kavuştukça kayıt dışılığın önlenebileceğini vurguladı.

Kayıt dışıyla mücadele konusunda başlayan süreci önemsediğini ifade eden Dinçer, ''Kayıt dışına karşı ciddi ve iyi niyetli bir mücadele var. Zaman zaman yüzde 100 yürütülemese de uzun dönemde bu sorun çözülecektir'' dedi.

Dinçer, kamu idaresinin ödüllendiren değil, cezalandıran bir niteliğe sahip olduğuna işaret ederek, bu anlayışın değişmesi ve kayıt dışı ile mücadelenin iş yerlerinin yararına olduğunun anlatılabilmesi halinde olumlu bir adım atılacağını söyledi.

Otoriter yaklaşım tarzının sorunlar yaratabildiğini anlatan Dinçer, tek tek teftiş yerine rehberlik ve hocalık yapan bir modelin daha olumlu sonuçlar verebileceğini belirtti.

Ömer Dinçer, iş yeri teftişleri konusunda yeni bir projeyi hayata geçirmeyi planladıkları bilgisini verdi. Bu alandaki mevcut yaklaşım tarzını değiştirmeyi öngördüklerini anlatan Dinçer, bu konuyu net bir şekilde planladıktan sonra kamuoyuyla paylaşacaklarını ifade etti.

AB ve ILO standartlarının ülkeler için temel bir gereklilik olduğunu vurgulayan Dinçer, bunların içselleştirilmesinin zaman gerektirdiğini ve çaba istediğini dile getirdi.

''KIDEM TAZMİNATINDA UZLAŞMA ARAYACAĞIM''

Bakan Dinçer, son günlerde ortaya çıkan kıdem tazminatı gündemini kendisinin oluşturmadığını, kendisi göreve gelmeden önce bu konunun Üçlü Danışma Kurulu gündemine alındığını anımsattı. Dinçer, ''Ben kıdem tazminatını gelir gelmez gündeme getirmiş değilim'' dedi.

Bu konuda bir mutabakat sağlanması ve ''güle oynaya'' bir karar verilmesini istediğini vurgulayan Dinçer, şunları kaydetti:

''Konuşmazsak, duvarlar örersek sorunu çözemeyiz. Ben sorunun varlığını kabul ediyorum. Çözüme ilişkin modeli konuşarak ortaya koyabiliriz. Kıdem tazminatının kaldırılması diye bir şey yok. Fon, tıpkı İşsizlik Fonu'nda olduğu gibi işten ayrılındığında belli bir tazminat ödenmesini garanti altına alıyor. Mevcut haklar aynen korunacak. Yeni katılanlarla ilgili düzenleme yapılacak. Devletin teminatı olacak.''
Dinçer, kıdem tazminatında yapılacak olası bir düzenleme için sosyal taraflarla uzlaşma arayacağını bildirdi.

Kıdem tazminatı konusunda kendisinin ortaya koyduğu bir model olmadığına işaret eden Dinçer, bu nedenle olası bir düzenleme için bir takvimden söz edilemeyeceğini, kendisinin de şu anda ''moderatör' konumunda bulunduğunu söyledi.

Dinçer, sendikaların bu konuda izlenecek sürece dahil olmasının oluşabilecek yanlışlıkların önlenmesine imkan vereceğini belirterek, ''Şu andaki zamanlama işverenler için uygun ama işçiler açısından uygun değil'' diye konuştu.

İşsizlik sigortasında sahiplik ölçülerinin başlangıçta zor olabileceğine ancak 3-5 yıl gibi bir dönemde bu kapsama milyonların girebileceğine işaret eden Dinçer, ''Popülist yaklaşımla hak sahipliği şartlarını gevşetirsek yarın bizi suçlayabilirsiniz. İşsizlik sigortasında oyunun tarafları belli ve kuralları bilinmekte'' dedi.

''İŞSİZLİĞİN ÇÖZÜMÜ EKONOMİK BÜYÜME''

Küresel krizin işsizlik sorununu daha da ağırlaştırdığını dile getiren Dinçer, kronik işsizliğin çözümünün makro ekonomik büyümeden geçtiğini, ekonomik büyümeyle bu sorunun da gerileyeceğini vurguladı.

Dün açıklanan yatırım teşvik sisteminin ekonomik büyümeyi sağlayacak ve yapısal işsizliği hedef alan bir program olduğunu anlatan Dinçer, bakanlığın istihdamın genişletilmesiyle ilgili programın ise gerçek anlamda işsizliği çözmeye değil, kriz nedeniyle ortaya çıkan ağır işsizliğin sosyal etkilerini azaltmaya yönelik olduğuna dikkati çekti. Dinçer, hem yapısal hem de konjonktürel işsizliğe karşı bir takım tedbirleri ortaya koydukları kaydetti.

Dinçer, geçici istihdam konusunda, illerdeki istihdam ve mesleki eğitim kurullarının toplum yararına ihtiyaç duyulan konuları belirleyip, ilgili projeleri onaylayacaklarını ve hizmet satın alma yöntemiyle bunların karşılanacağını söyledi. Dinçer, bu kapsamda istihdam edileceklerin İŞKUR'a kayıtlı olmalarına bakılmayacağını, yeni istihdam şartının yerine getirilip getirilmediğine bakılacağını belirtti.

Dün açıklanan paketin düşünüldüğü gibi yüksek maliyeti bulunmadığına işaret eden Dinçer, yatırımlar konusundaki düzenlemeler için bir kaynağa ihtiyaç olmayacağını çünkü sadece ileriye dönük bazı gelirlerden vazgeçildiğini anlattı.

Dinçer, paketin istihdam ayağıyla ilgili 2009-2010 yılları proje değerinin ise 1 milyar 6 milyon TL olduğu bilgisini verdi.

PRİMSİZ ÖDEMELERE İLİŞKİN ÇALIŞMA

Ömer Dinçer, primsiz ödemeler konusunda da bir çalışma başlatacaklarını bildirdi.

Bu konuda yeni baştan bir çalışmaya gerek olmadığını dile getiren Dinçer, belli bir noktaya gelindiğini söyledi.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu'nun da primsiz ödemeler kapsamına alınması gerektiği düşüncesinde olduğunu aktaran Dinçer, ''Ülkenin genel yararını, bazı kesimlerin, grupların yararına feda etmeyelim'' diye konuştu.

''TÜKETİMİ TEŞVİKLE SIKINTIYI AŞAMAYIZ''

Krizin aşılması sürecinde ara malı talebinin canlandırılması gerektiğini vurgulayan Dinçer, ''Tüketimi teşvik edecek tedbirlerle yaşadığımız sıkıntıyı aşamayız. Tüketime para aktarıldığı halde bu gıda ve giyime yönelecektir. Bireysel tüketim yerine girdiyi teşvik eden bir mekanizmayı oluşturmalıyız. Lütfen (insanlara para verin) demeyin'' dedi.

Kısa çalışma ödeneği, işsizlik sigortası için yapılan başvurularda azalma olduğuna dikkati çeken Dinçer, ''İşsizlik azalacak demiyoruz ama işsizlik artış oranı azalıyor'' diye konuştu.

Ömer Dinçer, nisan ayı itibarıyla kısa çalışma ödeneğinden 32 milyon 881 bin 173 TL ödeme yapıldığını, başvuru süresinin yetersiz kalması halinde bunu uzatabileceklerini belirti.

Aktif sigortalı sayısında son aylarda bir azalmanın göze çarptığını ifade eden Dinçer, bunun doğal olarak prim gelirlerini düşürdüğünü ancak sağlıklı bir değerlendirme için 2 aylık bir bekleme süresine ihtiyaç olduğunu kaydetti.

4 Haziran 2009 Perşembe

HÜKÜMET KİME ZAM VERECEK

1 Haberdar Ol / Gündemdeki Haber Başlıkları... / HÜKÜMET KİME ZAM VERECEK? : Bugün 20:25:42
Başlıktada belirttiğim gibi hükümet kime zam verecek.
Her şeye rağmen koltuklarına yapışan sendikacıların önderliğindeki sendikacılarla mı?
yoksa 70 yaşına gelmiş sırtını bir yerlere dayamış sendikacılarlamı?
yada Baston ve koltuk değnekleriyle yürüyebilen sendikacılarlamı?
Ergenekon davasından tutuklu bulunan sendikacılarlamı?
yoksa işçi sınıfını karşısına alma pahasına olağanüstü genel kuruldan kaçan sendikacılarlamı işçilere zam verecek.bu hükümet
sevgili arkadaşlar zam verilmez alınır hak verilmez alınır. ama işçi sınıfıyla , sendikacısıyla , esnafıyla , işsiziyle bir bütün olan ülkelerde
yani sendika içi demokrasini n çalıştığı sendikaların toplumla bütünleştiği toplumlarda için hak alınır.
Bakın 2009 yılı toplu iş sözleşmesi için hükümetten gelen teklife bakın 2009 yılı 6 aylık dilimler için% 3 .zaaaaam
2010 yılı 6 aylık dilimler için % 2.5 er zaaaaam 1000 lira altında maaş alan işçilere 25 lira zaaaam ..
desenize 2 inci yevmiye skalası mağdurları yaşadı mağdurluktan kurtuldular. onlar sendikacılara kurban oldular .
onların yapacağı tek iş var biz bu sendikacıları istemiyoruz.
bütün şubelerde muhalefet uluşturacaklar. siz o zaman görün nasıl zam aliyorlar.
sevgili arkadaşlar kimi işkollarında 6 aydır kimi iş kollarında 3 aydır toplu iş sözleşmesi başlıyalı ALLAH için söyleyin
TÜRK İŞ ve bağlı sendikaların hiç bir eylemi hiç bir bemecini gördünüzmü ? yada duydunuzmu? duyamasınız çünkü karınları tok sırtları pek.
işçiler onların umurunda değil. çünkü her sendikacının toplam işçiye maliyeti yaklaşık 15 bin lira civarındadır.
kusura bakmasınlar ya aldıkları parayı hak etsinler yada sendikayı bıraksınlar. bıraksınlarki genç dinamik işçilerle bütünleşmiş halkıyla bütünleşmiş ,
2 yevmiye skalasını içine sindirmeyen sendika olanaklarını işçilere baskı aracı olarak kulanmayan ,
işçileri iverene ispiyon etmeyen genç emekçiler sendika yönetimlerine gelsin.
yoksa alacağınız zam % 2 dir söz karar sizin elinizde. ya hep berabr ya hiç birimiz..
abdulrahimkaplan@hotmail.com

3 Haziran 2009 Çarşamba

MAHKEME KARARI

1 Çalışma Yaşamı / Yol-İş / MAHKEME KARARI : Bugün 19:01:54
Sevgili karayolları ; Bayındırlık ve DLH çalışanları mersin yoliş sendikası 1 nolu şube nin olağan üstü genel kurulu talebimizi ret kararı vermesinden sonra başlattığımız yargı süreci bugün mersin 1 iş mahkemesi talebimize red kararı verdi.
gerekçeli karar çıktıktan sonra temiz için danıştaya başvuracağiz olağan üstü genel kurul için sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
bundan sonraki süreçte hem olağan üstü genel kurul için mücadelemizi sürdüreceğiz hemde olağan genel kurul delege çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
bütün teşkilatı dolaşacağız en ücra şantiye ve bakım evlerine olaşacağız bu günkü mevcut sendika yöneticilerinin işçiler arasında nasıl nıfak tohumları ektiğini
nasıl ırkçılık yaptıklarını işçi sorunlarını çözemediklerini işverenden nasıl tokat yediklerini anlatacağız bütün bu problemleri işçilere anlattığımızda inaniyorumki
hiç bir işçi arkadaşımız bu yöneticilerimize daha itibar etmeyecektir.
onun için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz taki 15 sene önce teşkilattan EMEKLİ olmuş sözde sendikacıları EMEKLİ edene kadar sürdüreceğiz bundan dolayı biz işçiler birbirimize sahip çıkacağız.
kurmuş olduğumuz karayolları çalışanları dayanışma derneğimize sahip çıkacağız. YOL: KOOP.a sahip çıkacağız .
ama şuna inaniyoruz hukuk kende biz haklıydık çünkü 12 maddenin tüm gereklerini yerine getirdik . çünkü olağanüstü genel kurul ile ilgilitüm şartları yerine getirdik yinede gerekçeli karar çıkmadan mahkeme kararıyla ilgili yorum yapmiyacağiz .
önümüzdeki süreçte bütün arkadaşları bu günkü şube yönetimine karşı mücadeleye ve birliğe çağiriyorum.
YAŞASIN İŞÇİLERİN BİRLİĞİ
YAŞASIN MÜCADELEMİZ
abdulrahimkaplan@hotmail.com

KİM HAKLI?

Konu emekli aylığı bağlamanma hesaplamasıyla ilgili TÜRK İŞ ile Habertürk gazetesi yazar Ali TEZEL arasınsaki söz düelosu kanımca Ali tezel haklı niye biliyormusunuz? eskiden 5 yıl ortalaması alınan emeklı aylığı bağlama daha sonra 10 yıl on yıl ortalaması alındı 1 ekim 2008 itibariyle tüm çalışma sürelerinin ortalaması alınıyor. burda emekli maaş bağlama tutarının düşeceği kesin ama ne kadar düşeceği de uzmanların işi.
TÜRK İŞ in genel başkanlıklara gönderdiği yazıda şöyle diyor. bazı yazılı ve görsel basdında çıkan yayınlara bakılırsa emekli bağlama oranları düşecekmiş böyle bir şey yok kesinlikle bu tür yayınlara itibar etmeyin diyor.
bu konu da adres gösteriyor SGK. ve TÜRK İŞ ama ikisinde de bu güne kadar hiç ses çıkmadı . TÜRK İŞ Ee soruyorum? SSK ya el konulduğunda sen ne yaptın?
Ali TEZEL diyorki TÜRK iş bilmediği konularda hariçten gazel okumasın istiyorlarsa mezun ettiğimiz 90 uzmandan bir tanesi onlara öğretsin.
birde TÜRK İŞ in açıklamasına bakalım , TÜRK İŞ sigortalının çalıştıkça emekli aylığının düşmesi sözkonusu değildir bu tür değerlendirmeler işçilerin kafasını karıştırmaktan başka birşey değildir. bu konularda bazı kişiler internette siteler kurarak kazanç sağlamaktadır diyor..
Ali TEZEL idia ediyor SSK ve Bağkur luların aylık prime esas kazancı 2200 liradan az ise alacakları emekli aylığı çalıştıkça düşer 2200 liradan fazlaysa aylıklaı aynı kala biliyor yada çok az miktarda arta biliyor. Ali TEZEL tekrar ediyor yaklaşık 1 aydır hergün basında bağıra bağıra söylüyorum ne SGK.de ne BAĞKUR da hiç bir tepki gelmedidiyor. TÜRK İŞin tepkisinide şu şekilde değerlendiriyor 1 TÜRK İŞte emekli aylığı hesaplamasını bilen olmayabilir.
2.TÜRKİŞ emekli aylığını çalıştıkça düştüğünü işçilerin öğrenmesini istemeyebilir .
3TÜRK iş bu işi beceremeye bilir.
bu arada bende hem TÜRK İŞ e hem sendika genel merkezlerine soruyorum?gerçekten emekli aylığı bağlama hesabını yapacak uzman kadro nuz yokmu?
Var ise neden ali tezel hakl veya haksız dır demiyor.
Eğer uzmanınız yoksa neden bir tane uzman görevlendirmiyorsunuz? yoksa ya aidatlar az geliyor yada eski sendikacı abilerimi ve çokuklarında sıra mı gelmiyor
abdulrahimkaplan@hotmail.com